Bulton’un İran hakkındaki yaygaraları
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i116581-bulton’un_İran_hakkındaki_yaygaraları
Amerika Başkanı Donald Trump’ın beyaz saraydaki milli güvenlik danışmanı John Bulton işgal altındaki Filistin topraklarına yaptığı üç günlük ziyaretinin sonunda bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti karşıtı mesnetsiz iddialarını tekrarlayarak, Washington yönetimi İran İslam Cumhuriyeti’ne davranışlarını değiştirmek üzere baskılarını arttıracağını açıkladı.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ağustos 23, 2018 08:37 Europe/Istanbul
  • Bulton’un İran hakkındaki yaygaraları

Amerika Başkanı Donald Trump’ın beyaz saraydaki milli güvenlik danışmanı John Bulton işgal altındaki Filistin topraklarına yaptığı üç günlük ziyaretinin sonunda bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti karşıtı mesnetsiz iddialarını tekrarlayarak, Washington yönetimi İran İslam Cumhuriyeti’ne davranışlarını değiştirmek üzere baskılarını arttıracağını açıkladı.

Çarşamba günü Amerika’nın işgal altındaki Filistin’de büyükelçiliği binasında gazetecilere açıklama yapan beyaz saray milli güvenlik danışmanı John Bulton, Amerika yönetimi hali hazırda İran İslam Cumhuriyeti’ne uyguladığı iktisadi yaptırımların ötesinde daha fazla baskı uygulayacağını ileri sürdü. Amerikalı şahin politikacı John Bulton ayrıca, Washington’un müttefikleri ile birlikte hareket ederek, İran İslam Cumhuriyeti’nin petrol ihracatını sıfır seviyesine düşüreceklerini iddia etti.

Amerika’nın hakim sınıfında İran İslam Cumhuriyeti karşıtlığı ile bilinen John Bulton, İran’ın barışçıl nükleer programı ve Ortadoğu bölgesinde aktif ve etkili varlığına karşı çıkıyor. Bulton bu özelliği sayesinde ABD’nin akılsız Başkanı Donald Trump’ın takımında yer aldı.

Amerika Başkanı Donald Trump’ın siyasi ve güvenlik takımı İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı en çok muhalefeti sergileyen Amerikalı politikacılardan oluşuyor. Bu konu bu zümrenin İran’a karşı sergiledikleri hasmane tutumlarında açıkça göze çarpıyor.

Gerçekte ABD Başkanı Trump’ın siyasi ve güvenlik takımının esas amacı, İran İslam Cumhuriyeti’ne azami düzeyde baskı uygulamak ve nihayetinde Tahran yönetimini Washington yönetimi ile müzakere etmeye zorlamaktır. Amerika Başkanı Trump şimdiye dek bir çok kez bu istediğini dile getirdi, ancak Amerikalı başkanlar İran İslam İnkılabı üzerinden geçen kırk yılda hiç bir zaman bu hedeflerine ulaşamadı.

Aslında Amerika’da son kırk yılda beyaz saraya yerleşen tüm yönetimler iktisadi yaptırımdan savaş tehdidi ve türlü kumpasların aracılığı ile İran İslam Cumhuriyeti nizamını eski rejim gibi Amerika’ya bağımlı hale getirmeye çalıştılar, ancak her defasında İran milleti ve nizam yetkililerinin uyanıklığı sayesinde bu şom hedeflerine ulaşamadılar.

Bugün Amerika’nın popülist Başkanı Donald Trump yönetimi de aynı yolu izliyor, fakat aradaki tek fark, yeni başkanın Amerika’nın önceki başkanlarına kıyasla daha utanmaz ve daha şerefsiz olmasıdır. Nitekim ne Trump ne de Amerika’nın şimdiki yönetiminde yer alan Bulton gibi yetkililer İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik kirli amaçlarını açıkça beyan etmekten bile çekinmiyor, üstelik bu şom hedeflerine ulaşma uğruna İran’a gerçek dışı her türlü suçlamayı da yönelterek kendilerinin kara yüzünü örtmeye çalışıyor.

Bu konuda İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçenlerde yaptığı bir açıklamasında Amerikalı şimdiki yetkililerin özellikle son aylarda daha da utanmaz ve daha da küstahlaştıklarını belirterek şöyle buyurdu:

Amerikalı yetkililer eskiden de açıklamalarında siyasi ve diplomatik edebe uymazdı, fakat Amerika rejiminin şimdiki yetkilileri sanki utanma duyguları tamamen ellerinden alınmışçasına dünya ile bu denli küstahça ve utanmaz bir şekilde ve edepsizce konuşuyorlar.

Amerika Başkanı Donald Trump yönetimi iktisadi baskıların yanı sıra korsan İsrail ve Suud rejimi ile el ele İran’a karşı siyasi baskılarını da sürdürerek  İran İslam Cumhuriyeti nizamının bölgesel davranışını da etkilemeye çalışıyor. Amerikalı yetkililer bu uğurda İran İslam Cumhuriyeti nizamına karşı bir dizi mesnetsiz iddiaları ileri sürüyor ve böylece uluslararası kamuoyunu da İran karşıtı planlarında kendi saflarına çekmeye çalışıyor.

Teröre destek, Suriye ve Yemen gibi bölge ülkelerinde yıkıcı varlık sergilemek, Amerika ve müttefiklerinin İran karşıtı tutumunun esas eksenini oluşturuyor. Bu durum Amerika yönetiminin İran karşıtı iddialarında ne denli sahtekarlılk yaptığını ortaya koyuyor. Amerika’nın İran’ı teröre destek vermekle suçlaması, Suud rejimi beyaz sarayın yeşil ışık yakması sayesinde her gün Yemen’de başta masum Yemenli çocuklar olmak üzere sivilleri katliam ettikleri halde gündeme geliyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde Suud rejimi ve müttefikleri Yemen’de öğrenci otobüsünü Amerikan yapımı bir bomba ile hedef aldı, olayda onlarca masum çocuk hayatını kaybetti, onlarcası da yaralandı. Bu cinayet başlı başına Amerikalı yetkililerin Yemen cinayetinde Suud rejimine destek verdiklerini ve utanmadan İran’ı bölgede terör yapmakla suçladığını ortaya koyuyor.

Tarih, nereye Amerikalılar ayak bastıysa, o bölgeye yıkım armağan ettiklerini ve bu varlığın şom sonucu da Amerika çıktıktan sonra türlü terör örgütlerinin türemesi ve Amerika tarafından desteklenmesi olduğunu gösteriyor. Bu bağlamda Harvard üniversitesi öğretim üyesi Stephen Walt şöyle diyor: Amerika’nın bölgeye nüfuzu tam olarak olumsuz etkileri olmuş ve IŞİD’in türemesi ve binlece ölü geride bırakması da Amerika’nın 2003 yılında Irak’a dayattığı savaşın sonucudur.