Amerika'nın Tek Taraflılığının Küresel bir Sorun Haline Gelmesi
Tek taraflılık ile mücadele bugün küresel bir ihtiyaca dönüşmüştür. Çünkü tek taraflılık sadece tek bir ülke veya bir kaç sınırlı ülkeyi değil tüm dünyayı tehdit etmektedir.
İran İslam Cumhuriyetinin Cenevre'deki temsilcisi ve elçisi Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi'nde bu açıklamalarda bulundu.
İsmail Bakayi Hâmâne Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi oturumunda bu hususun önemini açıklayıp Amerika'nın gelişmekte olan ülkelere yönelik yaptırımlarını da eleştirerek sözlerine şunları ekledi: " Uluslararası insani kurum ve kuruluşların tek taraflı yaptırımların insani faaliyetlere yönelik olumsuz etkilerini dile getirmeleri ve böyle bir ihlale karşı insani bir ortam hazırlamak ve korumak için etkin bir mekanizma oluşturması zamanı gelmiştir. "
Bu hususta iki önemli mesele söz konusudur: İlk mesele, tek taraflılığın ziyan ve zarar dolu sonuçlarıdır. Aslında bu sonuçlar uluslararası ilişkiler bağlamında tüm ülkelerin kaderlerini ve geleceklerini etkilemektedir.
İkinci mesele, tüm BMT üye ülkelerinin tek taraflılığa karşı yerine getirmesi gereken küresel sorumluluklarıdır.
Amerika tek taraflılığı ile uluslararası hukuku ihlal edip zalimane yaptırımları, ekonomik savaşı, medyatik savaşı, kültürel savaşı ve psikolojik algı operasyonları ile tüm dünya milletlerinin haklarına zarar vermiştir. Bu girişimler kuralsızlığı yaygınlaştırmış ve uluslararası toplumun azim ve iradesini zayıflatmıştır.
Tek taraflılığın dolaysız sonucu olan Amerika'nın aşırı istekleri uluslararası ilişkilerde hüküm süren ilkeler ve münasebetleri de sorunlar ile karşılaştırmıştır. Uluslararası kuralları ihlal eden Amerikan hükümeti diğer ülkelerden uluslararası taahhütlerine bağlı kalmalarını istiyor. Bu girişimler, İran karşıtı olmaktan ziyade, uluslararası mekanizmalara karşı olmuştur. Bu yüzdendir ki Amerika'nın tek taraflılığı kapsamlı bir tehdit sayılır dünyaca kınanması gerekmektedir. Amerika'nın tek taraflılığı ve ahitsiz davranmaları özellikle de BERCAM nükleer anlaşmasından çekilmesi ve tan zıt istikametinde hareket etmesi böyle bir tek taraflılığın net örneğidir.
Mevcut Amerikan hükümeti, varlığı süren normların tersine, eski Amerikan hükümetinin girişimlerini sürdürmektedir. Açık ve nettir ki Amerika'nın siyaseti, hala tüm dünyaya görüşlerini dayatmaktır. Bu da insanlık toplumlarının kaderinin zararına olarak tehlikeli ve müdahaleci bir girişim ve bidattir.
Amerika'nın geniş çaplı yaptırımlar uygulayarak maksimum baskı adı altında İran halkına dayattığı ekonomik savaş aslında sadece İran'ı değil uluslararası ilişkiler ve serbest ticaretini de hedef almıştır.
İran'ın Cenevre'deki uluslararası örgütlerdeki temsilcisinin sözleri de bu çerçevede net ve aşikardır. Bu açıklamalar tek taraflılığın zayıf düşürülmesinin tek yolunun çok taraflılığı güçlendirmek ve uluslararası haklara saygı duymak olduğunu gösteriyor.
Avrupa Birliği dış siyaset sorumlusu Josep Borrel son dönemde "Dünya Çok Taraflılık Günü" dolayısı ile yayımladığı mesajının bir bölümünde Amerika'nın başına buyruk, tek taraflı siyasetlerini eleştirerek şu açıklamalarda bulundu: " Çok taraflılık böyle bir tehdide karşı koymanın tek etkili yoludur. Hiçbir ülke tek başına bu sürece karşı koyamaz. "
Buna rağmen uluslararası toplumun Amerika'nın tek taraflılığı karşısındaki pasif tutumuna yönelik büyük eleştiriler söz konusudur. Kuşkusuz tek taraflılığa karşı sessiz kalmak küresel çıkarlara ters düşmekte ve uluslararası anlaşmalar ve sözleşmeleri ihlal etmektedir. Sonuçta bu durum bu tür ihlalci girişimleri perçinleyecektir.
Bu yüzden Amerika'nın aşırı istekleri ve siyasetleri karşısında gecikmek ve tepkisiz davranmak dünya için ağır bedelleri olacaktır. Deneyimler de Amerika'nın müdahaleci siyasetlerine onay vermek ve onunla koordineli hareket etmenin bölgesel ve küresel güvenlik ve barış lehine olmadığını gösteriyor.