Amerika'nın Tabes Yenilgisi-1
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i146169-amerika'nın_tabes_yenilgisi_1
24 Nisan 1980 yılında Amerika'nın 6 uçağı ve 8 helikopteri Tahran'da 53 rehineyi kurtarma bahanesi ile İran İslam Cumhuriyeti'nin hava sahasına girdi. Oysa onların asıl hedefi  Amerika emperyalizmi ve sultası ile mücadele veren yeni kurulan İran İslam Cumhuriyeti düzenini askeri darbe ve saldırı ile devirmekti.  
(last modified 2022-10-07T13:02:52+00:00 )
Nisan 22, 2020 09:08 Europe/Istanbul
  • Amerika'nın Tabes Yenilgisi-1

24 Nisan 1980 yılında Amerika'nın 6 uçağı ve 8 helikopteri Tahran'da 53 rehineyi kurtarma bahanesi ile İran İslam Cumhuriyeti'nin hava sahasına girdi. Oysa onların asıl hedefi  Amerika emperyalizmi ve sultası ile mücadele veren yeni kurulan İran İslam Cumhuriyeti düzenini askeri darbe ve saldırı ile devirmekti.  

Amerika 4 Kasım 1979 yılında  132 kişiden oluşan Delta Force grubuna İran'a girmek ve başkent Tahran'dan Amerikan casusları ve ajanlarını kaçırmak için görev verdi.  Bu çerçevede Amerikalıların Tabes çölündeki başlanması planlanan bu askeri operasyonu Kartal Pençesi Operasyonu olarak adlandırdı.   

Bu operasyon birkaç uçak ve askeri helikopterin Amerika'nın bölgedeki uçak gemisi üzerinden İran'ın hava sahasına yönelik uçuşları ile başlatıldı.  Ancak operasyon başlar başlamaz helikopterlerin birinde arıza çıktığından dolayı bu helikopter İran'ın Güney Doğusunda bulunan Kerman eyaletinin Raver şehrine 120 kilometre mesafede zorunlu iniş yapmak zorunda kaldı.  Bu helikopterin içindekiler ise başka bir helikoptere nakledildi. Ancak ikinci helikopter de arıza geçirdi ve uçak gemisine dönmek zorunda kaldı.  

Böylece operasyonun devamında 6 uçak ve 6 helikopter  kendilerini İran'ın Güney Doğusunda bulunan Tabes çölüne ulaştırıp radarlardan uzak bir nokta olan ücra bir noktada geceyi geçirmek için konuşlandılar. Bu aşamada üçüncü bir helikopter de yakıt ikmali yaparken arıza geçirip böylece operasyon başlamadan 3 helikopter devre dışı kalmış oldu. 

Bu durumun Amerika'ya iletilmesi ile  Amerika dönem başkanı  Jimmy Carter  operasyonun durdurulması ve güçlerin dönmesi talimatını verir. Ancak bu olay Tabes çölünde bitmiyor.  Amerika Kartal Pençesi Operasyonu  Tabes çölünde çıkan kum fırtınası sonucunda tam bir başarısızlık ile sonuçlanır ve Amerika için büyük bir skandalına dönüşür. 

Böylece uçaklar ve helikopterler kalkmak isterken kum fırtınasının başlaması ile  C-130 uçağı ve CH-53 helikopterinin çarpışması ile bir patlama ve kaza olur.  Bu olayda 8 Amerikan gücü çıkan yangında yanarak ölür ve geri kalan 4 helikopter de uçmaktan aciz kalır.  Kalan güçler ise  5 uçağı ile kaçmak zorunda kalır ve kendilerini zar zor Nimitz uçak gemisine ulaştırır.  

 

Aslında Amerika özel kuvvetleri bu operasyonu tam olarak hayata geçirmek için uzun zamandan önce İran'ın Tabes çölüne benzer koşullara sahip Amerika'nın Arizona bölgesinde askeri eğitim ve simülasyon yapmıştı. Böylece İran'ın çök bölgesine girer girmez her şeyi en iyi şekilde uygulamak istiyorlardı. 

Tüm bu hazırlıklara rağmen Tabes çölü, yakıcı kumları ile Amerika'nın bu tacizcilerine cehenneme dönüştü ve Amerika için bir fiyasko yarattı.    

Eski Amerika savunma bakanı Harold Brown ise bu hususta şöyle bir açıklamada bulundu:"  8 Amerikan askeri gücü yenilgiye uğramış Tabes çölü operasyonunda hayatını kaybetmiş ve  rehineler de Ronald Reagan'ın 1981 yılında başkan olana dek serbest bırakılmamıştır. "

Tabes çölü olayı aslında Amerika'nın tacizci ve saldırgan özünü bir daha gözler önüne serdi.  Bu skandal ise  Amerika'nın saldırgan tavırlarının sonlandığı anlamına gelmiyor.  Amerika  bu büyük yenilgiden gereken dersi almayıp her yola baş vurarak İran aleyhindeki hasmane girişimlerine devam etti. 

 

Şimdi de Amerika bu çerçevede hareket ederek  İran İslam Cumhuriyeti'ni koalisyon oluşturmak ve kampanya başlatmak sureti ile yalnızlaşmaya ve tecride sürüklemek istiyor.    Bu doğrultuda Amerika'nın en önemi stratejik hedeflerinden biri de İran İslam Cumhuriyeti'nin komşuları ve Avrupalılar için bile tehdit olarak göstermektir.       

Amerika, riyakar siyasetleri ile bölgede radikalizm, terörizm ve şiddetin ve çatışmaların yayılmasına ve artmasına neden olmuştur.   Amerika'nın son onyıllardaki yanlış politikalarının devamında Amerika başkanı Donald Trump da açıklama yaparak bölgede 7 trilyon dolar kadar para harcadıklarını ancak bir sonuca varmadıklarını ifşa etti.  Tabii Trump aynı yanlış siyasetlerinin devam ettiricisidir.  

 

Şimdi de Amerika Irak ve Fars Körfezi'nde kendi güçleri ve ortaklarının konumunu üstün göstermek istiyor.   İran aleyhindeki yasa dışı ve saldırgan deniz girişimleri, yasa dışı bir şekilde ticari gemileri rahatsız etme girişimleri, askeri varlığı arttırma ve Suriye ve Irak'a askerlerini konuşlandırma  Amerika'nın bölge ve İran güvenliğine sorun yaratma girişimlerindendir. 

Ray El Yevm gazetesi baş editörü ve Arap dünyasının tanınmış uzmanı Abdülbari Atvan ise  Amerika ordusunun Irak'ta bir kaç yıldan fazla direnç gösteremediğini ve bu dönemde de 3 bin 500  zayiat ve 30 bin kadar yararlı verdiğini 6 trilyon dolar da harcadığını söylüyor. Halbuki  terör çeteleri ve örgütleri 9 yıl içerisinde Şam kapılarına dayandıkları sırda 65 ülke tarafından destekleniyorlardı. Amerika ise yüz milyarlarca doları ve Arap ülkelerinin petrodolarları ile Batı'dan silahları teröristlere sunuyordu. 

Amerika son yıllarda  ise yumuşak savaş ve içten devirme yöntemi ile kimi ekonomik ve geçim kaynaklı protesto gösterilerini fitneye ve kaosa dönüştürmeye çalıştı.  Amerika özellikle de 2009 yılında bu yönteme baş vurmuştu. Amerika dünyadaki kadife devrimlerinden örnek alarak  devirme siyasetlerini uygulamak istese de İran milleti Amerika'nın gerçek mahiyetini tanıdığından dolayı bu sinsi girişimler de mağlubiyetle sonuçlandı.     

Amerika kendisini İran milletinin destekçisi olarak tanıtıyor. Ancak son yıllarda daha doğrusu İslam İnkılabının zafere kavuştuğundan beri   İran halkına baskılarını hep sürdürmüştür.  Bu baskıların açık örneği ise Amerika'nın İran'da koronavirüs ile mücadelenin devam ettiği sırada İran'a sağlık malzemeleri ve cihazlarının gönderilmesine karşı çıkması ve ilaca bile erişimi engellemesidir.   Aslında bu son girişim Amerika'nın İran'a karşı ne kadar çaresiz bir duruma düştüğünü gösteriyor.    

Amerika İran'ı tehdit etmekteki kapasitelerini göstermek için en bayağı girişimlere bile baş vurup koronavirüs salgınını bile suiistimal etmeye başlamıştır.  Amerika son zamanlarda da kalleşçe bir girişimde bulunup İran İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Kuvvetleri komutanı Korgeneral Kasım Süleymani'ye suikast düzenleyip onu şehit düşürerek  İran'a yönelik devirme siyasetini sıkı bir şekilde izlediğini gösterdi.   Ancak İran İslam Cumhuriyeti bölgesel ve uluslararası düzeyde  ve de ekonomik alanda zayıflamış değildir. Gerçekte Amerika tamamen pasif bir konuma sürüklenmiştir.