Amerika’nın İran Karşısındaki Kaosu
-
ABD-İran
Amerika hükümetinin İran’a karşı sakat, çelişkili ve yıkıcı dış siyaseti Amerikan İnsansız Hava Aracının İran hava sahasında düşürülmesi ile daha da karmaşık ve çetrefilli hale geldi.
Üst düzey Amerikan hükümeti yetkilileri ve Kongre’nin temsilcileri arasında Beyaz Saray’da Donald Trump başkanlığı ile gerçekleştirilen olağanüstü toplantıdan sonra kimi medya organları Amerika başkanının İran’ın kimi hassas noktalarının hedef alınması talimatı verdiğini ancak son anda bundan vaz geçtiğini iddia ettiler.
Aynı zamanda Trump Perşembe günü kışkırtıcı sözlerde bulunarak şöyle bir açıklamada bulundu: “Belki de İran hata yapmıştır. Ben bir general veya başka bir kişinin hataya düşüp yanlışlıkla bu İHA’yı düşürdüğünü düşünüyorum.”
Daha önce ise Trump Umman Denizindeki iki petrol tanker gemisindeki yangınlara tepkisinde de bu yangınlar için de, ufak patlamalar neticesinde gerçekleştiğini söylemişti.
Buna rağmen çoğu Amerikan medya organları Amerika Ulusal Güvenlik Radikal Danışmanı John Bolton ve Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun ve Amerika kabinesinin diğer radikal üyelerinin gerginliklerini arttırmaya çalıştıklarını duyurmaktadır.
Amerikan Ordusunun en gelişmiş İHA’sının İran hava sahasına girmesinden sonra imha edilmesi gibi İran’ın Amerika’nın askeri saldırganlığına kesin yanıtı Beyaz Saray’ı İran’a karşı daha temkinli davranmaya zorlamıştır.
İran İslam Cumhuriyeti makamları özellikle de İslam İnkılabı Rehberi defalarca hiçbir ülke ile savaşmak istemediğini ve savaş için önayak olmayacağına vurgu yapmıştır. Ancak toprak bütünlüğü ve hava sahası ve kara suları gibi coğrafi sınırların savunulması İran İslam Cumhuriyeti’nin kırmızı çizgisi sayılıyor. Bu kırmızı çizginin aşılması sonucunda Amerikan saldırgan İHA’sı düşürülmüştür.
Buna karşın dünyanın ileri teknolojisinden yararlanan en gelişmiş 200 milyon dolarlık Amerikan İHA’sının düşürülmesi İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma gücünün bir parçasını gözler önüne serdi. İran bu milli çıkarlarını korumak için Amerika’nın girişimlerine daha sert ve uygun bir şekilde yanıt vermeye bu güçten yararlanacaktır.
İran’ın böyle bir tavır takınması Washington’da ve Amerikan siyasetçileri arasında ciddi çatlaklara ve tereddütlere yol açmıştır. Demokratlar, eski Amerikan hükümeti üyeleri ve savaş karşıtı hareketlerle birlikte Trump’ın İran karşıtı yaklaşımının nihayetinde Amerika’yı Batı Asya’da istenmeyen bölgesel bir güç olan İran ile bir savaşa zorlayacağından derin kaygı duymaktadırlar.
Halbuki Donald Trump son iki yılda İran ve Bercam Nükleer Anlaşması aleyhindeki lafazanlığı ile zaten İran ile muhtemel savaşın kendi siyasi geleceğini özellikle de Amerikan Başkanlık seçimleri geleceğini büyük bir tehlike ile karşı karşıya koymasından korktuğunu gösteriyor.
Amerika’da yapılan anketler ise Amerikan toplumunun çoğunun İran ile her türlü askeri çatışmaya karşı olduğunu gösteriyor. Trump kendisi de zaten eski Amerikan politikacıları ve hükümetlerini Batı Asya bölgesinde aşırı masraflı sonsuz savaşlar başlatmalarından dolayı kınamış ve ciddi eleştirilerde bulunmuştur.
Donald Trump ve B-Takımının son iki yıldaki aşırı girişimleri şimdi de Amerika’yı büyük ve tehlikeli bir kumara sürüklemiştir. İran İslam Cumhuriyeti’nin Amerika’nın maksimum baskı siyasetleri karşısındaki kararlığına baktığımızda Amerika’nın bu kumardan kârlı çıkacağı düşünülemez. Tabii Amerika İran’a karşı yaklaşımını değiştirip Bercam Nükleer Anlaşması çerçevesindeki uluslararası taahhütlerini yerine getirip İran’a verdiği zararları telafi ederse durum farklı olabilir.