ABD'nin nükleer anlaşmaya dönmesi için İran'ın şartları
İran İslam Cumhuriyeti dışişleri bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade Tahran'ın, uygulanan yaptırımların hepsinin birden, etkin ve somut olarak güvence verilir ve doğrulanabilir şekilde kaldırılmasından emin olmadığı sürece, nükleer anlaşmayı uygulamayacağını belirtti.
Hatibzade dün düzenlediği basın toplantısında ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'ın İran'ın nükleer anlaşmaya dönmek için istekli olduğunu göstermeye dayalı şimdiye kadar hiçbir girişimde bulunmadığına dair iddiası ve İran'ın nükleer anlaşmaya dönmesi halinde ABD'nin de döneceğine ilişkin sözlerine gösterdiği tepkide, ABD'nin nükleer anlaşmanın üyesi olmadığı ve diğer üyeler için talepte bulunamayacağını bilmesi gerektiğini ifade ederek, ABD'nin önce kardeşliğini kanıtlaması gerektiğini söyledi.
ABD'nin İran'a karşı yasadışı yaptırımlarının iptaline ilişkin Viyana görüşmeleri 29 Kasım tarihinde yeniden başlayacak. Ancak ABD yönetiminin İran'a karşı açıklama ve azami baskı politikasının halen sürmesine ilaveten yeni yaptırımlar da uygulaması, gelecek müzakerelerin sonuç vereceğine ilişkin bir takım şüpheye yol açmıştır.
2015 yılında İran ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 5 daimi üyesi ve Almanya'dan oluşan 5+1 arasında yapılan nükleer anlaşma ve ardından BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı kararnamesi uyarınca İran aleyhindeki 6 kararname ve nükleer çalışmalar ile ilgili yaptırımlar kaldırıldı. Ancak ABD ve 3 Avrupa ülkesi özellikle Donald Trump Başkanlığı döneminde kendi yükümlülüklerinden hiçbirini yerine getirmediler. İran 2015'de nükleer anlaşmanın imzalanmasından sonra tüm yükümlülüklerini yerine getirmeye devam etti ve UAEA da İran'ın yükümlülüklerini yerine getirdiğini raporlarıyla doğrulamış oldu.
Gelinen aşamada Biden yönetimi, nükleer anlaşmaya dönmek istediğini açıklarken, İran'ın güvenini kazanmak için hiçbir etkin girişimde bulunmuyor, ayrıca İran'a karşı tek taraflı ve yasadışı yaptırımlara da devam ediyor.
Bu şartlarda, Demokratların hakimiyeti altındaki ABD yönetiminin İran'a karşı politikalarında somut bir değişiklik görünmüyor. Buna ilaveten birçok Cumhuriyetçi isim, hatta bazı Demokrat temsilciler, Biden yönetiminde nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasına ilişkin yapılacak her hangi bir anlaşmanın bir sonraki Cumhuriyetçi hükümet tarafından kolaylıkla iptal edilebileceği tehdidinde bulunuyorlar.
Nitekim Güney Carolina eyaleti temsilcisi ve Cumhuriyetçi Parti Araştırmalar Komitesi Ulusal Güvenlik Çalışma Grubu Başkanı Jeo Willson, Kongre'de çoğunluğu yeniden elde etmelerinin ardından Biden yönetimi tarafından İran'a karşı iptal edilecek olan yaptırımları geri getirmeye çalışacaklarını söyledi.
Böylece ABD'nin kendi yükümlülüklerini çiğnemesi ve tek taraflı olarak nükleer anlaşmadan çekilip, Tahran'a karşı azami baskı uygulamaya devam etmesi ve İngiltere, Almanya ve Fransa gibi nükleer anlaşmanın Avrupalı taraflarının atıl tutumu, müzakerelerde, İran İslam Cumhuriyeti'nin menfaatlerinin güvence altına alınması gerektiğini gösteriyor.
Bu doğrultuda İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri defalarca, sırf müzakerelerin düzenlenmesinin İran için önemli olmadığını, önemli olan hususun tüm yaptırımların ektin şekilde kaldırılması, ABD başta olmak üzere Batılı tarafların yükümlülüklerini çiğnemeyecekleri ve yasadışı hareketlerde bulunmayacaklarına dair güvence verilmesi olduğunu açıkça belirtmişler.
İran Dışişleri Sözcüsünün dün yaptığı açıklaması, tamamen Tahran'ın politikasını yansıtıyor çünkü nükleer anlaşmadan çekilen taraf olan ABD önce İran'ın güvenini kazanmak için bu yasadışı eyleminin sorumluluğunu üstlenmesi ve İran'a karşı tek taraflı tüm yaptırımları iptal etmesi gerekiyor. Ayrıca, Washington'un yükümlülüklerini çiğnediği için, olası herhangi bir anlaşma ile ilgili, ABD'de bir sonraki yönetimin kendi yükümlülüklerini ihlal etmeyeceğine dair güvence verilmesi gerekiyor./