Taliban'ın Bilgisiz Üyesinin İran Hakkındaki Konuşmaları
Taliban grubu kültür işleri üyelerinden Şehab Lewal, İran İslam Cumhuriyeti'nin siyasi, sosyal ve dini konumu hakkındaki bilgisizliğinden kaynaklanan açıklamalarda bulunarak İran'ı kapsayıcı hükümete sahip olmamakla suçladı ve Ehli Sünnet'in İran yönetim kademesindeki katılımının çok az olduğunu iddia etti.
Taliban kültür kolu üyesinin bu iddiası Tolou News Kanalında ortaya atıldı. Halbuki bu kanalın İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı yayın yaptığı hem geçen yönetimde hem yeni yönetim döneminde aynı yayın siyasetleri izlediği bilinmektedir.
Tolou News öyle bir zamanlama ile bu Taliban üyesiyle röportaj yapmıştır ki Tahran'da Afganistan komşusu ülkelerin dışişleri bakanları bir araya gelmişti ve Afganistan konulu bir zirve yapılmıştı. Bu da bu zirvenin önemini azaltmak ve en aza indirgemek için gizli ellerin ve çalışmaların olduğunu göstermiş oldu. Bu bağlamda yalan dolan, içi boş ve gerçekleri saptırmaya yönelik açıklamalar ve iddialar öne sürülerek İran İslam Cumhuriyeti'nin Afganistan halkının sorunlarını çözmeye yönelik iyi niyeti sorgulanmaya ve zayi edilmeye çalışılmıştır.
İran İslam Cumhuriyeti Afganistan özel işleri sorumlusu üst düzey diplomat Muhsin Pakayin bu hususta şöyle düşünüyor: " Tahran'da Afganistan komşuları zirvesinin düzenlenmesi, bu ülkelerin Afganistan sorunlarının çözülmesine yönelik ortak görüşlerini gösteriyor. Bu ülkeler taleplerinin sadece kapsayıcı ve istikrarlı hükümetin kurulması ile elde edilebileceğini düşünüyorlar. "
Bu yüzden Taliban kültür işleri kanadı üyesi Şehab Lewal'ın iddiaları ve açıklamaları, tamamen planlanmış bir şekilde düzenlenmiş ve Afganistan halkı tarafından hiçbir değer taşımamaktadır. Bu ülke halkının açısından Taliban'ın bu üyesi, İran İslam Cumhuriyeti'nin egemenlik ve iktidar yapısın ve dokusunu tam olarak anlamak için daha fazla okumalı ve bilgi toplamalıdır.
İran İslam Cumhuriyeti, İslam İnkılabı Zaferinden hemen sonra düzenlenen halk referandumu aracılığı ile şekillendi ve her aşamada da ister dayatılan savaşta veya ardından başlayan imar sürecinde ister Şii, İster Sünni ister İslami olmayan azınlıkların katılımı ile özellikle de İslami Şura Meclisinde bu grupların hepsinin temsilcinin bulunması ile, her daim farklı kesimlerin işbirliği ile kararlarını almış ve uygulamıştır.
İran'ın Güney Doğusunda Sistan ve Beluçistan eyaleti Mircave bölgesi cemaat imamı Mevlevi Rigyanpur Sünnilerin İran'daki siyasi arenadaki katılımı ile ilgili şöyle düşünüyor: " İslam İnkılabı zaferinin ardından İran İslam Cumhuriyeti halk tarafından yönetilmeye başlandı. Halk seçimlere katılarak kendi kaderlerini belirleyip bu hususta müdahale yapabilirler. "
Tüm bunlara rağmen İran İslam Cumhuriyeti'nin yönetim ve iktidar yapısı ve dizilişine tam dikkatli bir şekilde bakıldığında Sünni kesimin de diğer kardeşleri ile beraber İran İslam Cumhuriyeti yönetiminde sadece devlet merkezleri ve kuruluşlarında değil bilimsel merkezler ve yasama sürecinde de aktif oldukları söylenmelidir.
Bu yüzden İran İslam İnkılabının zaferinin ardından ve İran İslam Cumhuriyeti sisteminin halka dayalı ve İslamiyet're dayalı olmasının en önemli göstergesi olarak referandumun düzenlenmesinden sonra, uluslararası camia da İran İslam Cumhuriyeti devleti ve hükümetini tanıdı. Bu süre içerisinde ise İran İslam Cumhuriyeti halkının tam desteği ile sağlam ve dik duruşlu bir şekilde kırk küsür yıl yoluna devam etmiştir.