Fars Körfezi Günü
Fars Körfezi İran topraklarının tarihi kadar bir geçmişe sahiptir. Bu bölgeye verilen Fars adı ise bölge tarihinin hüviyetine yapılan vurguyu göstermektedir.
Fars Körfezi 237 bin kilometre karelik bir su alanı olarak Umman Denizi hizasında, İran ve Arabistan yarımadası arasında yer almaktadır. Bu körfez, dünyada tanınmış en sıcak körfez ve üçüncü büyük körfezidir. Petrol ve doğal kaynaklar ve rezervlerin bölgede var olmasından dolayı uluslararası arenada da önemli ve stratejik bir bölgedir.
Fars Körfezi petrol keşfedilmeden önce ise önemli bir deniz yolu olarak yüzyıllar boyunca hep belirgin siyasi ve ticari konuma sahip olup günümüzde de dünyanın en önemli uluslararası su geçitlerinden biri sayılmaktadır.
Batı Asya ve Fars Körfezi Bölgesi Araştırmacıları ve Yazarlarından, aynı zamanda da Fars Körfezi Araştırmaları Merkezi kurucuları ve üyelerinden olan Muhammed Acem, Fars Körfezi bölgesinin önemi ve bu bölgede yer alan boğazın farklı alanlara etkisi hususunda şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır:" Fars Körfezinin hassasiyeti, uluslararası düzeyde, ekonomik, siyasi, ticari ve ulaşım bakımından çok büyük bir öneme sahiptir."
Fars Körfezi, klasik sömürgecilik döneminde kolonyal güçler tarafından birçok defa saldırıya uğradı. Yabancıların Fars Körfezi'nde var olduğu dönemlerin en önemlisi de Portekizlerin bu körfeze ve stratejik Hürmüz boğazına 150 yıllık sultasıdır.
1506 yılında Portekizler, ünlü Portekiz denizci Afonso de Albuquerque kaptanlığında Fars Körfezi'ne adım attılar. Albuquerque, Malaga, Aden ve Hürmüz noktalarına sahip olan bir ülkenin dünya ticaretine hüküm süreceği düşüncesinde idi. Bu düşünce, Portekizleri bir süre sonra Kışm Adası, Hürmüz Adası ve günümüzde Bender Abbas adı ile tanınan Gembrun limanını ele geçirmelerine teşvik etti.
Bu bölgenin tarihi ve İranlıların yabancı güçlerin saldırılarına karşı cesur ve cesaretli direnişi, yabancıların bu bölgede sulta etmeye devam edemeyeceklerini göstermiştir.
İşte bu doğrultuda Portekiz saldırgan güçleri de sonunda İran'ın güney kıyılarından kaçmaya mahkum oldular.
Fars Körfezi bölgesi son yüzyıllarda da sahip olduğu muhteşem coğrafi konumu ve değerli doğal kaynakları yüzünden her daim yabancı ülkelerin rekabet ve varlık göstermelerine sahne olmuştur.
Bu doğrultuda İngilizler Fars Körfezi kıyısında bulunan Buşehr limanına dört kez geniş çaplı saldırılar yapmalarına rağmen ancak her dört defasında da ulemanın ve mercilerin fetvaları ve Reis Ali Delvari, Ahmed Han Tengestani gibi komutanlar ve bölge halkının yardımları ile yenilgiye uğratılmıştır. İşte yaşlı sömürgeciler İngilizler bu bölgeye el uzatmak istedikleri her defasında büyük bir yenilgiye uğramıştır. Böylece sömürgecilerin kültürel ve toplumsal eserleri ve sultalarından, onların gömüldüğü mezarlıklardan başka bir şey geriye kalmamıştır. Bu doğrultuda İran'ın Buşehr eyaletinde yaşayan insanların kolonyalizme karşı verdiği mücadele tarihte kalıcılaşmıştır.
İşte 30 Nisan günü İran tarihinde muzaffer İran halkının saldırganlar ve zorbalara karşı direnmekte gösterdiği fedakarlıkları ve tüm kahramanlıklarının hatırlandığı bir gündür.
İran'da belli bir günün Fars Körfezi günü olarak adlandırılması, gerçekte bu bölgenin tarihinin asaleti ve azametinin yeniden ele alınmasıdır. Saldırgan Portekiz güçlerinin Fars Körfezi'nden kaçması gününün ardından adlandırılan bu gün, eskiden beri Fars Körfezi ve hayati kaynaklarına musallat olmayı planlayan küresel emperyalist güçlere de tarihi bir mesaj içermektedir.
Fars Körfezi, İran'ın medeniyeti ile de kesilmez bir bağa sahip olup eskiden günümüze kadar yakın ve uzak milletler ve kavimlerin yazışmalarında ve sözleşme ve belgelerinde adı geçen bir isim olmuştur.
Fars Körfezi ile ilgili mevcut olan en eski belgeler ise Antik Yunan'dan geri kalan kitaplarda görülmektedir.
Yunan ve Helen tarihçileri yazdıkları kitaplarda bu bölgeyi Fars Körfezi anlamına gelen Persicus Sinus adı ile anmışlardır. Bu eserlerden yüzyıllarca sonra Avrupalılar tarafından çizilen haritalarda da aynı Fars Körfezi ifadesi yer almıştır.
16'ıncı ve 17'inci yüzyılındaki İngiliz kaptanları ve coğrafyacılarından geri kalan birçok haritada da bu konuyu onaylar nitelikte olan birçok inkar edilemez kanıt vardır.
Yunan coğrafyacı Anaximander'in dünya haritası, en ünlü Yunan coğrafyacılarından Hecataeus'tan geri kalan dünya haritası ve İskenderiye'nin en ünlü coğrafyacı ve astronomlardan Klaudyos Batlamyus'un dünya haritaları bu tarihi belgelerin bir kısmıdır.
Arapça kaynaklarda ise bu bölge için Halic-el Farısi ibaresi kullanılmıştır. Bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nda da bu bölge için Fars Körfezi adının kullanıldığını gösteren 11 geçerli ve muteber belge vardır.
Fars Körfezi'nin asıl hüviyeti ve adının çarpıtılmaya çalışılmasına yönelik ilk girişim ise, Fars Körfezi'nin kayyumla yönetilen şeyhliklerinde çalışan İngiliz acenteleri ve özellikle de bu bölgeye yerleşen İngilterenin siyasi temsilcilerinden olan Rodric Owen tarafından gerçekleştirildi.
Yaşlı kolonyal güç İngiltere, İran'da petrolün millileştirilmesi ve İngiliz şirketlerinin elinin boş kalmasının ardından İran ile İngiltere'nin ilişkilerinin kesilmesinden hemen sonra Fars Körfezi'nin güney bölgeleri için Arap sahili ibaresini kullanmaya başladı. Zamanla bu ibare, yerini Arap Körfezi ibaresi yerine verdi. İleride ise bu isim, tüm Fars Körfezi için belli rejimler tarafından kullanılmaya başlandı.
İngiltere'nin bölgedeki siyasi temsilcisi Owen daha sonra " altın baloncuklar" adlı kitabında 1958'de şöyle bir ifadeye yer verdi:" Ben tüm coğrafi kitaplarda ve haritalarda Fars Körfezi isminden başka bu bölge için başka isim duymamıştım. Ancak Fars Körfezi kıyıları ve özellikle de Bahreyn'de yaşadığım süre içinde, kıyıda yaşayanların Arap olduğunu anladım. Bu yüzden burası Arap körfezi olarak adlandırılması gerekiyor."
İranlı Jeopolitik ve siyasi coğrafya araştırmacısı Piruz Moctehedzade Fars Körfezi adının çarpıtılmasının tarihine değinerek, son yıllarda sahte Arap Körfezi adını kullanan medya organlarına mektup yazdığını ve cevaben de özür dilediklerini söyleyerek şöyle dedi:" Bilim dünyasında sahte isimler kullanılmıyor. Bu alandaki kışkırtıcı eylemler ise kimi Fars Körfezi ülkeleri tarafından siyasi garazkarlık çerçevesinde gerçekleştirilmektedir."
Tüm tarihi kanıtlar ve belgelere rağmen son yıllarda kimi bölgesel Arap ülkeleri ve yabancılara bağlı hareketler, 60'lı yıllardan itibaren bölge tarihi ve hüviyetini çarpıtmaya çalışarak, zanlarınca Fars Körfezi ismini bölgeden silmeye çalışmışlardır. Ancak bu girişimlerin hepsi hezimete uğramıştır.
Birleşmiş Milletler Teşkilatı Sekreterliği ise şimdiye dek ayrı ayrı bildirilerinde coğrafi belgeler, atlaslar ve haritalara göre bu bölgenin Fars Körfezi ismi ile anıldığına vurgu yapmıştır.
Bu belgelerden biri de Ağustos 1984'te tescil edilip bölgenin 22 Arap ülkesi tarafından da Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na ait belge olarak imzalandığı senettir. Birleşmiş Milletler Teşkilatı'nın yıllık konferansı da coğrafi adlar konusundaki koordinasyon doğrultusunda her yıl Fars Körfezi adına tekrar tekrar vurgu yapmaktadır.
İşte bu yüzdendir ki İran İslam Cumhuriyeti Yüksek Kültürel Devrim Konseyi de yabancılar tarafından defalarca saldırıya uğrayan İran'ın tarihi hüviyetinin korunmasına vurgu yapmak maksadı ile 30 Nisan gününü milli Fars Körfezi günü olarak adlandırmıştır.