Avrupa Troykası'nın Nükleer Anlaşma Konusundaki Dengesizliği
İran'ın Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen Nükleer Anlaşma hususunda tanıdığı ültimatomun dolmasına az bir süre kala Almanya, Fransa ve İngiltere'den oluşan Avrupa Troykası İran'ı bu anlaşmaya bağlı kalmasına zorlamak için baskılarını arttırmışlardır.
Bu doğrultuda Avrupa Troykası yayımladıkları bildiride bölgede gerginliklerin artmasının kaygı verici olduğuna değinerek Nükleer Anlaşmanın tam olarak uygulanmasını istediler. Bu bildiride şöyle bir açıklamaya yer verilmiştir: "Yakında düzenlenecek BMGK'nin 2231 sayılı kararı hakkındaki oturumu göz önünde bulundurularak Fransa, Almanya ve İngiltere, bu kararın ve de Nükleer Anlaşma'nın tam olarak uygulanmasına vurgu yapmışlardır. Bizce bu anlaşmanın tam olarak uygulanması bölgedeki gerilimleri azaltıp küresel nükleer silahların yasaklanması meselesine de yardımcı olacaktır."
Avrupa Troykası, kolektif güvenlik ve nükleer silahların yasaklanmasının temel sütunlarından olan Nükleer Anlaşmayı zayıflatacak her türlü girişimden sakınılmasını istediklerini iddia etti.
Avrupa Troykasının bu iddiası gerçeklerle örtüşmemektedir. Amerika'nın 8 Mayıs 2018 İran ile yapılan Nükleer Anlaşmadan çekilmesi bu anlaşmanın Avrupalı tarafları Amerika'nın İran aleyhinde hayata geçirdiği yaptırımların etkilerini azaltmak için İran ile ticareti sürdüreceklerini ve INSTEX adlı özel mali sistemi yürürlüğe koyacağını vadetmişlerdi.
İran'ın nükleer anlaşmadaki tüm taahhütlerini yerine getirmesine rağmen Avrupalılar hala verdikleri sözleri tutmayıp bu alanda olumlu ve etkin bir adım dahi atmamışlardır.
İran İslam Cumhuriyeti ise Avrupalıların ve sözlerini tutmama ve umursamaz tavırlarına tepki olarak 8 Mayıs 2019'da yayımladığı bildiri ile nükleer anlaşmadaki taahhütlerini bu anlaşmanın 26'ıncı ve 36'ıncı fıkralarına dayanarak azalttığını duyurdu. Tahran bu bildiride Nükleer Anlaşma'da kalan ülkelere taahhütlerini özellikle de bankacılık ve petrol alanındaki sözlerini yerine getirmeleri için 60 günlük ültimatom tanıdı.
Şimdi ise bu ültimatomun bitmesine 10 gün kala Avrupalılar INSTEX'i hayata geçirme gibi vaatlerini gerçekleştirmek için etkili bir adım atmamıştır. Gerçekte Avrupalılar İran'dan bu anlaşmaya çıkar sağlamadan bağlı kalmasını istiyorlar. Doğal olarak böyle bir yaklaşım hem akla hem mantığa ziyan, ve de yasa dışı bir istek olup nükleer anlaşmanın içeriğine aykırıdır.
Halihazırda Avrupa Troykası bu alanda dengesiz bir tavır sergileyerek sürekli İran'ı nükleer anlaşmadan çıkmama konusunda uyarıp hatta tehditlerde bile bulunmaktadır. Reuters haber ajansının raporuna göre Almanya, Fransa ve İngiltere, İran'a diplomatik bir nota yazarak Tahran'ın Nükleer Anlaşmadan çıkma konusunda uyarmışlardır.
Bu diplomatik nota 22 Haziran Cumartesi günü İran'a teslim edilmiştir. Bir başka taraftan ise İngiltere hükümeti de 24 Haziran günü Londra'nın İran ile yaşanan gerilimlerin azalmasında işbirliği yapmaya hazır olduğunu bildirerek Tahran'ın Nükleer Anlaşma konusunda işbirliği yapmaması halinde başka seçeneklere baş vuracağını iddia etti. İngiltere Hükümeti Sözcüsü şöyle bir açıklamada bulundu: "Ortaklarımız ile nükleer anlaşmanın korunması için işbirliği yapacağız. Ancak Tahran işbirliği yapmazsa başka seçenekleri de değerlendireceğiz."
Göründüğü gibi Avrupalılar açısından suçlu ve şikayetçinin yerini değişmiştir. Avrupalılar Nükleer Anlaşma'daki taahhütlerini yerine getirmemelerinden dolayı kabahati kendilerinde bulmaları yerine şikayetçi konumuna geçip İran'ı suçlayıp tehdit etmeye başlamıştır.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakan yardımcısı Abbas Irakçi İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrew Morisson ile görüşmesinde Avrupalı ülkelerin bu anlaşmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirmekte geciktiğini ve kusurlu davrandığına değinerek şöyle dedi: "Maalesef Nükleer Anlaşma hususundaki yükümlülüklerimiz ve haklarımız konusunda dengeli bir durum söz konusu değildir. Bu yüzden İran'ın da bu anlaşmaya bağlılığını sürdürmesi için hiçbir neden kalmamıştır."