İran’ın Lübnan’a yakıt sevkiyatının mesajı
İran'ın ilk yakıt tankerleri 16 Eylül Perşembe günü Lübnan'a ulaştı ve çok sayıda Lübnanlı tarafından coşkuyla karşılandı. İran yakıtının ikinci sevkiyatı ise 18 Eylül sabahı Suriye sınırını geçerek Lübnan'a giriş yaptı.
Yakıt sevkiyatı, muhalefetin bile İran ve Lübnan Hizbullah’ı için bir zafer olarak gördüğü bir konudur, hatta bunu ilan etmese de.
Bunun birkaç önemli ve stratejik sebebi varadır.
Birincisi, İran tankerinin, serbest sular ve Suveyş kanalından geçerek Suriye’nin Banyas limanına ulaşması ve oradan Lübnan’a geçmesidir. Yakıt taşıyan bu geminin rotası ve güvenliğinin sağlanarak yönetilmesi, İran ve Lübnan Hizbullah hareketi tarafından belirlenmesini, “kriz yönetimi”nin bir modeli olarak tanımak gerekir. Bu modelde bir yandan İran gemileri tam güvenlik içinde Suriye ve oradan da Lübnan’a ulaşırken diğer yandan da Lübnan’daki yakıt krizi de bir nebze olsun giderilmiş oldu.
İkincisi, İran’dan Lübnan’a yakıt gönderilmesi, İran ve Hizbullah’ın caydırıcı gücünü açıkça gözler önüne sermesidir. Lübnan Hizbullah hareketi genel sekreteri seyit Hasan Nasrullah söz konusu tankerlerin İran’dan yola çıkmasından itibaren Lübnan toprakları sayıldığını ve gemilere yönelik her türlü tehdit veya güvensizliğin Hizbullah’ın kesin tepkisi ile karşılaşacağını ilan etti.
Nasrullah’ın bu kesin ve sert tepkisi ile Siyonistler bile İran gemilerini rahatsız edemediler ve gemiler tam güvenlik içinde Suriye’ye ulaştı ve birinci gemi Lübnan’da demir atarak yükünü boşaltmaya ve dağıtmaya başladı.
Üçüncüsü ve daha da önemli olan konu, birçoklarına göre İran’dan Lübnan’a yakıt sevkiyatının Amerika ve batı Asya’daki müttefikleri için büyük bir yenilgi olduğunu belirtmesidir. Zira Lübnan’a yönelik yaptırım ve kuşatma ayrıca İran’a yaptırım siyasetlerinin açık yenilgisidir.
Amerika ve müttefikleri ve özellikle Arap işbirlikçileri Lübnan’ı çeşitli sebepler ve bu cümleden yakıt krizi ile yeni bir gerginlik ve siyasi çatışma dönemine sürüklemeye ve tüm bu olaylardan da Hizbullah’ı sorumlu tutmaya çalıştılar. Fakat şimdi Hizbullah Lübnan’da yakıt krizinin müsebbibi tanınmazken üstelik seyit Hasan Nasrullah’ın tedbir ve girişimi ile Hizbullah’ın konumu ve çehresi daha da güçlendi.
Bu arada İran bizzat yaptırımda bulunduğu şartlarda Lübnan’a yakıt göndermeyi başardı. Aslında İran yakıtının Lübnan’a ulaşması, Amerika’nın İran ve Hizbullah hareketine karşı yaptırım siyasetinin yenilgisidir. Ayrıca İran gemisi Suriye’den Lübnan’a ulaştı; Suriye de Amerika’nın yaptırımlarına maruz kalmıştır. İran, Suriye ve Lübnan işbirliği aslında Amerika için büyük bir yenilgidir. Zira son 10 yılda bu işbirliği ve bağlantının engellenmesi için büyük çabalar sarf edildi.
Bu bağlamda Raialyoum elektronik gazetenin baş editörü Abdulbari Atan yazdığı makalede, bölgedeki Amerikan-İsrail hegemonyasına karşı İran, Suriye ve Lübnan üçlü zaferi olduğunu belirterek, bunun Lübnan durumunun iyileşmesi için uzun yolun başlangıç noktası olduğunu belirtti.
Dördüncü konu, İran’ın Lübnan’a yakıt göndermesinin, Amerika’nın siyasetleri sonucu Afganistan’da yaşanan durumu ile eşzamanlı olmasıdır. Bu eşzamanlı olmak, iki açıdan önemlidir. Birincisi Amerika’nın hatta müttefiki olan ülkelerin güvenlik ve istikrarına önem vermemesidir ve ikinci boyutu da İslam cumhuriyetinin kendi müttefiklerine destek konusuna bağlı ve sadık kalmasıdır.
Bu bağlamda Irak Nuceba hareketi İslami direnişi resmi sözcüsü Nasr el-Şimri, İran'dan Lübnan'a akaryakıt göndermeyi İslam Cumhuriyeti'nin verdiği vaatlerin gücü ve doğruluğunun bir kanıtı olarak görürken, bunu Lübnan ulusu ve direnişi için yeni bir başarı olarak değerlendirdi./