Nükleer anlaşma ve İngiltere'nin gündem saptırması
İngiltere Dışişleri Bakanı'nın İran'ın nükleer yükümlülüklerini hafifletmesine yönelik açıklamaları, Avrupalıların nükleer anlaşma çerçevesinde kendi yükümlülüklerini yerine getirmek için gerçek iradeye sahip olmadıklarını gösteriyor.
İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab salı günü yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer yükümlülüklerini hafifletme adımlarını nükleer anlaşmanın bekası için tehlikeli eylem olarak niteleyerek, İran'ın bu eylemlerine karşı konulmasını istedi.
İngiltere'de son sıralarda düzenlenen erken seçimlerin ardından gelen bu açıklama, Londra'nın Brexit'in gerçekleşmesinden sonra, nükleer anlaşma konusunda ABD ile daha uyumlu şekilde hareket edeceğini ortaya koydu.
İngiltere Dışişleri Bakanı'nın İran'ın nükleer yükümlülüklerini hafifletme adımlarına yönelik açıklaması ayrıca, İngiltere ile Avrupa'nın ataletini artan şekilde yansıtıyor, çünkü İran bir yıllık stratejik sabrının ardından bu politikayı takip etmeye başladı.
İran Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, 'İran Press' haber ajansına verdiği demeçte, İngiltere dışişleri bakanının İran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltama hakkındaki iddialarına tepki göstererek, ''Eğer Avrupa taahhütlerine bağlı kalmamayı sürdürürse İran 5. Adımı da atar' dedi.
Şemhani, Amerika'nın nükleer anlaşmadan çıktığını ve Avrupa ülkelerinin de nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmediğini kaydederken, 'İran nükleer anlaşmayı ve aynı şekilde dengeyi de korumak için, taahhütlerini aşamalı olarak azaltmaktadır' dedi.
Bilindiği gibi Amerika'nın nükleer anlaşmadan çıkması ve Avrupa'nın anlaşmadaki taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine İran bu zamana kadar bir yıl beklemenin ardından nükleer anlaşmadaki taahhütlerini azaltma çerçevesinde 4. adım atmış ve bu çerçevede uranyum zenginleştirme oranı ve rezervini arttırırken Fordu nükleer tesislerinde de uranyum zenginleştirme çalışmalarını başlatmıştır.
İran İslam Cumhuriyeti, 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan kaynaklanan ekonomik çıkar ve menfaatlerinden yararlanması gerektiğini ve karşı tarafların da kendi yükümlülüklerine bağlı kalması gerektiğini her defasında belirtmiştir.
Ancak karşı taraf daha ileri giderek, ABD'nin isteği doğrultusunda İran'ın füze savunma gücü ve hatta bölgesel etkinliği gibi konuların da nükleer anlaşma kapsamına alınmasından zaman zaman söz ediyor.
İran İslam Cumhuriyeti, şimdiye kadar attığı 4 adımla, karşı tarafa Tahran'ın ciddiyetini göstermeye ve uyarıcı mesajlar göndermeye çalışmıştır.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın sıklıkla yayınladığı raporlarına göre, İran İslam Cumhuriyeti nükleer anlaşma uyarınca kendi yükümlülüklerini yerine getirmiş ve asla barışçıl yoldan sapmamıştır.
Buna ilaveten Tahran, karşı tarafın kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde attığı adımlardan kısa sürede geri döneceğini de duyurmuştur.
Binaenaleyh, İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer yükümlülüklerini hafifletme adımlarının hangi amaçlar için olduğu oldukça nettir. İmzalanan anlaşma uyarınca karşı taraflar nükleer yükümlülüklerini yerine getirip, İran'ın ekonomik menfaatlerinin karşılanması halinde ortada bir sorun kalmaz. Sorunun kimden ve nasıl kaynaklandığını tüm dünya çok iyi şekilde biliyor.
Eğer Avrupalı ülkeler ve taraflar, ABD'den bağımsız hareket etme gücüne sahiplerse, bunu göstermek için ABD'nin çekildiği nükleer anlaşma uyarınca kendi yükümlülüklerini Washington'a rağmen yerine getirmeleri, yerinde bir karar ve girişim olacaktır. Aksi takdirde, Avrupa da, ABD kadar güvenilemez taraf olabilecek.
Nükleer anlaşma konusunda yaşanan tıkanıklıktan ancak Avrupalı ülkelerin kendi yükümlülüklerini yerine getirmesiyle çıkılabilir. Aksi takdirde İran İslam Cumhuriyeti, nükleer yükümlülüklerini hafifletme adımlarını atmaya davam edecek.
Nitekim İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri, Avrupalıların kendi taahhütlerini yerine getirmemeleri halinde, İran'ın 6 ocak 2020'de 5. adımını da kararlı şekilde atmış olacak./