Bercam’ın bekası, ABD ile müzakereye değil Avrupa'nın pratik girişimlerine bağlı
-
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyyid Abbas Irakçi
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyyid Abbas Irakçi, İran İslam Cumhuriyeti'nin ABD'ye İran'ın Avrupalılarla müzakerelerini suiistimal etmesine izin vermeyeceğini belirtti.
İran Televizyonuna açıklamada bulunan Irakçi, “Bizim müzakeremiz, İran’ın belirli olan 11 isteği çerçevesinde ve Avrupalılarladır.’’ dedi.
Irakçi, “Kapsalı Ortak Eylem Planı çerçevesinde İran’ın isteklerinin temini için mali kanal olması gerekir zira tüm faaliyetler mali kanal vasıtası ile olmalıdır. Petrol satışında bizim sözümüz bellidir, biz Avrupalılara petrolü almalarını bunu yapamıyorlarsa satılacak petrol kadar İran’a itibar vermelerini yani İran petrolünü ön alımını gerçekleştirmelerini söyledik.” dedi.
Dışişleri Bakan Yardımcısı, İran müzakerelerinin Avrupalılarla olduğunu ve Amerika ile müzakere olmadığını belirterek, hiç bir ülkenin baskı altında müzakere etmediğini zira bu durumda teslim olmuş sayılacağını söyledi.
Irakçi ayrıca, “Amerika yaptırımları kaldırmalı ve nükleer anlaşmaya dönmelidir ve bu durumda 5+1 çerçevesinde müzakereler gerçekleşir, yaptırımlar kalkmadan hiçbir müzakere olmayacaktır.” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif son sıralarda Fransa'ya giderek, G-7 Liderler Zirvesi'nin kulisinde bu ülkenin dışişleri bakanı ve cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeleri, basında muhtelif tepkiler ve yorumlara yol açtı.
Bakan Zarif'in Fransız yetkililerle G-7 Zirvesi'nin yanı başında 4 saat süren istişareleri, Avrupalı tarafların ABD'nin muhalefetine rağmen diplomasi adına küresel bir kazanım sayılan nükleer anlaşmanın korunmasını istediklerini ortaya koymuş oldu.
ABD Başkanı Donald Trump, G-7 Zirvesi için Fransa'da bulunduğu sırada Paris yetkililerinin nükleer anlaşmanın korunmasına yönelik destek açıklamaları, Amerikalılara İran ve Avrupa'nın ilişkileri ve nükleer anlaşmaya destek konularının Amerika'nın politikaları dışında ikili bir mevzu olduğu mesajını göndermiş oldu.
ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra İran, nükleer anlaşmada kalan diğer taraflarla işbirliği ve istişarelerini sürdürmekle İran'ın çıkarlarını ve nükleer anlaşmanın bekasını temin etmeye çalışıyor.
Avrupalı taraflar nükleer anlaşmaya tamamen bağlı kaldığı sürece, İran da anlaşmaya bağlı kalacağını duyurmuştur. Ancak Avrupalılar başta olmak üzere nükleer anlaşmada kalan taraflar anlaşma ile ilgili yükümlülüklerini tamamen yerine getirmiş değiller.
Bu durum karşısında İran nükleer yükümlülüklerini hafifletmeye başlayarak, yükümlülüklerin yerine getirilmesi konusunda denge sağlamakla birlikte nükleer anlaşmasının bekası için çabalarda bulunmaya çalışıyor.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'in Paris'e sürpriz ziyareti de bu bağlamda değerlendirilebilir.
Nükleer yükümlülüklerini hafifletme politikasını uygulamaya çalışan İran, sürekli ve yapıcı istişareleri ile anlaşmayı doğru rotaya getirmeye ve böylece İran'ın ekonomik menfaatlerinin tamamen karşılanmasına gayret gösteriyor.
Bu arada, İran'ın ABD ile müzakeresi hiç düşünülemez çünkü kendi yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve anlaşmadan tek taraflı ve hukuk dışı çekilen ABD yeniden müzakere için kesinlikle güvenilir bir taraf değil.
İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri defalarca, nükleer anlaşma dışında ABD ile herhangi bir müzakerenin imkansız olduğunu deklare etmiştir. Bu tür müzakere, ABD nükleer anlaşmaya geri dönmediği ve İran halkına karşı yaptırımları kaldırmadığı sürece de yapılmayacak.
Nükleer anlaşma örneğindeki deneyim, ABD'nin güvenilir bir devlet olmadığını göstermiştir. Avrupalı ülkelerin nükleer anlaşmayı kurtarma çabaları da ABD endeksli olmamalıdır çünkü bu ülke bizzat nükleer anlaşmanın önündeki esas sorundur.
Trump'ın çelişkili açıklama ve yaklaşımları da İran'ı müzakere tuzağına düşürmeyecek.
ABD Başkanı Trump, dış politikada başarılı olmadığı için İran'ı müzakere masasına çekmekle 2020 seçimlerinde bunu bir koz olarak kullanmaya çalışıyor.
İran mevcut aşamada, mantıklı ve yapıcı politikasıyla uluslararası camianın desteğini de kazanarak, nükleer anlaşmanın korunması için çaba sarf etmesi, ABD Başkanı Trump’ı öfkelendirmiştir.
Nükleer anlaşmanın bekası, Avrupalı ülkelerin ABD'den bağımsız hareket edip, yükümlülüklerini yerine getirmelerine bağlıdır ve İran ile ABD müzakereleri gibi iddialar, duruma hiç katkı sağlamaz.
Avrupalılar ne kadar ABD'nin iradesi dışında karar alıp, hareket ederlerse, nükleer anlaşmanın bekası da o kadar temin edilmiş olacak.
Bu yüzden Fransa cumhurbakanı Macron’un Bercam çıkmazını aşma çalışmaları, İran ve Amerika müzakereleri üzerinde değil, Avrupalı araçlar konusunda odaklanmalı zira esasen bu durumda müzakere imkansızdır./