İran ve Çin ilişkileri, karşılıklı etkileri olan stratejik ilişkiler
Çin dışişleri bakanı Wang Yi’nin resmi daveti üzerine Pekin’e giden İran İslam cumhuriyeti dışişleri bakanı Hüseyin Emir Abdullahian dün ziyaretinin sonunda paylaştığı tweet mesajında şöyle yazdı: “Bu ziyarette iki taraf bugünü (Cuma) iki ülke arasında stratejik işbirliğine ilişkin kapsamlı anlaşmanın uygulanmasına başlama günü ilan etmeye karar verdi.”
Söz konusu ziyaret Pekin’deki müzakere eksenleri ve ikili anlaşmalar nedeniyle iki boyuttan önem taşıyor:
Birinci boyut, kapsamlı bir işbirliği belgesi çerçevesinde stratejik öneme sahip olan İran ve Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin üst düzeyli olmasıdır.
İran ve Çin ilişkileri çok katmanlı, derin ve farklı boyutlara sahiptir. Bu bağlamda İran-Çin işbirliğine ilişkin kapsamlı belge, mükemmel bir yol haritasıdır. Söz konusu belgede, belgenin ana ekseni olan ekonomik boyutlara çeşitli alanlarda ve İran'ın Çin’in Bir Yol Bir Kuşak fikrine katılımına özel önem verilmektedir.
İran, Hazar Denizi ile Fars Körfezi ve Umman Denizi arasındaki bağlantı halkasıdır. Bu ayrıcalıklı konum, İran'ın orta ve uzun vadeli ekonomik planlarına katılımı Çin de dahil olmak üzere yabancı yatırımcılar için çekici ve motive edici hale getirdi.
Yapılan ziyaretin ikinci önemli boyutu ise, Tahran ve Pekin arasındaki siyasi ilişkilerde mükemmel düzeyde bir işbirliğinin olmasıdır. İran ve Çin, uluslararası düzende önemli ve etkili iki ülke olarak, çeşitli alanlarda işbirliğini genişletmek, bölgede istikrar ve güvenliği sağlamak ve tek taraflılığa karşı çıkmak için ortak çıkar ve hedeflere sahiptir. Buna göre, bölgesel ve uluslararası düzeyde iki ülke arasındaki diplomasinin gündeminde önemli konular yer alıyor.
Emir Abdullahian cuma günü Çin Hükümet Danışmanı ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşmenin ardından, Tahran ve Pekin'in kapsamlı bir işbirliği planı ve Viyana görüşmelerine ilişkin istişareler de dahil olmak üzere çok çeşitli konularda önemli bir uzlaşmaya vardıklarını duyurdu.
Bu düzeydeki ilişkiler aslında iki nedenden dolayı büyüyüp gelişebilen bölgesel ve uluslararası etkileşimlerdeki karşılıklı güvenin bir sonucudur:
Birinci sebep, çok taraflı ilişkiler kurmak için kapasiteleri akıllıca kullanma ve tehditleri fırsatlara dönüştürme ihtiyacıdır. Tecrübelerin de gösterdiği gibi, bir veya iki ekonomik kutba güvenmek uzun vadede ekonomik ve ticari bağımlılığa ve siyasi veya ekonomik dalgalanmalara karşı savunmasızlığa yol açacaktır.
İkinci sebep, siyasi ilişkileri dengelemek için uluslararası arenada ülkelerle ilişkilerde ve özellikle “doğuya bakma” politikasında ekonomik payın artırılması ile birlikte siyasi manevra gücünün artırılması ihtiyacıdır.
İran İslami şura meclisi dış siyaset ve ulusal güvenlik komisyonu üyesi Zohre Elahian iki ülke ilişkilerinin önemi hakkında şöyle diyor:
“İslam cumhuriyeti dış siyasette denge ve uluslararası tüm kapasitelerle ilişki ve etkileşime ihtiyacı vardır ve bu siyaset İran tarafından izleniyor. Çin ekonomisinin yüksek kapasitesi dünyada belirleyici rolü var ve bu ülke ile etkileşim ise Amerika’nın yaptırımları ile ilgili bir çok konuyu silikleştirip, etkisizleştirebilir.”
Bu yüzden Çin gibi büyük Asya ülkeleriyle işbirliğini geliştirmek, güçlü siyasi etkileşimlerin yanı sıra petrol ve gaz, limanlar, ulaşım ve yeni teknolojilerin değişimi dahil olmak üzere altyapı yatırımları için yeni fırsatlar oluşturacağı söylenebilir. Ayrıca İran, diplomasi alanında tüm yolların mutlaka Washington'a ve "Viyana" görüşmelerine varmadığını göstermiştir.
Bu yaklaşımla İran ve Çin, ilişkilerini "politik-ekonomik", "güvenlik-savunma" ve "jeopolitik-stratejik" olmak üzere üç ana düzeye genişletmiştir ve 25 yıllık stratejik belgenin hayata geçirilmesi, bu süreci tamamlama yolunda önemli bir adımdır./