Siyonist Rejim İsrail'in İran Karşıtı İnsan Hakları Alanındaki İthamları
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i165378-siyonist_rejim_İsrail'in_İran_karşıtı_İnsan_hakları_alanındaki_İthamları
"Siyonist Rejim İsrail ahlaki açıdan, İran'da yüce insan hakları konusunda açıklama yapmaya hakkı yoktur. "
(last modified 2024-12-09T04:22:16+00:00 )
Mart 16, 2021 04:49 Europe/Istanbul
  • Siyonist Rejim İsrail'in İran Karşıtı İnsan Hakları Alanındaki İthamları

"Siyonist Rejim İsrail ahlaki açıdan, İran'da yüce insan hakları konusunda açıklama yapmaya hakkı yoktur. "

İran İslam Cumhuriyeti'nin  Cenevre'deki  BM Avrupa bürosu daimi temsilcisi ve elçisi  İsmail Bakayi Hamane, Cuma günü BM İnsan Hakları Konseyi'nin 46'ıncı oturumunda   Siyonist Rejim İsrail'in İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı temelsiz ithamlarına yanıt olarak bu noktaya vurgu yapıp,  Batı dünyasının insan haklarına yönelik çifte standartlı  tutumlarına değindi. 

İsmail Bakayi Hamane, şöyle dedi: " Kimi devletlerin  gelişmekte olan ülkelerin yargı sistemini,  insan haklarını savunma bahanesi ile hedef alıp bu ülkelerde yasaların hakimiyetini zayıflatmasına odaklanmaları, esef vericidir. "

İran İslam Cumhuriyeti'nin  Cenevre'deki temsilcisinin sözleri aslında insan hakları alanında iki temel soruna işaret etmektedir: İlk sorun, gerçeklerin ters gösterilmesidir. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei de Biset bayramı dolayısı ile yaptıkları konuşmada bu hususa değinmişlerdi. 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamanei,  gerçeklerin ters gösterilmesinin  düşmanların yumuşak savaş çerçevesindeki hilelerinden biri olarak değerlendirip,  açık ve net yalancılıklarının örneklerine de işaret ederek şöyle buyurmuşlardı:"Mazlum Yemen halkı,  6 yıldır Amerika'nın da yeşil ışığı ile,  taş yürekli, zalim Suudi hükümetinin  ekonomik, gıda ve ilaç kuşatmasının ve bombardımanlarının altındadır.  Ancak  iddiacı Batılı devletler ve uluslararası kurumların protesto sesi duyulmuyor. Şimdi de yetenekli Yemen halkının  kimi savunma araçlarını üretip hazırlayarak, bu saldırılara cevap verdikleri sırada  itiraz etmeye başlamışlardır. BM bile  bunu yapmıştır.  BM'in bu girişimi  Amerika'nın girişimlerinden bile daha çirkindir. "

İslam İnkılabı Lideri,  Amerika'nın dünyanın en büyük nükleer depoya sahip olduğunu,  220 bin kişiyi nükleer bomba ile öldürdüğünü ve aynı zamanda  bu cinayetlere rağmen  sözde kitle imha silahlarına karşı olduğunu iddia etmekle bir yandan da  IŞİD gibi terör örgütlerini desteklediğini ve diğer yandan da  modern medyatik araçlardan ve imkanlardan yararlanarak kendini terörizm ile mücadelede öncü olduğunu iddia etmesini, gerçeklerin tersyüz gösterilmesinin açık örnekleri olduğunu vurguladılar. 

 Kuruluşundan beri işgal altındaki Filistin topraklarında  birçok cinayet işleyen  Siyonist Rejim İsrail  de  şimdi aynı yolda adım atmaktadır. 

Filistin milletini savunma topluluğu komisyonu üyesi olan akademisyen Ruhullah Mehrcu ise şöyle diyor: Siyonist Rejim İsrail'in ırkçı bakışı , çocuklar ve gençlerin her daim acı çekmesine ve ölmesine yol açmıştır. Binlerce Filistinli genç ve çocuk, her gün, Siyonist Rejim zindanlarında  işkence ediliyor. Bunun açık örneği ise  Muhammed el Durre'nin öldürülmesidir.  Bu cinayet,  dünya medyasının kameraları önünde  gerçekleşti. Siyonist Rejimin  destekçisi birçok ülke ise bu feci olayın yanından çok kolay geçtiler ve bu cinayete itiraz etmediler. "

İran İslam Cumhuriyeti'nin  Cenevre  temsilcisinin sözlerinin ikinci önemli yanı, insan hakları konseyinin  politikleşmeden, çifte standartlardan, yaftalamaktan ve klişe yaratmaktan uzak durması vurgusu idi. 

Bakayi Hamane,  bu hususta açık örneklere değinerek şöyle dedi: "Kanada, Avusturalya, Britanya, Danimarka, Amerika, Almanya, Fransa, İsviçre, Hollanda, Belçika, Avusturya ve İsveç gibi ülkelerin   diğerlerini itham etmeyi kendi hakları bilmeleri, hem de sanki kendileri insan hakları modelleriymiş gibi bunu yapmaları ve kimsenin onların iç ve dışlarındaki çelişkilerden haberdar olmadığını düşündükleri bir sırada gerçekleşmektedir. "

 Kanıtlar bu ülkelerde, protestocuların bastırılması, siyahilerin öldürülmesi, özellikle de Müslüman azınlığın  katliam edilmesi, mahpusların işkence edilmesi, göçmenlerin baskı altında tutulmasının yaygın olduğunu gösteriyor.  Ancak bu ülkeler  diğer ülkelerde yetkili mahkemelerce cezai yasaların uygulanmasını  insan hakları ihlalleri adlandırıyorlar. 

Unutmayalım ki Amerika'nın ve kimi Avrupa devletlerinin seçmeli ve politize bir şekilde insan haklarını ele alması bu alanda en büyük darbeyi insan hakları ilkelerine indirmiştir. /