İkinci Adım, İhtiyaca Göre Zenginleştirme
İran İslam Cumhuriyeti'nin Avrupalılara tanıdığı 60 günlük sürenin bitmesi ve de nükleer anlaşmaya taraf Avrupalı ülkelerin taahhütlerini yerine getirmemesinin ardından, İran bu uluslararası anlaşmanın 26'ıncı ve 36'ıncı maddelerine dayanarak taahhütlerini azaltma doğrultusunda, uranyum zenginleştirme seviyesini arttırdığını bildirdi.
İran'da hükümet sözcüsü Ali Rabiî Pazar günü Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyyid Abbas Irakçi ile katıldığı basın toplantısında bu hususta, "İran bugün yüzde 3. 67'lik uranyum zenginleştirme seviyesini arttırarak, ihtiyacı olduğu düzeyde zenginleştirmeye devam edecek." Dedi.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Irakçi ise İran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltmasının bu anlaşmadan çekildiği anlamına gelmediğine değinerek, "Tabii nükleer anlaşmadaki taahhütlerin azaltılması İran'ın bu uluslararası anlaşmadaki varlığına son verebilir." Hatırlatmasında bulundu.
İran'ın ikinci adımında nükleer taahhütlerini azaltması, aslında anlaşmaya taraf olan ülkeler için yükümlülüklerini yerine getirmeleri için tekrar 60 günlük bir fırsattır. Tanınan bu yeni fırsatta nükleer anlaşmaya taraf olan ülkeler özellikle de Avrupalılar taahhütlerini yerine getirmezlerse İran İslam Cumhuriyeti bu alanda üçüncü adımı da atacaktır.
İran İslam Cumhuriyeti Amerika'nın 8 Mayıs 2018'de nükleer anlaşmasından çıkmasının ardından son bir yılda nükleer anlaşmada kalan taraflara gereken fırsatı tanımıştır. Ancak Avrupalı taraflar hep taahhütlerini yerine getirmekten kaçınarak, bu alanda etkili adım atmamıştır.
Amerika'nın nükleer anlaşmadan çıkmasının ardından oluşan olumsuz etkileri kontrol etmekte Avrupa'nın acziyeti veya kusuru, bu anlaşmayı büyük bir kriz ile karşı karşıya bırakmıştır. İran'la varılan Kapsamlı Ortak Eylem Planı, çok taraflı bir anlaşma olduğundan dolayı katılımcı tüm tarafların, taahhütlerini yerine getirmesini, dengeli ve etkin olmasını gerektiriyor.
Karşılıklı olarak taahhütlerin yerine getirilmesi Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın işlevselliği ve korunmasının şartıdır. Ancak son bir yılda İran tek başına bu anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirmiş ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun 15 raporunda da bu taahhütlere bağlılığı defalarca tasdiklemiştir.
Avrupalılar sözde nükleer anlaşmayı desteklemelerine rağmen ancak pratikte İran'ın bu çok taraflı anlaşmadaki hayati çıkarlarını ve menfaatlerini sağlayamadı. İşte bu mesele de İran'ı taahhütlerini azaltmasına zorladı.
İran'ın bu alandaki taahhütlerini azaltma süreci ise 7 Temmuz Pazar günü yeni bir aşamaya girdi. Bundan sonra İran İslam Cumhuriyeti ihtiyacı olduğu kadar uranyum zenginleştirecektir.
Buna karşın Avrupalılar nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirip geçmişteki kusurlarını telafi ederlerse, İran İslam Cumhuriyeti'nin anlaşmanın 26 ve 36'ıncı maddelerine dayanarak başlattığı taahhütleri azaltma süresi de geriye dönebilecektir.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyyid Abbas Irakçi'nin belirttiğine göre İran, nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltmasına rağmen hala diyalog ve görüşme kapılarını açık tutmuştur. Ancak İran'ın özellikle de petrol alanındaki isteklerinin yerine getirilmesi için stratejiler geliştirilmelidir.
Avrupalıların İran ile yapılan nükleer anlaşmayı kurtarmak için kurdukları özel mali mekanizma-INSTEX ise İran'ın tüm ekonomik çıkarlarını özellikle de petrol ve para transferi alanındaki isteklerini karşılaması gerekiyor. Aksi takdirde INSTEX de önemsiz bir mekanizma olacaktır. Zaten İran şimdiye dek de Avrupalıların acziyetinin farkında olarak, onlara ümit bağlamamıştı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Cumartesi akşamı İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile telefon görüşmesinde yaptığı itirafta, "Avrupa'nın Amerika'nın yaptırımları karşısındaki girişimlerinin başarılı ve etkili olmadığını kabul ediyoruz. Ancak bu hususu telafi edebilmek için var gücümüzle çalışıyoruz." Dedi./