Amerika'nın İran'ın Nükleer Anlaşmadaki Yeni Adımına Karşı Pasifliği
Amerika'nın İran ile yapılan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan Mayıs 2018'de çıkmasına rağmen, ancak Washington makamları hala İran'ın bu anlaşma çerçevesindeki kararları ve tutumları hakkında kaygılı olduklarını belirtiyorlar.
Tahran'ın, 7 Temmuz Pazar günü nükleer anlaşmanın Avrupalı taraflarına tanıdığı 60 günlük ültimatomun bitmesinin ardından artık yüzde 3.67'lik uranyum zenginleştirme seviyesine uymayacağını bildirmesi ise Amerikan makamlarının pasif tepkisi ile karşılaşmıştır. Bu çerçevede Trump zenginleştirme seviyesinin arttırılmasına tepki olarak, "İran daha temkinli davranırsa iyi olur." Dedi.
Diğer Amerikan makamları da İran'a uyarı niteliği taşıyan mesajlar paylaştı. Amerika Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ise paylaştığı Tweet'te şöyle yazdı: "İran'ın nükleer faaliyetleri arttırma yönündeki yeni adımı bu ülkenin daha fazla tecride sürüklenmesine ve daha fazla yaptırımlara hedef olmasına neden olacaktır. Diğer ülkeler İran'ın nükleer programı için eski zenginleştirme kriterlerini tekrar hayata geçirmeleri lazım. İran nükleer silahlara kuşanırsa dünya için daha büyük bir tehlikeye dönüşecektir. "
İran şimdiye dek iki aşamada nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltmıştır. Bu çerçevede 7 Temmuz Pazar gününden itibaren yine bir başka 60 günlük ültimatom nükleer anlaşmada kalan taraflara belirlenmiştir. Tahran mevcut durumun ve kalan tarafların taahhütlerini yerine getirmemesi halinde 60 günün ardından bu doğrultudaki üçüncü adımını da atacağını bildirdi.
Gerçekte Amerikalılar Trump hükümetinin nükleer anlaşmadan çekilmesi ve de Avrupalıların taahhütlerini yerine getirmekteki savsaklama ve gecikmelerinin ardından Tahran'ın tepki göstereceğini beklemiyor, İran'ın Avrupa Troykasının vaatlerine umut bağlayacağını düşünüyorlardı. Buna rağmen İran'ın bu pasifliğe tepki göstermesi, Avrupalıları telaşlandırdığı gibi Amerikalı makamları da şaşkına çevirip onların da paniklemesine ve pasif tepkilerine yol açmıştır.
Tabii İran'ın bu girişimlerinin ardından Avrupalı tarafların sergilediği tepkiler öngörülebilirdi. Bu doğrultuda AB'nin ağır topları ve Avrupa troykasını oluşturan Almanya, Fransa ve Britanya makamları İran'ın yeni adımlarına tepki olarak duydukları kaygıyı belirterek, Tahran'dan hemen başlattığı yeni faaliyetleri durdurmasını istiyorlar. Buna rağmen İran'a verdikleri sözlerden ve vaatlerden söz eden yok.
Burada Amerikan makamlarının İran'ın attığı yeni adımlar karşısındaki şaşkınlıkları da ortadadır. Onların kafasını en çok karıştıran karar da İran'ın artık yüzde 3.67'lik uranyum zenginleştirme sınırlandırmasına uymayacağıdır. Onlar İran'ın Washington'un yaptırımları ve de Avrupalıların pasifliği karşısında sessiz kalacağını düşünüyorlardı. Ancak olup bitenlerden yola çıkarak Trump hükümetinin İran'ı doğru dürüst tanımadığını ve Tahran kararlarına gerçekçi yaklaşmadığını, sırf kendi kuruntularında ve hayal dünyasında seyrettiğini göstermiş oldu.
Obama Hükümetindeki İran yaptırımları ile sorumlu Richard Nephew bu hususta şöyle bir değerlendirmede bulundu: "Yüzde 3.67'lik uranyum zenginleştirme seviyesinin geçilmesi hususunda beni şaşırtan konu, bana eğer İranlıları nükleer anlaşmayı ihlal etmek mazereti ile yeniden yaptırımlar baskısı altında tutarsak onlar hiçbir şey yapmaz diyenlerdir. Bu yüzden, İran'ın bu baskı altında sessiz kalmayarak karşılık vereceğini, İran'ın nükleer anlaşmaya bağlı kalması için yaptırımlar sürecinde muafiyet tanınması gerektiğini dile getiren bizler gibileri ise deli değiller. "
Aslında Obama hükümetinin yetkilisi, Trump hükümeti yetkililerini yaptırımlar konusundaki uyarılarını kale almamaları için eleştiriyor. Tüm bunlara rağmen İran, nükleer anlaşma çerçevesindeki adımları hesaplanmış bir şekilde ileriye dönük atmaktadır. Zaten bu girişimler haklı olarak, Amerika'nın yasa dışı bir şekilde bu anlaşmadan çıkması, İran aleyhinde yaptırımların tekrar uygulanmaya başlaması ve de Avrupalıların sözlerini yerine getirmemesi yüzünden gerçekleştirilmektedir. Avrupa eğer bu uluslararası anlaşmanın devam etmesini istiyorsa, bir an önce etkin ve ciddi adımlar atıp Amerika'nın İran aleyhindeki yaptırımlarını etkisizleştirmek zorundadır./