İran’ın ABD aleyhine açtığı davanın duruşmalarının başlaması üzerine
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i116814-İran’ın_abd_aleyhine_açtığı_davanın_duruşmalarının_başlaması_üzerine
BM’nin önemli alt kurumlarından biri olan uluslararası adalet divanı Pazartesi gününden itibaren başlamak üzere dört gün boyunca İran İslam Cumhuriyeti’nin ABD aleyhine açtığı davayı ele alıyor. Uluslararası adalet divanının ilk duruşmasında mahkemenin geçici karar verme yetkisinin bulunup bulunmadığının ele alınması bekleniyor.
(last modified 2025-05-18T06:53:41+00:00 )
Ağustos 28, 2018 02:44 Europe/Istanbul
  • İran- Adalet Divanı
    İran- Adalet Divanı

BM’nin önemli alt kurumlarından biri olan uluslararası adalet divanı Pazartesi gününden itibaren başlamak üzere dört gün boyunca İran İslam Cumhuriyeti’nin ABD aleyhine açtığı davayı ele alıyor. Uluslararası adalet divanının ilk duruşmasında mahkemenin geçici karar verme yetkisinin bulunup bulunmadığının ele alınması bekleniyor.

İran İslam Cumhuriyeti Amerika devleti İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan ve Bercam adı ile anılan uluslararası nükleer anlaşmadan tek yanlı ve illegal bir şekilde çekilmesinin ardından Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan uluslararası adalet divanında ABD aleyhine dava açtı.

İran İslam Cumhuriyeti’nin açtığı davada, Amerika yönetimi Bercam nükleer anlaşmasından çekildikten sonra nükleer yaptırımların yeniden uygulanması, İran ve Amerika arasında imzalanan dostluk anlaşmasını ihlal edeceği belirtildi.

İran ve Amerika arasında bu anlaşma 1955 yılında iki devlet tarafından imzalandı ve halen geçerlidir. Söz konusu dostluk anlaşmada taraflar birbirinin kamu ve özel sektörlerde ticari ve iktisadi çıkarları tehlikeye atacak hiç bir girişimde bulunmama yükümlülüğünü üstlendi. Anlaşmada ayrıca taraflar aralarındaki ihtilafları diplomatik yollardan çözemedikleri takdirde konuyu uluslararası adalet divanında gündeme getirmeleri öngörülmüştü.

Şimdi ise İran İslam Cumhuriyeti, Amerika yönetimi Bercam nükleer anlaşmasını ihlal ederek İran’ın iktisadi ve ticari çıkarlarına zarar verdiği için bu konuyu uluslararası adalet divanına taşımaya karar vermiş bulunuyor. Uluslararası adalet divani ise ilk adımda Amerika Dışişleri Bakanlığı’na resmi bir mektup yazarak Washington yönetiminden, divanın nihai kararını etkileme ihtimali bulunması yüzünden İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik yaptırımları yeniden uygulamaktan sakınmasını istedi. Ancak Amerikalı yetkililer divanın bu talebini umursamayınca İran bu kez yaptırımların yeniden uygulanma sürecinin durdurulması için mahkemeden geçici karar vermesini talep etti. Bu talep uluslararası adalet divanında kabul edildiği takdirde, Amerika devleti BM’nin bir üyesi ve uluslararası adalet divanının tüzüğünü kabul ederek imzalayan bir taraf olarak söz konusu uluslararası mahkemenin kararına uymak zorundadır.

Bu arada uluslararası adalet divanı bu konuda geçici karar verme yetkisine sahip olduğunu kabul edecek olursa, İran İslam Cumhuriyeti’nin ABD aleyhine açtığı esas dava bundan bir kaç ay sonra ele alınması bekleniyor.

Uluslararası adalet divanı bundan önce de iki kez İran İslam Cumhuriyeti ve ABD’nin karşılıklı olarak 1955 dostluk anlaşması çerçevesinde açtıkları iki davaya bakmıştı. Bu durum, uluslararası adalet divanı yargıçlarına göre İran ve Amerika arasında 1955 yılında imzalanan dostluk anlaşması İran’da İslam inkılabı gerçekleşmesi ve siyasi düzeninin değişmesine rağmen halâ geçerli olduğunu ortaya koyuyor. Nitekim her iki ülke söz konusu dostluk anlaşmasının üzerinden yaklaşık 60 yıl geçtiği halde şimdiye kadar anlaşmada yer alan maddelerden bu anlaşmayı feshetme yönünde yararlanmadıkları gözleniyor. Bu yüzden şimdi uluslararası adalet divanı sonuçta İran İslam Cumhuriyeti’nin ABD aleyhine açtığı davaya bakma yetkisi bulunduğu sonucuna varması ve ardından davanın esasına bakması bekleniyor.

Ancak yine de başta uluslararası adalet divanı olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşlarda hukuki karmaşıklıklar ve bu kurumlarda siyasetin hukuktan üstün tutulmasına bakıldığında, Amerika devleti aleyhinde nihai karar verilmesi ve bu davada İran milletinin haklı olduğuna itiraf edilmesi pek kesin ve kat’i gözükmüyor. Üstelik Amerika devletinin kara karnesi de bu ülkenin uluslararası adalet divanının nihai kararını hiçe saymaktan da asla çekinmeyeceğini gösteriyor. Ama yine de İran İslam Cumhuriyeti’nin açtığı davaya bakılması ve muhtemelen İran lehine karar verilmesi her halükarda İran İslam Cumhuriyeti için büyük bir hukuki zafer olacaktır, üstelik bu karar aynı zamanda Amerika devletinin İran İslam Cumhuriyeti nizamı üzerinde daha fazla baskı arttırmasını önleyeceği ve uygulanan baskıyı da hafifleteceği anlaşılıyor.

Bu konuda bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Ruhani’nin hukuk işlerinden sorumlu yardımcısı Leya Cüneydi şöyle diyor: Eğer söz konusu uluslararası mahkemede İran lehine karar çıkacak olursa, dünyanın diğer mahkemeleri de prensip olarak uluslararası adalet divanının kararına uyabilir, gerçi yine de Amerika mahkemelerinin bu kurala uymaları beklenmiyor. Ancak her halükarda karar, uluslararası adalet divanının kararı olduğundan, Amerika için uluslararası sorumluluk getireceği kesindir.