Nükleer Teknoloji Milli Günü
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i128127-nükleer_teknoloji_milli_günü
2006 yılı 9 Nisan gününde İranlı bilim insanları, nükleer yakıtın tam döngüsünü laboratuvar bazında başarı ile denediler.
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Nisan 09, 2019 15:40 Europe/Istanbul
  • Nükleer Teknoloji Milli Günü

2006 yılı 9 Nisan gününde İranlı bilim insanları, nükleer yakıtın tam döngüsünü laboratuvar bazında başarı ile denediler.

İranlı uzmanlar ve bilim adamlarının uranyumun zenginleştirilmesi ve İran yapımı santrifüjler vasıtası ile zenginleştirmenin tam döngüsünü başarılı bir şekilde hayata geçirmesi başarı haberinin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna verilmesi ile İran da barışçıl faaliyetler çerçevesinde uranyum zenginleştirmesi teknolojisine sahip olan ülkeler arasında yer aldı.

Bu büyük bilimsel başarının ardından, İran İslam İnkılabı Yüksek Kültürel Konseyinin kararı ile İranlı bilim insanlarının barışçıl nükleer teknoloji alanında bu başarılarının takdiri için İran takviminin 20 Ferverdin günü, yani 9 Nisan günü, " Milli Nükleer Teknoloji Günü " olarak adlandırıldı.

Nükleer teknoloji doğada bulunan uranyumun atomlarının parçalanması ile zenginleştirilmiş uranyuma dönüştürülmesi ve bu dönüşümün birçok bilimsel ve endüstriyel alanda kullanılmasıdır.

Nükleer teknoloji High tech adı ile de bilinen yüksek teknolojilerden sayılır. Günümüzde nükleer bilimin insanoğlunun hayatındaki etkisi inkar edilemez derecede önemlidir. Böylece bu alandaki ilerlemeler, sürdürülebilir kalkınmak için temel ve gerekli bir öğe sayılmaktadır.

Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşmasına göre nükleer bilim alanında faaliyet gösterme, bu antlaşmaya katılan ve eklerine de bağlı kalan her ülkenin yasal hakkı sayılır.

Mevcutta dünyada yaklaşık 10 ülke bu teknolojiye sahiptir. Nükleer enerjinin farklı kullanımları vardır. Bu yüzden nükleer teknolojiye sahip olma birçok ülkenin hayali olmuştur. Son yarım yüzyılda nükleer teknoloji, endüstrinin, tarımcılığın ve tıbbın kalkınması ve gelişmesinde önemli bir rol ifa etmiştir.

Radyoizotopların hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde kullanılması, nükleer enerjisinin elektriğin, kaliteli ve özel dayanıklı ürünlerin üretiminde ve üstün kaliteli tarımcılıkta kullanılması bu alandaki faaliyetlerden bir kaçıdır.

 

İran İslam Cumhuriyeti Atom Enerjisi Kurumu başkanı Ali Ekber Salihi bu konuda şöyle bir açıklama yapmıştır:" Biz 10 yıl önce yüzde 20 kadar zenginleştirilmiş uranyum satın almak istiyorduk. Bunun için UAEK'a mektup yazdık ve onlar da bize şart koşmaya başladılar. Ben o dönemde UAEK dönem başkanı El Beradei'nin yanına gidip bu konuyu görüştüm. Muhammed El Beradei, Rusların ve Amerikalıların kuruma yazdığı gayrı resmi mektubu bana gösterdi. Bu iki ülke, İran'ın isteğinin yerine getirilmesi için bir çok şart koşmuşlardı. İran'a döndükten sonra dönem Cumhurbaşkanına böyle bir şartların koşulduğunu ve bize yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyumun verilmeyeceğini, bu alanda kendimizin işe koyulmamız gerektiğini ve bunun yapılmadığı takdirde Tahran'daki reaktörün faaliyetinin durdurulması ile radyoilaçların üretiminin de aksamasını hatırlattım. Dönem cumhurbaşkanı hemen işe koyulalım dediler ve biz de çalışmalarımızı başlattık. "

İşte bu açıklamalardan sonra İran'ın blöf yaptığı ve yüzde 20 kadar zenginleştirilmiş uranyum üretemeyeceği söylendi. Ancak İran, iki yıl kadar az bir süre içerisinde bu alanda başarıya ulaştı. Şimdi ise Tahran reaktörü yüzde 20'lik zenginleştirilmiş uranyum yakıtı ile faaliyet göstermektedir. Bu başarıların ve kazanımların devamında 2019 Ocak ayının ortalarında İran, Tahran reaktöründe kullanılmak üzere modern yüzde 20'lik yakıt projesini hayata geçirmeye başladı.

 

Bu alandaki başarılar, Amerika'nın İran'ın barışçıl nükleer faaliyetlerini durdurması ve İran'a darbe indirmesi için her türlü komploya ve girişime baş vurduğu bir dönemde elde edilmiştir.

 

İran, nükleer teknoloji ve bilimi yolunda, siyasi, hukuki ve ekonomik zorluklara katlanmış ve en önemlisi de yabancı güçler tarafından süikaste uğratılan Mustafa Ahmedi Rovşen, Mesud Alimuhammedi, Mecid Şehriyari ve Dariyuş Rezayinejad gibi nükleer bilginleri şehit vermiştir.

 

İran'ın nükleer bilimsel projelerindeki sabotaj girişimleri, Stuxnet adlı yazılım virüsünün İran'ın nükleer faaliyetlerini bozmak için tasarlanması ve bulaştırılmaya çalışılması, İran'ın bu alandaki başarılarına yönelik hasmane girişimlerin bir başka örneğidir. Ancak tüm bu sinsi girişimlere rağmen İran milleti nükleer enerji alanındaki haklarından vazgeçmemiş ve özellikle de bu alandaki barışçıl avantajlarından geri adım atmamıştır.

Amerika Başkanı Donald Trump  8 Mayıs 2018'de uzun bir süre Bercam Nükleer Anlaşmasından çekilme tehdidinde bulunmasına karşın sonunda bu uluslararası anlaşmadan çekildi ve bunun ardından da Bercam Nükleer Anlaşması sayesinde askıya alınan yaptırımları dört aylık ve 6 aylık gibi iki etapta yeniden hayata geçirdi.

 

Amerika'nın bu uluslararası anlaşmadan çekilmesinin ardından ve İran'ın 8, 10 ve 15 yıllık aralar ile gönüllü olarak bazı nükleer kısıtlamaları göze alıp Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile tam işbirliği yapmasına rağmen Amerika İran'ın barışçıl nükleer faaliyetleri ve bu teknolojiden yararlanma yolunda hala engel oluşturmak niyetinden vazgeçmemiştir. İşte Amerika'nın bu engelleme ve zorluk çıkarma siyasetinden dolayı uluslararası güçler ile varılan Bercam Nükleer Anlaşması da İran'ın nükleer çıkarları ve yaptırımların etkilerinden korunmasına yol açmadı.

Bercam Nükleer Anlaşmasının diğer tarafları olan Avrupalı ülkeler, Çin ve Rusya Amerika'nın bu uluslararası anlaşmadan çekilmesinin ardından İran'ın yanında yer alarak bu anlaşmanın korunmasından yana tavır sergileyip Amerika'sız bir anlaşma için çaba gösterdiler. İran da bu tarafların bu tavrını iyi karşılayarak bu anlaşmanın korunması için İran'ın çıkarlarının korunması ve karşılanması şartını koştular.

 

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi Euronews'a verdiği mülakatta şöyle bir vurgulamada bulundu:" İran'ın Bercam Nükleer Anlaşmasından çıkmaya karar verip anlaşma öncesi koşullara dönmesi halinde 4 gün içerisinde yüzde 20'lik zenginleştirmeye başlamasının yanı sıra uranyum metalinin üretimini yapacak fabrikanın işe başlaması da söz konusu olacaktır."

 

İran, Britanya, Fransa, Almanya gibi Bercam Nükleer Anlaşmasının Avrupalı tarafları ile beraber SPV adı ile bilinen özel mali sistem konusunda anlaşmaya vardı. Bu sisteme esasen ilk etapta Avrupa'daki küçük mali, bankacılık ve ticari enstitüleri ve bir sonraki etapta başka ülkeler İran ile mali ve bankacılık işlemlerini yürütme imkanı bulacaktı. Bu sistemin kurulması konusundaki anlaşmanın yapılması ile İran'ın uluslararası sözleşmeleri ve işbirliklerinin artması ön görülüyordu ancak bu da gerçekleşmedi.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamenei yeni Hicri Şemsi yılının başında İmam Rıza as türbesinin ziyaretçileri ve yakın bölgelerinde yaşayanların toplanmasındaki konuşmasında İran ve Avrupa arasındaki özel mali kanalın oluşturulmasını daha çok içi boş acı bir mizaha benzetmesi de düşündürücüdür.

 

İslam İnkılabı Rehberi bu konuda şöyle buyurmuşlardı:" Batılıların davranışlarından tarihi tecrübelerimiz ve gözle tanıklık ettiklerimiz, onların her an komplo, ihanet ve arkadan hançerlemelerini beklememiz gerektiğini gösteriyor. İşte bu yüzden onların yardımlarına, sadakatlerine ve yanımızda yer almalarına umut bağlamamalıyız."

 

Bugün İran İslam Cumhuriyeti'nin adı nükleer bilime sahip olan ülkeler arasında yer almaktadır. 9 Nisan günü milli nükleer teknolojisi günü olarak adlandırılması da büyük bir milletin zorba güçler karşısında kendi mutlak haklarından vaz geçmeme iradesini ve azmini gözler önüne sermek içindir.