İran'ın Tehditler ile Mücadele Stratejisi
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i133970-İran'ın_tehditler_ile_mücadele_stratejisi
İran İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami Cuma günü ülkenin Batı'sında Kermanşah'ta Muhafızlar Ordusu kara kuvvetleri komutanları toplantısında yaptığı konuşmada " Batı Asya bölgesindeki tehditler ve gerçeklerin İran'ı sınırlarının güvenliğini daha da güçlendirmesini gerektirdiğine" değinerek İran silahlı kuvvetlerinin düşmanların her türlü tehditleri ile mücadeleye hazır olduklarına vurgu yaptı.
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Ağustos 10, 2019 12:07 Europe/Istanbul
  • İran'ın Tehditler ile Mücadele Stratejisi

İran İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami Cuma günü ülkenin Batı'sında Kermanşah'ta Muhafızlar Ordusu kara kuvvetleri komutanları toplantısında yaptığı konuşmada " Batı Asya bölgesindeki tehditler ve gerçeklerin İran'ı sınırlarının güvenliğini daha da güçlendirmesini gerektirdiğine" değinerek İran silahlı kuvvetlerinin düşmanların her türlü tehditleri ile mücadeleye hazır olduklarına vurgu yaptı.

Coğrafi sınırların güvenliğinin güçlendirilmesi bölgesel ve ülke içi güvenliğinin önemli bileşenlerinden sayılır. Zaten bölgede kolektif güvenlik aleyhinde yapılacak her türlü provokatif eylem irili ufaklı sorunların kaynağı olabilir. 
Mevcut durumda ise bölgemizi tehdit eden asıl husus ise Amerika ve İsrail'n müdahaleci ve kriz oluşturan tavırlarıdır. Amerika bölgede varlığının devamı için askeri koalisyonlar oluşturarak gerilim dolu, güvensiz ve krize saplanmış bir bölge meydana getirmek istiyor. 
Bu yüzden Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı gibi hassas bölgelerde yaşanmakta olan derin değişiklikler ve de Amerika'nın doğrudan müdahaleleri ile bölgeye dayatılan savaşlardan yola çıkarak, sınırların güvenliğinde farklı boyutların ele alınması ve ciddi kararlar ve uygulamalar ile garantiye alınmasının da zaruri olduğu söylenebilir. 
İran dışişleri bakanlığı sözcüsünün Siyonist Rejimin Amerika'nın Fars Körfezi'nde başına buyruk bir şekilde oluşturmak istediği koalisyondaki olası varlığına tepki olarak dün yaptığı açıklamaları da bu doğrultuda değerlendirilir. 
Seyyid Abbas Musevi dün bu hususta Siyonist Rejimin Amerika tarafından sözde Fars Körfezi'nde denizcilik güvenliğini sağlamak için koalisyona katılma ihtimaline , bu meselenin İran'ın milli güvenliği için açık bir tehdit olduğuna değinerek, "Siyonistlerin Fars Körfezi'nde varlık tehdidi ile mücadele etmek İran'ın hakkıdır." Dedi.

 Amerika'nın Fars Körfezi bölgesinde askeri koalisyon oluşturma fikrinin gerilim oluşturan ve aldatıcı olduğuna vurgu yapan Musevi, "İran bu türlü koalisyonların oluşmasına karşı olduğunu, bununla ilgili oturumları ayarlayan, düzenleyen, bu oturumlara katılanları bölgede ortaya çıkacak gerginlikler ve krizlerin yaşanmasından sorumlu tutacağını ilan etmiştir. Bu tehlikeli girişimlerin sonuçları ise Amerika ve gayrı meşru Siyonist İsrail Rejimine aittir." Diye ekledi.
Amerika'nın bölgede İran'a karşı stratejisi her daim İran sınırları ve çevresinin güvensizleştirilmesi ve İran'ı bölgesel denklemlerin dışında tutmasıdır. Bu strateji İsrail'in sarsılmış pozisyonu açısından stratejik bir öneme sahiptir. 
Lübnanlı siyasi analist ve yazar Nasır Kandil ise Amerika'nın İran'a yönelik tehditleri ve İsrail'in bölgedeki aktörlüğüne değinerek şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır: "İsrail siyasi bir kriz içerisindedir. Bu ise onların aralıksız aldığı yenilgiler ve heybetleri ve kudretlerinin kaybedişinden kaynaklanmaktadır." 
Kandil sözlerine şunları da ekliyor: "İsrail'in sorunu, başlattığı her savaşta aciz kalması ve buna karşın direniş gücünün git gide artmasıdır. Böylece Siyonist Rejimin yok ediliş meselesi artık temelsiz bir ümit değildir. Artık bu mesele, ortamı hazırlanmış tam bir yol olarak belirlenmiştir. Bu ise Siyonist Rejimi çöküşe sürüklemiştir. "
Doğal olarak İran Fars Körfezi bölgesindeki ülkelerden biri olarak bu bölgedeki 1500 millik sahil hattı ve de tarihi sorumluluğu çerçevesinde, Fars Körfezi'ni de kara sularının bir parçası olarak görüp kendini bu bölgede gemiciliğin güvenliğini sağlaması ile sorumlu görmektedir. Gerçekte kara, hava ve deniz güvenliğinin sağlanması için ise sınırların güvenli ve kontrol altında tutulması gerekiyor. 
Bu açıdan Fars Körfezi bölgesinde bölge dışı güçlerin hangi kılıfta  olursa olsun varlığı bu bölgenin güvenliğinin güçlenmesine yardımcı olmayacağına karşın bölgede gerilim ve krizleri daha da arttıracaktır./