Amerika'nın Tabes Yenilgisi-2
Amerikan askeri güçleri üst düzey makamların talimatları ile 24 Nisan 1980'de Amerika casusluk yuvası Tahran'daki büyükelçilikte yakalanan ajanlarını kurtarma bahanesi ve asıl yeni kurulan İslam Cumhuriyeti düzenini devirmek amacı ile İran'a gizli bir operasyon düzenlediler.
Amerikalıların bu sinsi planı ise sonuç vermeyip tam bir skandalla sonuçlandı. Bu askeri operasyon ise Amerika'nın İran milleti aleyhindeki hasmane ve tacizci müdahalelerinin bir başka kanıtı haline geldi. Tabes çölünde Amerika'nın askeri operasyonun yenilgiye uğraması ile bir başka tacizin dosyası kapandı ve Amerika'nın bundan büyük bir ders aldığı ümit edildi. Ancak gelecek yıllar bu yenilginin Amerika'nın düşmanlıklarını sonlandırmadığını göstermiş oldu.
İslam İnkılabı zaferinden geçen 41 yıl içerisinde Amerika devlet adamları aralıksız İran milleti ve İslam Cumhuriyeti düzenine karşı düşmanlıklarının sonu olmadığını gösterdiler. Amerika İslam İnkılabının başından beri İran milleti aleyhindeki komplolarını maksimum baskı ile yürüttü ve bunları alenileştirdi. Bu yolda ise askeri müdahale, darbe planı, Saddam Rejiminin İran'a savaş dayatmasını teşvik etme ve terör örgütlerini ve çetelerini destekleyerek İran'ın çevresini güvensizleştirme Amerika'nın devirmek için baş vurduğu girişimlerdendir.
Amerika'nın tüm bu yıllardaki hedefi İran'ın bölgesel rolünü olumsuz göstermek ve İran'ın bölgesel ve küresel düzeydeki ilişkilerini bozmaktır. Amerika İran milletine karşı düşmanlıklarının devamında İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusunun ismini de terör listelerine alarak hiçbir şekilde bu husumetten vazgeçmek istemediğini gösterdi. Halbuki İslami Devrim Muhafızlar Ordusu devrimci ve şehadettalep ruhu ile her daim ve en zor koşullarda bile İran milletinin dayanağı ve bölgesel güvenliğin savunucusu olmuştur.
Devrim Muhafızları Ordusu, sivil toplum kuruluşu olarak cihatçı ve devrimci kapasitelerden geniş çaplı olarak yararlanarak başarı dolu performansı ile özellikle de terör unsurları ve IŞİD terör örgütü karşısındaki rolü ile büyük işlere imza atmıştır.
Amerika ayrıca 3 Ocak 2020'de de bir başka terör eyleminde bulunarak İran milletinin güçlü olma temellerine darbe indirmek amacı ile İslam İnkılabı Muhafızlar Ordusu Kudüs Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Kasım Süleymani ve yarenlerini Irak'a resmi ziyarette bulunduğu sırada suikastle şehit düşürdü. Bu büyük cinayete misilleme olarak İslam İnkılabı Muhafızları Ordusu da 8 Ocak tarihinde 13 füze ile Amerika'nın Irak'ın Batı'sındaki El Anbar eyaletinde bulunan Aynel Esed üssünü hedef aldı ve burayı darmadağın etti. Böylece Amerika Aynel Esed'de İran'dan büyük bir tokat yemiş oldu.
İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman savaşı başlatan taraf olmamıştır. Ancak İran tehdit altında kalıp askeri saldırıya uğrarsa o zaman tam güçle kendini savunacaktır. Bu çerçevede Amerika ciddi şekilde İran'ın füze gelişmesini önlemek istemiştir. İran'ın insansız hava araçlarını geliştirmeye yönelik de aynı siyaseti yürüten Amerika İran'ın sert tepkisi ile karşılaşmıştır. İran İslam Cumhuriyeti Amerika'ya savunma, stratejik güvenlik ve caydırıcılık gücünü geliştirme alanlarına müdahale etmesine hiçbir zaman müdahale izni vermemiştir.
İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetler genelkurmay başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri ise " Hava Gücünün Ulusal Güçteki Rolü " başlıklı konferansta yaptığı konuşmada hava gücünün milli irade hedefi ile tecelli ettiğine değinerek sözlerine şunları da ekledi:" Ülkenin askeri hava gücünün geliştirilmesinde bir tereddüt söz konusu değildir. Gelişmeler öyle devam etmelidir ki düşman ile çarpıştığımız zaman onlara bizim hava sahamızı tehlikeye sokmalarına izin verilmesin. Böylece hava güçlerimiz de operasyonlarını en iyi şekilde yerine getirip kara ve deniz güçlerimizi destekleyebilir. "
Washington kışkırtıcı siyasetleri ve girişimlerinin devamında ise Temmuz 2018'de casusluk İHA'larından birini İran İslam Cumhuriyeti hava sahasına göndermişti. Bu insansız uçak İran'ın Güneyindeki hava sahası içerisinde İslam İnkılabı Muhafızlar Devrimi hava savunma birlikleri tarafından hedef alınıp düşürüldü. Bunun ardından CNN kanalı bu hususta şöyle bir ifadede bulundu:" Amerikalılar en büyük ibret verici derslerinden birini de 22 bin Feet rakımında aldılar. "
CNN kanalı Nick Walsh kaleminden yayımladığı " Amerika'nın 110 milyon dolar değerindeki İHA'sının düşürülmesi İran ile ilgili ne anlatıyor bize?" başlıklı analiz yazısında şöyle bir hatırlatmada da bulunur:"
Batı Asya ve Kuzey Afrika uzmanlarından Jeremy Binnie ise İran'ın hava savunma gücüne değinerek İran'ın hava-uzay gücü yeteneklerini analiz ederken şöyle diyor:" Bu olay açık bir şekilde İran'ın gerçekten bir şey üzerine yatırım yaptıklarında başarılı olacaklarını gösteriyor. Bu husus balistik füzeler konusu için de geçerli. Ancak görünen o ki İran hava savunması da aynı vaziyettedir. "
Amerika hükümeti hedefleri ve siyasetlerine varmak ve İran'ı Washington ile müzakere masasına oturtmak için İran'ı yalnızlaştırma, tecride sürükleme ve aşırı siyasi ve ekonomik baskılara maruz bırakmak istiyor. Ancak İran ne küresel, ne bölgesel ve ne de ekonomik anlamda zayıf bir ülke değildir. Gerçekte Amerika'nın bu tavırları ve ısrarı Washington'un hala yarım yüzyıl geriden geldiğini eski düşünceler ile ilerlediğini ve aynı Tabes çölü maceracılıkları peşinde olduğunu gösteriyor. Ancak bu maceracılıkların sonucu skandallardan başka bir şey olmayacaktır.
Amerika devlet adamları şimdi de pasif bir yaklaşıma sürüklenmiş ve tamamen tehditvari lafazanlıklara odaklanmışlardır. Onlar duruma hakim olduklarını göstermek isteseler de bu yolun sonu da çıkmaz sokak olduğu kesindir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei ise İmam Hüseyin as'ın şehadet yıldönümü ve Devrim Muhafızları günü dolayısı ile yaptıkları konuşmada İslam İnkılabı zaferinden beri süren komplo planları ve de İslam İnkılabının kaydettiği gelişmelerin Amerikalıların İran milletinin ileriye doğru hareketini durdurmaktaki başarısızlığının göstergesi olduğuna vurgu yaparak şöyle buyurmuşlardı:" Aziz İran'ın düşmanları, kırk yıldır İran milletine karşı her türlü siyasi, ekonomik ve propagandif baskıyı yapmaktadırlar. Ancak İslam İnkılabı yeni kurulduğu, çaylak olduğu dönemde bile hiçbir halt edememişlerdi. "
İslam İnkılabı Lideri bir başka konuşmasında ise şöyle buyurmuşlardı:" Amerika, Avrupa ve Sovyetler Birliği bile bu 40 küsur yılda İslam Cumhuriyeti aleyhinde ellerinden geleni yaptılar ancak bir sonuca varmadılar. Tabii eziyet edip rahatsızlık verdiler ancak İslami düzeninin gelişmesi ve ileriye dönük hareketini engelleyemediler. "