Borrell'den BERCAM'ın Korunmasına Vurgu
Avrupa Birliği ülkeleri başta Almanya, Fransa ve Britanya, İran ile yapılan BERCAM nükleer anlaşmasının sağlanmasında büyük rol ifa ettiler. Ancak Amerika'nın nükleer anlaşmadan çıkmasının ardından, nükleer anlaşmanın korunması ve savunması hususunda pasif davrandılar. Özellikle de INSTEX gibi mali mekanizmayı çalıştırma hususunda vaatlerini yerine getirmediler. Buna rağmen hala BERCAM anlaşmasının korunmasında ısrar ediyorlar.
Bu doğrultuda Avrupa Birliği dış siyaset sorumlusu Josep Borrell Cumartesi günü bir Tweet mesajı paylaşarak BERCAM nükleer anlaşmasının korunmasına vurgu yaptı. Borrell Akdeniz Diyalogları konferansında nükleer anlaşma etrafında gerçekleştirilen diyaloglara işaretle şöyle yazdı: "BERCAM nükleer anlaşmasının beşinci yıldönümünde 2020 Akdeniz Diyalogları Konferansında bu anlaşma ile ilgili konuştuk. Biz BERCAM anlaşmasını korumalıyız. Ben ise BERCAM nükleer anlaşmasının koordinatörü olarak da faaliyetlerimi yürüteceğim."
8 Mayıs 2018'de tek taraflı olarak BMGK'nin 2231 sayılı kararını ihlal ederek 2015'te yapılan BERCAM nükleer anlaşmasından ayrılan Trump, daha sonra İran'ı teslime zorlamak amacı ile maksimum baskı kampanyasını başlatıp yasa dışı taleplerini sıraladı.
Avrupalılar ise Washington'un bu girişimlerine, karşı duracaklarını ve onları etkisizleştirmek için belli stratejiler izleyeceklerini vadettiler. Bu vaatlerin en önemlilerinden biri de INSTEX özel mali sisteminin İran'a yönelik yaptırımların etkisini azaltmak amacı ile çalıştırılması idi. Ancak bu vaatlerin üzerinden iki yıl geçse de bu mekanizma hala çalıştırılmadı.
Böylece AB ve Avrupa Troykasının adımları da uygulamada bir işe yaramadı. Gerçekte Avrupalılar Amerika'nın baskıları yüzünden ve de gereken iradeye sahip olmamalarından dolayı BERCAM anlaşması çerçevesindeki taahhütlerini özellikle de INSTEX'i hayat geçiremediler.
Böylece Borrell'in, Avrupa'nın bu anlaşmayı küresel ve bölgesel barış ve güvenlik hedefi ile korumak istediğinde ciddi olması iddiaları da şüpheli görünüyor. Buna ilaveten Avrupa Birliğinin de BERCAM'a yönelik performansı, atılan bu sloganlara ters düşmektedir.
Buna rağmen Amerika'nın BERCAM anlaşmasından çekilmesi ardından Avrupalıların tutumlarının, İran'a yönelik taahhütlerini uygulamaktaki derin aciziyetlerini gösteriyor. Avrupa Troykası ise ayrıca İran'ın bu anlaşma çerçevesindeki taahhütlerini adım adım azaltmasını bahane edip kınayarak bu anlaşmadaki tahkim mekanizmasını 14 ocak tarihinde çalıştırdı ve İran'ın da bu sürece son vermesini istedi. Ancak Avrupalılar İran'ın neden taahhütlerini azalttığına işaret etmedi ve kendi taahhütsüzlüklerine göz yumdu.
Bu alandaki yeni gelişme çerçevesinde Josep Borrell 17 Temmuz Cuma günü bir bildiri yayımlayarak,halihazırda koronavirüs salgını yüzünden İran'ın bu anlaşma çerçevesindeki taleplerine bakamayacaklarını tahkim mekanizmasının uzatılacağını belirtti.
Avrupalıların BERCAM nükleer anlaşması ile ilgili çelişkili tutumlarından dolayı, anlaşmanın korunmasına vurguların ve diğer yandan da anlaşmadaki taahhütlerine bağlı kalmamasının, Yeşil Kıtanın bir anlamda Amerika'ya paralel İran'a maksimum baskı uyguladığını söylemek mümkün. Böylece Avrupa ve Amerika, Mike Pompeo'nun İran'a dayattığı 12 şartlı taleplerini İran'a kabul ettirmek istiyorlar.
Buna karşın Tahran ise kendi milli çıkarları çerçevesinde BERCAM nükleer anlaşmasını kabul ettiğini belirtmiş ve Avrupalı tarafların da taahhütlerine bağlı kalmasını istemiştir.
İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanlığı sözcüsü Seyyid Abbas Musevi ise, "Tahran'ın, üç Avrupalı ülkeden ciddi bir şekilde Amerika'nın maksimum siyaset baskısı istikametinde hareket etmesi yerine taahhütlerine bağlı kalmalarını BERCAM nükleer anlaşmasının uygulanması ve korunması için zemin hazırlamalarını istediğini" söyledi.
Bu yüzden Avrupa Birliği'nin lafazanlıklarla bu anlaşmayı destekleme iddiaları yerine, gerçekten anlaşmanın korunmasını istiyorsa bu alanda pratik adımlar atmalı ve İran'a karşı yürütülen Amerika siyasetlerine uymamaları daha yerinde olacaktır./