Ayetullah Hamenei: Avrupalılar Bercam konusunda İran'ı Sırtından hançerledi
-
Rehber
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei, Hicri Şemsi yılın ilk gününde İmam Rıza as’ın hareminin ziyaretçileri ve yakınlarında yaşayan insanların coşkulu kitlesini kabulünde, gündemdeki konular, Batılı devletlerin İran’a karşı gelmeleri, ekonomi ve üretimin gelişimi ile ilgili önemli noktalara değindi.
İslam İnkılabı Liderinin sözleri dış siyaset ve Batının mahiyetinin tanınması bakışından önemli noktalar üzerine odaklandı.
İslam İnkılabı Liderinin sözlerindeki önemli konulardan biri de ekonomik gücün istikrarlı gelişimi ve ekonomik caydırıcılık konuları idi. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamenei bu stratejik hedefin gerçekleşmesi için Batılıların yardımları ve desteklerinden ümidi kesmek gerektiğini belirterek şöyle bir hatırlatmada bulundu:” Yakından gözümüzle gördüğümüz Batılıların davranışları ve tarihi tecrübelerimiz, onların her an komplo, ihanet ve sırtından hançerlemeye müsait olduğunu kestirebiliriz. Ancak onların bize yardım etmesi, sadakat göstermesi veya yanımızda yer almalarını beklemek yanlıştır.”
İslam İnkılabı Rehberinin açıklamalarında önemle üzerinde durduğu bir başka husus da “ İslam Cumhuriyeti’nin Batılı devletler ile meseleleridir. İslam İnkılabı Rehberi, Batının tehditlerini İran milletine hatırlatan şahısların bilinçli veya bilinçsiz olarak düşmanların İran’a karşı meydan okumalarının ve psikolojik savaşının etkisi altında kaldıklarını hatırlatarak son bir yılda düşmanların meydan okumalarını örnek göstererek şöyle buyurdular:” Amerika’nın üst düzey ahmaklarından biri Bercam Nükleer Anlaşmasından çekilirsek İran milletini ekmek almaktan bile aciz bırakacağız, İran sokaklarında isyan çıkacaktır demişti. Onlardan bir başkası ise 2019 Noel’ini Tahran’da kutlayacağız demişti. İşte bu sözler onların ahmaklığından, habaset ve psikolojik savaşından veya her ikisinden kaynaklanıyor. “
Amerika’daki stratejik ve araştırma merkezlerinin birçoğuna göre İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı sert savaşın işlevsiz olmasının yanı sıra muhtemelen Amerika’nın İran’a karşı sert savaşın yıpratıcı bir savaşa dönüşmesi ile başarısızlıkla sonuçlanacaktır.
Amerika’nın dış siyasetindeki yaratıcılardan biri olan ünlü Amerikan stratejistleri Marc Palmer ise “ İran-Amerika, Yeni Strateji” başlıklı raporunda şunları yazdı:
İran, nadir bir güce dönüşerek artık askeri saldırı ve sert savaşla devrilmeyecek bir güç haline gelmiştir. İslam Cumhuriyeti düzenini devirmek için yumuşak savaş ve propaganda araçlarının yardımları ile yapılan psikolojik savaşa ve medyatik savaş doktrinine baş vurulması tek çaredir. “
Avrupa ve Amerika’da güç ve siyasetin, zalimane, mantıksız ve aşırı istekli olduğunda kuşku yoktur. Bu davranış modelini ise Batı’nın terörizme, insan hakları meselelerine ve nükleer faaliyetlere yönelik tutumlarında açıkça görmek mümkün.
İslam İnkılabı Lideri, konuşmasının bir başka bölümünde ise, “ Suudi yönetiminin bölgenin en despot, en diktatör, en zalim, en fasit ve en bağımlı yönetimi olduğunu” hatırlatıp şöyle buyurdular:” Batılılar böyle bir yönetim için nükleer tesisler ve füze üretim merkezi tedarik ediyor çünkü Suudi yönetimi onlara bağlıdır. “
Bu gerçekler, şirretin ve kötülüğün Avrupa ve Amerika’nın zatı ve doğasında kök saldığını göstermektedir.
İslam İnkılabı rehberi Ayetullah Hamenei’nin de altını çizdiği gibi, Bercam Nükleer Anlaşmasında da Avrupalıların sorumlulukları ve onların yaptıkları kesinlikle birbiriyle uyuşmuyor.
İslam İnkılabı Rehberi İran ve Avrupa arasında oluşturulan mali kanalı konusunu ise anlamsız acı bir komediye benzettiler.
Buna karşın İran milletinin Batının siyasal ekonomik oyunları karşısındaki hedefi ve yolu bellidir.
İşte tam da bu yüzden İslam İnkılabı rehberi Hicri Şemsi 1398 yılını, “fırsatlar yılı” olarak tanımlayarak düşmanlarına da İran’ın savunma gücüne itiraf ettiğine vurgu yapıp şöyle buyurdular: "İslam Cumhuriyeti’nin savunma alanındaki kabiliyeti ve ağır duruşu, gerçekte yaptırımlar sayesinde elde edilen caydırıcılık gücüdür. Ekonomik meselelerde ise yine yaptırımlardan yararlanıp ekonomik caydırıcılık yaratabiliriz.”