Trump'ın İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunu Terörist İlan Etmesi-2
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i128371-trump'ın_İslam_İnkılabı_muhafızlar_ordusunu_terörist_İlan_etmesi_2
Donald Trump hükümetinin İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunu terör örgütü listesine alma girişimi, Washington’un bölgesel siyasetlerinin özellikle de IŞİD, Nusra Cephesi vb tekfirci terör örgütlerinin Suriye ve Irak’ta desteklenmesi girişimlerinin başarısızlığa uğraması, ayrıca Filistin’den Yemen’e kadar uzanan Direniş Ekseni ile mücadele stratejisi ve İran’ın bölgesel nüfuzunun artmasının önlenmesi hedefi  ile gerçekleşmiştir.
(last modified 2022-10-07T16:32:52+00:00 )
Nisan 14, 2019 20:27 Europe/Istanbul
  • Trump'ın İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunu Terörist İlan Etmesi-2

Donald Trump hükümetinin İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunu terör örgütü listesine alma girişimi, Washington’un bölgesel siyasetlerinin özellikle de IŞİD, Nusra Cephesi vb tekfirci terör örgütlerinin Suriye ve Irak’ta desteklenmesi girişimlerinin başarısızlığa uğraması, ayrıca Filistin’den Yemen’e kadar uzanan Direniş Ekseni ile mücadele stratejisi ve İran’ın bölgesel nüfuzunun artmasının önlenmesi hedefi  ile gerçekleşmiştir.

Özellikle de İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun bilhassa da Kudüs Ordusunun Amerika’nın başarısızlıklarındaki rolü apaçık bir şekilde görülmektedir. Trump’ın bu kararının başka sebepleri de vardır. Bu girişim aslında İran’a yönelik baskıların şiddetlenmesi çerçevesinde özellikle de ekonomik baskıların artması ve gerçekte Donald Trump’ın Bercam Nükleer Anlaşmasından tek taraflı olarak çekilmesi siyasetinin devamında gerçekleşmektedir.

 

Buna rağmen son yıllarda Amerika hükümeti bilhassa da Amerika Maliye Bakanlığı, İran Devrim Muhafızları Ordusunun alt bölümlerinden olan Kudüs Ordusunu terör grubu ilan ederek bu orduya bağlı farklı şirketlere ve kurumlara yönelik birçok yaptırım uygulamıştır. Ancak Beyaz Saray açısından  Devrim Muhafızları Ordusunun  Amerika tarafından tamamının terör örgütü olarak tanınması, bu baskılara yeni boyutlar kazandıracaktır.

 

Amerika Kongresi Temmuz 2017’de CAATSA adı ile de bilinen Amerika Düşmanları İle Yaptırımlar Yolu ile Mücadele adlı bir tasarıyı onayladı. Bu tasarı İran, Rusya ve Kuzey Kore’yi kapsamaktadır. Bu tasarı Donald Trump’ın 2 Ağustos 2017’deki imzası ile yasayı dönüştü. Adı, İslam İnılabı Muhafızlar Ordusu Başkomutanı Tümgeneral Caferi’nin son zamanlardaki konuşmasında da geçen CAATSA yasası, Amerika Başkanına, Devrim Muhafızları Ordusu ve bu orduya bağlı yabacı şahıslara yaptırımlar uygulaması yetkisini vermektedir.

İşte Donald Trump CAATSA yasasına ve başkanın diğer yetkilerine istinat ederek Devrim Muhafızları Ordusunu terör örgütleri listesine alıp böylece birkaç etaplı yaptırımlar uygulayabilir. Aslında Trump’ın bu kararını, Beyaz Saray’ın Milli yaklaşımı ve tek taraflı nükleer yaptırımların uygulanması çerçevesinde değerlendirmek mümkün. Beyaz Saray üst düzey makamları yaptırımlar aracılığı ile İran İslam Cumhuriyeti’ni zayıflatıp devirebileceklerini düşünüyorlar.

 

Trump’ın halihazırda İslam İnılabı Muhafızlar Ordusunun İran’ın ekonomi ve ticaret arenasında önemli rol oynadığını ve dış etkileşimlerde de Hizbullah ve Hamas gibi hareketler ciddi rol oynadığını düşünüyor. Bu yüzdendir ki Trump ve John Bolton, İslam İnkılabı  Muhafızlar Ordusu ile herhangi bir ticari alışverişin ve ilişkinin kurulmaması konusunda başka ülkeleri uyarmışlardır.

 

Trump’ın aldığı bu kararının ikinci önemli sebebi ise işgal altındaki Filistin topraklarında düzenlenen seçimlerdir. Amerika Başkanının Siyonist Rejim İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu’yu  ciddi şekilde desteklemesi, Trump’ın Kudüs’ü sözde İsrail rejimi başkenti olarak tanıması ve Siyonist Rejimin Golan bölgesine olan hakimiyetini tanıması kararlarından anlaşılmaktadır.

Bu yüzden Trump, tam da İsrail’in parlamento seçimlerine bir gün kala, İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun adını terör listesine aldı. Bu ise tam da Netanyahu’nun isteği idi. Netanyahu bu kararı, büyük bir zafer ve parlamento seçimlerinde büyük bir koz olarak niteledi. Nitekim Trump’ın bu yardımları sayesinde İsrail parlamento seçimlerini de kazandı.

İranlı siyasi analist Hüseyin Abedini’nin dediğine göre Amerika büyükelçiliğinin Telaviv’den Kudüs’e taşınması, Golan bölgesinin Siyonist Rejime armağan edilmesi ve İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu alyehindeki girişim, Siyonist Lobisinin desteğinin kazanılması doğrultusunda gerçekleşti.

 

Devirm Muhafızları Ordusu’nun Amerika’nın terör örgütleri listesine alınması kararının sonuçları iki alanda ele alınabilir. Trump hükümeti bu girişimi ile, Devrim Muhafızları Ordusu ve ona bağlı tüm şirketler ve kurumlar ile, mali, ekonomik ve diğer ilişkiler sahasında işbirliği yapan tüm bankalar ve şirketleri, yabancı terör örgütleri ile mücadele etmek çerçevesindeki Amerika cezalarına çarptırabileceği için zemin oluşturmuştur.

Devrim Muhafızlar Ordusuna bağlı Hatem-ul Enbiya bayındırlık karargahı ve bu orduya bağlı bankalar ve şirketlerin geniş çaplı faaliyetlerine bakıldığında, Amerika’nın var gücü ile İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusuna baskı uygulamak istediği, böylece İran İslam Cumhuriyeti’ni mali kaynaklardan mahrum bırakarak Hizbullah ve Hamas gibi İslami hareketlere yapılan yardımların önünü kesmek istediği anlaşılıyor.

 

İran karşıtı şiddetli bir yaklaşıma sahip olan Amerika Dışişleri Bakanlığındaki İran Masası Sorumlusu Brian Hook, Trump’ın Devrim Muhafızları Ordusunu terör örgütü listesine alması kararının, Amerika’nın İran’ın mali kaynaklara erişimini kesmek için maksimum baskı uygulama siyasetinin bir parçası olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra Beyaz Saray liderleri, Devrim Muhafızları Ordusunun yaptırımlara tabi tutulmasının onun sınırdışı faaliyetlerini zayıflatacağını düşünüyorlar.

Amerika’nın İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunu terör örgütleri listesine almasının bir diğer boyutu da, bu kararın güvenlik ve askeri alandaki sonuçları ve etkileridir. Hali hazırda İranlı ve Amerikan güçleri Fars Körfezinde karşı karşıyadırlar. Doğal olarak Devrim Muhafızları Ordusunun terör örgütü olarak tanınması ile Amerikan askeri güçleri de bu orduya karşı durmak zorundadır. Bir başka taraftan ise Amerikan askerleri de İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından terör örgütü olarak tanınmıştır. Böylece İran ve Amerika arasında askeri bir çatışma ihtimali artabilir.

İslam İnkılabı Liderinin Başdanışmanı ve Yardımcısı Tümgeneral Seyyid Yahya Safevi bu hususta şöyle bir açıklamada bulundu:” Amerikan askeri güçleri İran ve Devrim Muhafızları Ordusunun gücünü biliyor. Eğer bir hata yaparlarsa buna çok güçlü bir şekilde cevap vereceğiz.”

Bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Siyasi İşler Yardımcısı Abbas Irakçi, Amerika’nın Devrim Muhafızları ile ilgili kararına ilişkin  konuşmasında bu kararı, Tahran ve Washington arasında çok ciddi bir değişim olarak niteledi.

Irakçi, “ Amerikan güçlerinin Fars Körfezindeki varlığı ve geçişlerine değinerek şöyle dedi:” Fars Körfezi’nin korunması görevi Devrim Muhafızları Ordusuna aittir.Yeni olaylar yaşanabilir. Amerika, Devrim Muhafızları Ordusunu kendi terör örgütü listesine alarak İran İslam Cumhuriyeti’nin temel kırmızı çizgilerinden birini aşmıştır. Amerika’nın bu kararı ciddi sonuçlar doğurabilir. Bundan sonra Amerikalılar, bölgedeki üslerinde Amerikan askeri değiller. İran açısından bu üsler artık teröristlerin üsleri sayılacaktır. Bu noktalarda konuşlanan tüm güçler ise terörist olarak tanınacaktır.”

 

İşte bu konu, Pentagon makamlarının da Trump’a onunla ilgili uyarıda bulunduğu konudur. Acaba Trump bu girişimi ile İran ile doğrudan askeri bir çatışma başlatıp veya Siyonist Rejimin asıl isteği olan Suriye’deki İranlı güçlere saldırmak niyetinde mıdır?

Bu sorunun cevabını zamanın akışına bırakmak lazımdır. Buna rağmen Trump hükümetinin İran ile askeri bir çatışmaya girmeye cesaret edemeyeceği söylenebilir. Geçmişteki İran ve Amerikan güçlerinin Fars Körfezinde karşılaşma deneyimleri özellikle de Amerikan Deniz Kuvvetleri askerlerinin İran’ın sahile yakın bölgelerinde yakalanmaları gibi tecrübeler, Amerika için acı anılar olarak hafızalara kazınmıştır. Bu tecrübelerin Amerika güçleri tarafından Fars Körfezi’nde veya Suriye’de tekrar yaşanması, Amerika ve bölgesel ortakları için vahim sonuçlar doğurabilir.

Gerçekte artık İran açısından terörist sayılan Amerikan askeri güçleri, şimdiden güvensizlik ve korku hislerine kapılmışlardır. Nitekim İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi’nin Batı Asya’daki Amerikan unsurlarını terörist tanımlaması ile beraber, Irak’taki Amerikan üslerinde daha sıkı güvenlik önlemleri alınmıştır.

Pentagon sözcüsü Rebecca Rebarich Amerika Başkanı Donald Trump’ın İslam İnkılabı Muhafızları Ordusunun terör örgütleri listesine alınmasının ardından şöyle bir açıklamada bulundu:” Pentagon, Amerikan güçlerinin güvenlik düzeyini ifşa etmemekle birlikte Amerikalı güçlerin güvenliğinin sağlanması için önlemler alacaktır.”

Aynı zamanda Amerikalı makamlar Trump’ın bu kararının askeri boyutlarını azaltmaya çalışmışlardır. Reuters Haber Ajansının adını bildirmediği Amerikalı bir makam, bu haber ajansına şöyle demiştir:” İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun terör örgütleri listesine alınması, Washington’un İran ile savaşmak istediği yönünde çaba gösterdiği anlamında değildir.”

Bu Amerikalı yetkili sözlerine şunları da eklemiştir:” Trump’ın Devrim Muhafızları Ordusu aleyhindeki girişimi, Amerika ordusunun İran’ın bu resmi askeri kurumu ile El Kaide ve IŞİD gibi davranacağı anlamına gelmemektedir. “

Bu makam Amerika Ordusunun İranlı güçler ile askeri bir karşılaşmaya gireceği konusunda bir talimat almadığını ve İran ile savaşmak veya bir grup İranlı askeri gücünün öldürülmesinin söz konusu olmadığına vurgu yaptı.

Amerikalı makamların pasif tutumları, Trump’ın Devrim Muhafızlar Ordusunu terör örgütleri listesine alma kararı ile daha çok siyaset ve seçim alanındaki hedefleri doğrultusunda yapıldığını ve pratikte İran ile askeri bir çatışmanın söz konusu olmadığını gösteriyor.

Amerikalılar İran ile muhtemel askeri çatışmada, aşağılayıcı bir yenilgi alacaklarını biliyorlar. Başka bir taraftan ise İranlıların milli birlik ve beraberliklerinin göstergesi olan İslam İnkılabı Lideri ve İran milleti ve hükümetinin, Devrim Muhafızları Ordusunu kesin bir şekilde desteklemesinden dolayı Washington devlet adamlarının paniğe kapılmasına neden olduğu görülmektedir. Onlar İran’a karşı durmaları için ağır masraflar ve bedeller ödemeleri gerektiğini biliyorlar.