Merziye Haşimi’nin tutuklanması; insan hakları ihlali
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i124468-merziye_haşimi’nin_tutuklanması_insan_hakları_ihlali
Amerika devleti sürekli insan haklarını ve özgürlükleri savunduğunu iddia ediyor ve sürekli muhalif ülkeleri insan haklarını ihlal etmekle suçluyor. Ancak insan hakları örgütleri ve özellikle BM insan hakları konseyinin raporlarına göre Amerika dünyada insan haklarının en büyük ihlalcilerinden biridir.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Ocak 23, 2019 15:19 Europe/Istanbul
  • Merziye Haşimi’nin tutuklanması; insan hakları ihlali

Amerika devleti sürekli insan haklarını ve özgürlükleri savunduğunu iddia ediyor ve sürekli muhalif ülkeleri insan haklarını ihlal etmekle suçluyor. Ancak insan hakları örgütleri ve özellikle BM insan hakları konseyinin raporlarına göre Amerika dünyada insan haklarının en büyük ihlalcilerinden biridir.

Dünyada insan hakları alanında en karanlık karneye sahip olan Amerika devleti kendi halkına ve dünya kamuoyuna bu konuda hesap vermekten kaçınmak için sürekli başka ülkelerin insan haklarını sorgulamaya çalışıyor. Amerika Dışişleri Bakanlığı yıllık raporunda Amerikalı vatandaşların ve özellikle renkli derili insanların haklarını geniş çapta ihlallerini itiraf etmek yerine Amerika’nın çıkarcı politikalarına ve sultacılığına karşı çıkan ülkeleri insan hakları ihlalleri ile suçluyor.

 

Aslında kendini dünya polisi gibi gören Amerika başka ülkelerin insan hakları durumunda görüş beyan etmeyi üzerine vazifeymiş gibi algılıyor, fakat Amerika’da insan haklarının içler acısı durumuna hiç değinmiyor.

Amerika devleti sürekli insan hakları sloganlarını atması ve bu ülkede vatandaşların bireysel ve sosyal haklarını savunma iddiasına karşın yerlilere, azınlıklara, siyahilere, tutuklulara ve diğer kesimlere karşı tutumu ve insanların özel yaşam alanlarına müdahale etmesi ve diğer birçok icraatı, insan haklarını savunma iddiasının ne denli yalan olduğunu gösteriyor.

 

Amerika devletinin en yeni insan hakları ihlali örneği, İran’ın Press TV kanalının muhabiri ve sunucusu bayan Merziye Haşimi’yi gözaltına alması ve bu Müslüman kadına insanlık dışı bir şekilde davranılmasıdır.

Asıl adı Melanie Franklin olan Merziye Haşimi, Amerika’nın Colorado eyaletinde dünyaya geldi ve medya branşında eğitim aldı. Bayan Haşimi gençlik çağında İran İslam İnkılabının büyük önderi İmam Humeyni’nin -ks- kişiliğinden etkilenerek Müslüman oldu ve ardından İran’a göç etti. Bayan Haşimi yıllarca Press TV kanalında çalıştı ve Amerika’nın zorbalıklarını ve insanlık dışı politikalarını eleştirmekte etkili rol ifa etti.

 

Amerika asıllı bayan Merziye Haşimi ailesi ve hasta olan kardeşini ziyaret etmek üzere Amerika’ya gitmişti, fakat 13 Ocak 2019 Pazar günü hiç bir haklı gerekçe olmaksızın Amerika’nın Saint Luis havaalanında gözaltına alındı ve ardından Washington’da FBI’a ait bir hapishaneye intikal ettirildi. Bayan Haşimi ailesi ile telefon görüşmesinde hapishane yetkilileri kendisine hakaret içerikli ve uygunsuz biçimde davrandıklarını ve İslamî hicabını kaldırarak kendisinden fotoğraf çektiklerini belirtti.

 

İran devlet radyo televizyon kurumu dış yayınlardan sorumlu Başkan Yardımcısı Peyman Cebelli Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Amerikalı yetkililerin Merziye Haşimi’ye bu tarzda davranmalarını kınadı ve başörtüsünü almalarını İslamî mukaddesata ve değerlere saygısızlık niteledi. Aslında Amerika devleti her seferinde Merziye Haşimi’nin Amerika ziyareti esnasında sorun çıkarıyordu, fakat bu kez bayan Haşimi ailesi ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek ABD polisinin barbarca davranışını ifşa etmeyi başardı.

 

Bayan Haşimi ailesi ile telefon görüşmesinde gardiyanların İslamî hicabına el uzatmasından başka ona domuz eti içeren yiyecek vermeye çalıştıklarını ve helal yiyecek yönünde talebini reddettiklerini ve bu yüzden bu süre içerisinde sadece bisküvi ile beslendiğini anlattı.

Press TV muhabiri Colin Campbell  bayan Merziye Haşimi’nin hapiste tutulduğu şartların çok kötü olduğunu belirterek Amerikalı gardiyanların İslamî hicabını başından çektiklerini ve helal yiyecekten mahrum bıraktıklarını doğruladı. Bu arada bayan Haşimi’nin tutuklanma olayı, sınır tanımayan gazeteciler örgütü yıllık raporunda Amerika’yı gazeteciler için en tehlikeli ülkelerin arasında altıncı sırada açıkladığı bir sırada gündeme gelmişti.

 

Amerika devleti, bu ülkenin Dışişleri Bakanlığı sosyal paylaşım sitelerindeki sayfalarında ifade özgürlüğünü Amerikan anayasasında en kutsal ve en önemli tanınmış özgürlük olarak ilan ettiği ve Amerika’da ifade özgürlüğü önem ve değer itibarı ile doruk noktasında yer aldığını iddia ettiği halde bir gazeteciyi kendi ülkesinde gözaltına almıştı.

Amerika devleti tüm bu iddialarına rağmen hür düşünen ve haksızlıkları eleştiren bir muhabir ve sunucu olan bayan Haşimi’yi ezmek için Amerika seyahatini fırsat bilerek onu illegal bir şekilde tutukladı ve hatta hapiste zincire vurdu.

 

Bu arada Amerika yönetimi medya ve kamuoyunun baskıları yüzünden sonunda bayan Haşimi’yi hiç bir somut suçlama olmaksızın tutuklandığını doğrulamak zorunda kaldı. Bu doğrultuda 18 Ocak Cuma günü Amerika’da bir mahkeme, Press TV’nin Müslüman ve siyahi sunucusu bayan Merziye Haşimi’nin Washington’da gözaltında tutulduğunu açıkladı. Bayan  Haşimi şimdiye kadar iki kez avukatı ile birlikte Washington’da bir mahkemeye çıkarıldı.

 

 

Bundan başka bayan Haşimi’nin ünvanı açıklanmayan bir yargı süreci ile bağlantılı olarak ve anahtar şahit konumunda mahkemeye çıkarıldığı ve kendisine hiç bir suç yöneltilmediği belirtildi. Bayan Haşimi’nin ABD yasalarının ihlali ile ilgili olan dosya çerçevesinde yargıcın karşısında şahitlik yapması biter bitmez hemen serbest bırakılacağı açıklandı, fakat tam olarak ne zaman serbest bırakılacağı açıklanmadı.

 

Görünen o ki Amerika devleti bayan Merziye Haşimi’yi tutuklayarak hapse atmakla İran’ın İngilizce yayın yapan Press TV kanalından intikam almak istiyor. Zira Press TV kanalı şimdiye kadar sürekli doğru ve kanıtlara dayalı haberleri ve raporları ile Amerika devletinin zalimane ve insanlık dışı politikalarını eleştiriyor.

İran devlet radyo televizyon kurumu dış yayınlardan sorumlu Başkan Yardımcısı Peyman Cebelli inkılap cephesi medya aktivistlerinin oturumunda yaptığı açıklamaya göre, mahkemenin duruşmasından sonra bayan Haşimi’nin suçu bir nevi Press TV ile işbirliği yapmak olduğu anlaşılıyor.

 

Gerçi Amerika’dan gelen açıklamalarda bayan Haşimi’nin bir dosyada şahit olarak olarak mahkemeye çağrıldığı ileri sürüldü, fakat görünen o ki İran devlet radyo televizyon kurumu ve Press TV kanalı bu mahkemenin esas hedeflerini oluşturuyor. Amerika’da eski bir yasaya göre, federal hükümet insanları hiç bir suçlama yöneltmeden ve sırf bir dosyanın anahtar şahidi olarak gözaltına alabiliyor.

Miami üniversitesi hukuk hocası Ricardo Baskuas gazetecilere yaptığı açıklamada şöyle dedi: Amerika devleti birini tutuklamak istediği zaman bu yöntemden yararlanıyor, fakat bu işi için hiç bir haklı gerekçesi bulunmuyor. Gerçekte FBI sadece bilinmeyen belirsiz bir dosya için bayan Merziye Haşimi’yi tutuklamadı ve ayrıca onu kasıtlı bir şekilde taciz ve eziyet etti.

 

İran devlet radyo televizyon kurumu dış yayınlardan sorumlu Başkan Yardımcısı Peyman Cebelli’nin belirttiğine göre görünen o ki, beyaz saray milli güvenlik danışmanı John Bolton bayan Merziye Haşimi’yi tutuklama macerasının perde arkasında yer alıyor ve bu hareket tamamen siyasi bir harekettir. Amerika devleti bu hareketi ile İran’ın İngilizce yayın yapan Press TV kanalı başta olmak üzere sınır ötesi yayın yapan kanallarından intikam almak istiyor.

 

Amerika’da yayımlanan New York Times gazetesi de Press TV muhabirinin gözaltına alınmasını sıra dışı bir uygulama niteledi. Gazete konu ile ilgili raporunda, İran’ın Press TV kanalının Amerikalı muhabiri Merziye Haşimi Amerika’da anahtar bir tanık olarak gözaltına alındığını, fakat bu uygulama Amerika’nın yargı sürecinde sıra dışı bir uygulama olduğunu belirtti. Gazete, bayan Haşimi’nin hakkında hiç bir açıklama yapılmayan bir dosyanın soruşturma süreci çerçevesinde gözaltına alındığını, ancak ilginç olan şeyin de Amerikalı yetkililerin 18 Ocak Cuma gününe kadar bayan Haşimi’nin gözaltına alındığı haberini doğrulamadıklarından ibaret olduğunu kaydetti.

 

Öte yandan bayan Merziye Haşimi’nin gözaltına alınması ve kendisine insanlık dışı bir şekilde davranılması Amerika içinde ve dışında geniş tepkilere yol açtı. Amerika – İslam ilişkileri konseyi Amerikalı yetkililerin bayan Haşimi’yi dini haklarından mahrum bırakmalarının hiç bir haklı gerekçesi olmadığını açıkladı. Konsey konu ile ilgili yayımladığı bildiride adalet bakanlığı ve federal polis FBI’ın Press TV muhabiri bayan Haşimi’nin gözaltına alınma konusunda açıklama yapmaları gerektiğini belirtti. Bildiride ayrıca bayan Haşimi’nin hiç bir suçu olmaksızın gözaltına alındığı ve hapisteyken dini haklarından mahrum bırakıldığı belirtildi.

 

Britanya’nın İslamî insan hakları komisyonu hiç bir suçu olmaksızın Washington’da gözaltına alınan Press TV muhabiri bayan Merziye Haşimi’nin görüntülerini bir video projektör aracılığı ile BBC’nin Londra binasının dış cephesine yansıttı. İslamî insan hakları komisyonu bayan Hişimi’nin derhal serbest bırakılmasını istedi ve ayrıca “Nedan susuyorsunuz?”, “Bizim ifşaatımız zalimleri cinayet işlemeye mi yöneltti?”, “Hicabı için hapse atılan büyükanne”, gibi başlıkların altında bazı yazıları yayımladı.

 

İslamî insan hakları komisyonu bu hareketi ile bir yandan Amerika devletine itiraz ederken, öbür yandan da başta BBC olmak üzere Batılı medya organları ve insan hakları örgütlerinin bayan Haşimi’nin tutuklanmasına yönelik  sessizliğini eleştirdi ve bu zümrenin bu tutumları, iddia ettikleri insan hakları ve demokrasi ilkeleri ile bağdaşmadığını vurguladı. Britanya İslamî insan hakları komisyonu Başkanı Mesut Şecere de bir açıklama yaparak Amerika’da bayan Haşimi’nin tutuklanması ve tutukluluk sırasındaki durumuna itiraz etmek amacıyla BM raportörüne bir mektup yazdıklarını belirtti. Şecere, ABD Başkanı Donald Trump yalan ve hakaret içerikli twitlerinden başka hiç bir şeyin yayımlanmasını istemeyen biri olduğunu vurguladı.

 

Bayan Haşimi’nin gözaltına alınması ve kendisine insanlık dışı davranılması Amerika devletinin insan hakları karşıtı mahiyetini açıkça gözler önüne seriyor. Nitekim Amerika’nın şimdiki Başkanı Donald Trump da açıkça ırkçı ve İslam karşıtı sloganlar atıyor ve insan hakları ilkelerini hiç umursamadığını ortaya koyuyor. Kuşkusuz Amerika devletinin Merziye Haşimi’ye karşı davranışlarında bayan Haşimi’nin hem Müslüman ve hem siyahi olmasının büyük etkisi olmuştur.

Amerika’da ifade özgürlüğü sırf bir slogandır ve hiç bir zaman uygulanmayan bir özgürlüktür. Bu durum ABD’nin şimdiki Başkanı Donald Trump döneminde daha da bariz bir şekilde ortaya çıkmıştır.012