Astana süreci, Suriye toprak bütünlüğünün garantörü
-
Astana süreci, Suriye toprak bütünlüğünün garantörü
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Soçi üçlü Zirve toplantının sonunda yaptığı konuşmada, " İran, Rusya ve Türkiye liderlerinin ortak hedefi terörizmle kesin mücadele, Suriye’de güvenlik ve istikrarın geri sağlanması, yeni anayasanın tedvin edilmesi ve Suriye toprak bütünlüğünün korunmasıdır" dedi.
Cumhurbaşkanı Hasan ruhani Perşembe akşamı günübirlik Soçi Zirvesi sonrası, Türkiye ve Rusya cumhurbaşkanları ile düzenlenen ortak basın toplantısında Suriye'de İdlip ve özellikle Doğu Fırat Bölgesi ile ilgili yaptığı vurguda, " ister İdlip ister Doğu Fırat bölgesi olsun, tüm Suriye topraklarının Suriye'nin yasal hükümetinin hakimiyeti altında olması gerektiğini" belirterek Suriye toprak bütünlüğü ve milli hakimiyetinin her 3 ülke tarafından vurgulandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin bu görüşü Soçi üçlü Zirve toplantısının 17 maddelik ortak bildirisinde de dikkate alındı ve İran, Türkiye ve Rusya devlet başkanları Suriye'nin milli hakimiyeti, bağımsızlığı, vahdeti ve toprak bütünlüğü,, ayrıca Birleşmiş Milletler Tüzüğü ilkeleri ve hedeflerine vurgu yaptılar.
14 Şubat Soçi zirve toplantısı, Rusya, Türkiye ve İran cumhurbaşkanlarının " Astana süreci" çerçevesindeki 4. Oturumları idi. Söz konusu müzakerelerin Suriye'de barış garantör ülkelerin devlet başkanları düzeyinde devam etmesi yapılan görüşmelerin Suriye krizinin siyasi çözüm sürecindeki etkinliğini gözler önüne seriyor.
Rusya, Türkiye ve İran cumhurbaşkanlarının 5. üçlü Zirve toplantısının Türkiye'de ve Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında düzenlenmesine verilen karar ise, Astana sürecinin yapıcı olduğu ve dünya çapında herhangi bir alternatifi olmadığı gerçeğini daha da gözler önüne seriyor.
Bu bağlamda İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı özel siyasi işlerden sorumlu üst düzey Yardımcısı Hüseyin Cabiri Ensari'ye göre İran Rusya ve Türkiye’nin Astana sürecindeki son yıllarda gerçekleşen görüşmeleri, kendi etkinliğini ispatlamıştır ve devam etmesi gerekiyor.
Astana sürecinin başarısı ve verimliliğinin sebebi Suriye krizinin tüm boyutlarını aynı anda ele almasından kaynaklanıyor. Türkiye, İran ve Rusya; Suriye'de istikrarın sağlanarak korunması, geri kalan teröristler ile kesin mücadele edilmesi, yeni anayasanın tedvin edilmesi, mültecilerin geri dönmesi ve ülkenin yeniden imarı için çalışmalara vurgu yaparken tüm bunların Suriye toprak bütünlüğünün korunması ve Suriye yönetiminin eksen alınması çerçevesinde ilerletmeye çalışıyorlar.
Aslında bu önemli temel konu, Astana süreci ve " Cenevre süreci" çerçevesinde yapılan uluslararası diğer çalışmalar arasındaki en büyük farklılıktır üstelik Suriye krizi çözümündeki Astana sürecinin mantıklı bakış açısı, kendi etkinliği ve nüfuzunu ispatlamış bulunuyor.
Bu bağlamda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov batının Suriye krizinin çözümü için uygun çözüm sunma konusundaki acziyetine işaretle, " Moskova'nın Astana sürecinde Rusya, İran ve Türkiye'nin girişimlerine karşı hiç mantıklı alternatif görmediğini" belirti.
Tabii ki İran, Türkiye ve Rusya'nın Astana sürecindeki tüm işbirliklerine rağmen yine de İdlip ve Doğu Fırat gibi Suriye'nin bazı bölgeleri konusundaki endişeler ve kaygılar devam ediyor. Fakat İran İslam Cumhuriyeti cumhurbaşkanının Soçi zirvesinde belirttiği gibi " bu endişelerin giderilmesindeki en istikrarlı yol, Suriye yasal yönetimi ile işbirliğidir."
İdlip ve Doğu Fırat Suriye topraklarının bir parçasıdır ve bu bölgelere yönelik yapılacak her türlü girişim, Şam yönetiminin işbirliğini gerektiriyor. Bazı terör grupları hala İdlip'te saldırılarına devam ediyorlar, ki aralarında adını "Heyet-i Tahrir-i Şam" olarak değiştiren Nusra Cephesine deneyebiliriz.
Söz konusu terörü grubu adını değiştirme sayesinde İdlip'te daha fazla saldırıda bulunmaya çalışıyor; fakat mevcut şartlarda İran, Rusya ve özellikle Türkiye, Astana süreci çerçevesinde, söz konusu terör grubunun faaliyetlerine karşı önemli role sahiptir. Astana sürecinin şimdiye kadar başarılı tecrübesi dikkate alındığında bu sürecin Suriye'nin geleceğinde istikrarı, garanti edebilen tek süreç olduğu söylenebilir./