İran'ın BM Genel Sekreteri'ne Siyonist Rejimin Hareketliliği ile ilgili Mektubu
Siyonist Rejim İsrail uzun süredir çeşitli bahaneler uydurmaya çalışmaktadır ve bu doğrultuda İran'a karşı temelsiz iddialar ortaya atmıştır.
Yaklaşık iki hafta önce 25 Şubat tarihinde, sahte İngiliz kimliği adı altında ve araba taşıyan gemi olarak bölgeye giren Siyonist Rejim İsrail'e ait kargo gemisi Umman Denizinde patladı.
Görünüşte geminin kimliği, bölgede bazı eylemlerde bulunması için gizli kalması gerekiyordu. Fakat olayın ardından siyonit rejim televizyonu, MV Hlios Ray adlı geminin Mossad başkanı Yossi Cohen'in arkadaşlarından biri ait olduğunu uyurdu.
Siyonist Rejim İsrail başbakanı da hiçbir belge ve kanıt göstermeden İran'ı, gemide yaşanan patlamadan sorumlu tutarak ithamlarda bulundu.
İran İslam Cumhuriyeti'nin BM'deki daimi temsilcisi Mecit Tahtırevançi Cuma günü BM genel sekreteri Antonio Guterres'e ve BM Güvenlik Konseyi başkanına bir mektup göndererek bu ithamların içi boş ve temelsiz olduklarını vurgulayarak tüm suçlamaları reddetti.
Mecit Tahtırevançi sözlerinde: " Bu saldırının özellikleri, gayrı meşru ve şirret eksenli siyasetler güdülen aktörler tarafından hayata geçirildiğini gösteriyor." Vurgulamasında bulundu.
Aslında Tahtırevançi’nın tahminleri gerçeklere dayalıdır. Çünkü Siyonist Rejim İsrail kritik ve zor koşullar altındadır. Bu yüzden Siyonist Rejim İsrail'in önceden planlanmış bir eylem çerçevesinde geminin patlaması olayı ile İran'ı suçlu göstermeye çalışması muhtemeldir. İsrail'in bölgedeki amacı kriz yaratmaktır. Bunu da kendisine ait kargo gemisinin patlatılması senaryosu ile sahnelemek istiyor. Bu yüzden bu senaryo iki açıdan değerlendirilebilir.
İlk boyut, İran İslam Cumhuriyeti'nin BM'deki daimi temsilcisi Mecit Tahtırevançi’nin de değindiği gibi Siyonist Rejimin kendini mağdur göstermekle, işledikleri cinayetler hakkındaki gerçekleri gizleyerek kamuoyunu saptırmaya çalışmasıdır.
Tahtırevançi bu hususta açıkça şöyle dedi: "Dünya bu gerçeğe karşı duyarlı olmalı ve Siyonist Rejim İsrail'i askeri maceracılıklarından sorumlu tutarak, kendi yanlış hesaplarına dayalı her türlü girişimin sonuçlarından bizzat sorumlu olacağı konusunda uyarmalıdır.”
Bu olayın diğer bir boyutu da şu: Direniş ekseninin farklı bölgesel cephelerde büyük zaferler elde ettiği sırada, Suriye ve Irak'ta Batı-Gerici Arap ve İsrail üçgeninin desteklediği terör örgütleri ve çetelerini çökerildiği sırada , Yemen cephesinde inanılmaz ve çok büyük zaferler elde edildiği sırada, Suudilerin Yemen halk komiteleri ve ordusunun saldırıları karşısında şaşkına döndüğü sırada, bu senaryonun ortaya atılmasıdır. Bundan güdülen amaç ise Fars Körfezi bölgesinde güvenlik kaos ve gerilimleri oluşturmak olabilir.
Uluslararası ilişikler ve siyasi bilimler dalında akademisyen ve uzmanı Ali Omidi ise Siyonist Rejim İsrail'in Fars Körfezi bölgesindeki kışkırtıcı girişimlerinin bir kaç hedefi olduğunu, bunlardan birinin Trump hükümeti döneminin son günlerinde bölgeye denizaltı konuşlandırılması olduğunu düşünüyor.
Bu uzman açıklamasının devamında şöyle bir hatırlatmada da bulundu: "İsrail, askeri deniz koalisyonu veya başka bir bahane ile Fars Körfezi bölgesine sızarsa bu fırsattan hep bölgede gerilim yaratmak için yararlanacaktır."
Başka bir ifade ile meşruiyet krizi yaşayan Siyonistlerin bölgede yeni bir alan açmak ve İran'ı tehdit kaynağı olarak göstererek bölgeye sızmak istedikleri söylenebilir. Bu bileşenler aslında senaryonun daha önceden yazıldığını ve sahte kriz ve gerilim yaratma girişiminin planlarının yapıldığını gösteriyor./