İran'ın BM Genel Sekreteri'ne Siyonist Rejimin Hareketliliği ile ilgili Mektubu
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i164576-İran'ın_bm_genel_sekreteri'ne_siyonist_rejimin_hareketliliği_ile_ilgili_mektubu
Siyonist Rejim İsrail uzun süredir çeşitli bahaneler uydurmaya çalışmaktadır ve bu doğrultuda İran'a karşı temelsiz iddialar ortaya atmıştır.
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Mart 09, 2021 03:04 Europe/Istanbul
  •  İran'ın BM Genel Sekreteri'ne Siyonist Rejimin Hareketliliği ile ilgili Mektubu

Siyonist Rejim İsrail uzun süredir çeşitli bahaneler uydurmaya çalışmaktadır ve bu doğrultuda İran'a karşı temelsiz iddialar ortaya atmıştır.

Yaklaşık iki hafta önce 25 Şubat tarihinde, sahte İngiliz kimliği adı altında  ve araba taşıyan gemi olarak bölgeye giren Siyonist Rejim İsrail'e ait kargo gemisi  Umman Denizinde patladı. 
 Görünüşte geminin kimliği, bölgede bazı eylemlerde bulunması için gizli kalması gerekiyordu. Fakat olayın ardından siyonit rejim televizyonu, MV Hlios Ray adlı geminin Mossad başkanı Yossi Cohen'in arkadaşlarından biri ait olduğunu uyurdu. 
Siyonist Rejim İsrail başbakanı da hiçbir belge ve kanıt göstermeden  İran'ı, gemide yaşanan patlamadan sorumlu tutarak ithamlarda bulundu. 
İran İslam Cumhuriyeti'nin  BM'deki daimi temsilcisi Mecit Tahtırevançi  Cuma günü  BM genel sekreteri Antonio Guterres'e ve  BM Güvenlik Konseyi başkanına bir mektup göndererek bu ithamların içi boş ve temelsiz olduklarını vurgulayarak tüm suçlamaları reddetti.   
Mecit Tahtırevançi sözlerinde: " Bu saldırının özellikleri, gayrı meşru ve şirret eksenli siyasetler güdülen aktörler tarafından hayata geçirildiğini gösteriyor." Vurgulamasında bulundu. 

 Aslında Tahtırevançi’nın tahminleri gerçeklere dayalıdır. Çünkü Siyonist Rejim İsrail kritik ve zor koşullar altındadır.  Bu yüzden  Siyonist Rejim İsrail'in önceden planlanmış bir eylem çerçevesinde geminin patlaması olayı ile İran'ı suçlu göstermeye çalışması muhtemeldir.  İsrail'in bölgedeki amacı kriz yaratmaktır.  Bunu da kendisine ait  kargo gemisinin patlatılması senaryosu ile sahnelemek istiyor.  Bu yüzden  bu senaryo iki açıdan değerlendirilebilir. 
İlk boyut,  İran İslam Cumhuriyeti'nin BM'deki daimi temsilcisi Mecit Tahtırevançi’nin de değindiği gibi  Siyonist Rejimin kendini mağdur göstermekle, işledikleri cinayetler hakkındaki gerçekleri gizleyerek kamuoyunu saptırmaya çalışmasıdır.
Tahtırevançi bu hususta açıkça şöyle dedi: "Dünya bu gerçeğe karşı duyarlı olmalı ve  Siyonist Rejim İsrail'i  askeri maceracılıklarından sorumlu tutarak, kendi yanlış hesaplarına dayalı her türlü girişimin sonuçlarından bizzat sorumlu olacağı konusunda uyarmalıdır.” 
 Bu olayın diğer bir boyutu da  şu: Direniş ekseninin farklı bölgesel cephelerde büyük zaferler elde ettiği sırada, Suriye ve Irak'ta Batı-Gerici Arap ve İsrail üçgeninin desteklediği terör örgütleri ve çetelerini çökerildiği sırada , Yemen cephesinde  inanılmaz ve çok büyük zaferler elde edildiği sırada, Suudilerin Yemen halk komiteleri ve ordusunun saldırıları karşısında şaşkına döndüğü sırada,  bu senaryonun ortaya atılmasıdır. Bundan güdülen amaç ise   Fars Körfezi bölgesinde güvenlik kaos ve gerilimleri oluşturmak olabilir. 
 Uluslararası ilişikler ve siyasi bilimler dalında akademisyen ve uzmanı Ali Omidi ise  Siyonist Rejim İsrail'in Fars Körfezi bölgesindeki  kışkırtıcı girişimlerinin  bir kaç hedefi olduğunu, bunlardan birinin  Trump hükümeti döneminin son günlerinde bölgeye denizaltı konuşlandırılması olduğunu düşünüyor. 
Bu uzman açıklamasının devamında şöyle bir hatırlatmada da bulundu: "İsrail, askeri deniz koalisyonu veya başka bir bahane ile Fars Körfezi bölgesine sızarsa  bu fırsattan hep bölgede gerilim yaratmak için yararlanacaktır."
Başka bir ifade ile  meşruiyet krizi yaşayan Siyonistlerin bölgede yeni bir alan açmak ve İran'ı tehdit kaynağı olarak göstererek bölgeye sızmak istedikleri söylenebilir.   Bu bileşenler aslında  senaryonun daha önceden yazıldığını ve sahte kriz ve gerilim yaratma girişiminin planlarının yapıldığını gösteriyor./