İran Dış Siyasetinin Çok Taraflılık ve İlişkilerin Dengeli Gelişmesi İlkeleri
İran İslam Cumhuriyeti komşuları ile iyi düzeyde ilişkiler düzenlemek istiyor. Bu yüzden dış siyasetindeki önceliklerine uygun olarak ilişkilerin dengeli olarak gelişmesine ve çok taraflılığa büyük önem vermektedir.
Bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti ile Umman arasındaki 7'inci Stratejik Danışmanlık oturumu, İran dışişleri bakanı siyasi işler yardımcısı Seyyid Abbas Irakçi ve Umman Dışişleri Bakanlığı diplomatik işler yardımcısı Halife bin Ali El Haresi'nin eş başkanlığında Pazartesi günü Maskat'ta düzenlendi.
Söz konusu oturumda farklı alanlarda ikili ilişkilerin gelişme yolları hususunda görüş teatisi yapıldı. İki taraf bölge gelişmeleri hususunda konuşup ihtilafların da diyaloglar üzerinden çözülmesine vurgu yaptılar.
Deneyimler ise kolektif çıkarların sırf işbirliği ve anlaşma çerçevesinde gerçekleşebileceğini açıkça göstermiştir. Çünkü düşmanlık yapmak ve çatışma çıkarmak, bölge ülkeleri arasında ihtilafların sürmesine yol açıp sırf müdahale eden yabancıların lehine olacaktır.
Amerika ise özellikle de son dört yılda İran'ı tehdit gösterme projeleri çerçevesinde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerine milyarlarca dolar silah satırken özellikle de Fars Körfezinin Güney ve Kuzey kıyıları arasındaki ülkelerin ihtilaflarını körükleyerek sadece kendi gayrı meşru çıkarlarını sağlamaya çalışmıştır.
Bu hasmane siyasetin bileşimi ise Amerika'nın bölgede askeri varlığını sürdürmesi ve gerilimleri körüklemesinden güttüğü stratejik amacın bölge ülkeleri arasında güvenlik alanında işbirliklerin oluşmasını engellemek ve Amerika'nın askeri varlığına bağımlılığı arttırmak olduğunu gösteriyor. Aslında Amerika askeri varlığının güvenliğe eşit olduğunu iddia ediyor.
Maalesef kimi bölgesel aktörler de riyakar ve iki yüzlü siyasetleri ayrıca terörizmi desteklemelerinden dolayı bölgede güvensizlik, istikrarsızlık, savaş ve radikalizmin körüklenmesine yol açmışlardır.
İranlı eski diplomat ve siyasi meseleler uzmanı Kasım Muhibbali ise İran'a karşı Siyonist-Gerici Arap koalisyonunun oluşturulmasına değinerek şöyle diyor:
"Siyonist Rejim İsrail, Suudi Arabistan ve Trump yönetiminin Pompeo gibi bazı unsurları bölgede yeni krizler veya gerilimler yaratmakla ilgileniyor. Bu ülkeler Washington'un Bercam nükleer anlaşmaya döneceğinden veya İran ile ABD'nin yeni bir anlaşmaya varacağından endişe ediyorlar. Bu nedenle, amacı, Bercam Nükleer Anlaşmasını yok etmek ve bölgedeki gerilimi devam ettirmek olan bir koalisyon kurdular, çünkü bu durumun devam etmesi onların taleplerini ve çıkarlarını karşılayacaktır."
Bölgedeki durum ise bir takım köklü değişikliklerin gerçekleşeceğini gösteriyor. Bu değişiklikler, çok taraflılığın zeminini de güçlendirecektir.
İran İslam Cumhuriyeti, sürdürülebilir güvenliğin ve bölgesel kalkınmanın ancak komşuların işbirliği ve toplu katılımı ile sağlanacağına inanmaktadır.
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de BM Genel Kurulu'nun 2019 oturumunda "Hürmüz Barış" planını sundu ve bu planın detaylarını Fars Körfezi kıyı ülkeleri ve Irak dahil altı ülkeye gönderdi. Bu planın amacı, Fars Körfezi ülkeleri arasında ve Hürmüz Boğazında barışı, istikrarı ve kalkınmayı sağlamak ve karşılıklı anlayış ve barışçıl ve dostane ilişkileri tesis etmektir. Öneri, Tahran'ın Fars Körfezi'nde istikrar ve güvenliği teşvik etmek için bölgesel bir yaklaşım dahilinde çok taraflı fikirlere sahip olduğunu gösterdi.
Bu stratejik ilkeyi vurgulayan İran İslam Cumhuriyeti ve Umman, yeni uluslararası şartlar bağlamında bölgesel konularda diyalog ve istişarenin bölge ülkeleri arasında anlayış düzeyini arttırmaya yardımcı olabileceği konusunda hemfikir. Umman, dış politikasında bölgesel ihtilafların azaltılmasında oynadığı etkili ve yapıcı rol İran tarafından defalarca övüldü.
Müzakereler düzeyini arttırmak, karar almak ve iki ülke ilişkilerinin tüm alanları için yol haritası belirlemek hedefi ile İran ve Umman arasında gerçekleşen Stratejik Danışmanlık Komiteleri oturumları ise bu açıdan büyük önem taşıyor./