Çin'in İran ile UAEA Arasındaki Anlaşmaya Olumlu Bakışı
Çin'in Viyana merkezli uluslararası kuruluşlardaki temsilcisi Wang Chang, İran İslam Cumhuriyeti ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı-UAEA arasındaki anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı-UAEA Guvernörler Kurulu toplantısında yaptığı konuşmada, ABD'nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP'ten çekilerek KOEP'in uygulanmasını aksattığını ve bu nedenle Washington'un yanlış politikalarını düzelterek bu anlaşmayı canlandırmaya yardımcı olması gerektiğini vurguladı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı-UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi'nin Tahran'a yaptığı son ziyaretle eş zamanlı olarak, iki taraf işbirliğini sürdürmek ve yapıcı müzakerelerin önünü açmaya çalışmak için ortak bir bildiri yayınladı ve bu da Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP üye ülkeleri tarafından memnuniyetle karşılandı.
İran İslam Cumhuriyeti her zaman nükleer programının barışçıl niteliğini ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile işbirliğini vurgulamış ve bunu pratikte kanıtlamıştır.İran nükleer faaliyetlere ilişkin uluslararası güvenceler çerçevesinde meşru haklarını korumaya ve kullanmaya çalışmaktadır. Zaten Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı-UAEA, İran'ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl doğasını raporları ve doğrulama mekanizmaları ile gösterdi.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Rıza Zebihi bu hususta şöyle bir değerlendirme yapmaktadır: "İran İslam Cumhuriyeti ile Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu arasındaki anlaşma, ABD'nin Tahran üzerindeki baskısını artırmasını engelledi. Aslında Tahran durumu lehinde yönetmeyi başardı ve bu süreç ne kadar kontrollü olursa Çin de aynı oranda İran'ın nükleer meseleleri üzerindeki ABD baskısından da korunacaktır.
Hiç kuşkusuz İran İslam Cumhuriyeti'nin Çin'den nükleer programa ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP'e diplomatik ve retorik destekten fazlasını bekliyor. Çünkü Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı-UAEA da birçok raporu vesilesiyle, İran'ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl olduğunu tam olarak doğruladı ve böyle bir durumda Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP'in daimi üyesi olan Çin hükümetinin, başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler tarafından nükleer apartheid girişimlerini engellemesi bekleniyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin en şiddetli ve ağır siyasi ve ekonomik baskılarına maruz kalan İran İslam Cumhuriyeti, barışçıl nükleer programını devam ettirmekte ve uluslararası güvenceler çerçevesinde devamını vurgulamaktadır.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Emmanuel Veron bu konuda şöyle bir değerlendirmede bulunmaktadır: "Çin'in diplomatik söylemi nükleer silahların yayılmasının önlenmesini desteklemektir. Bu bağlamda İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile yaptığı anlaşmalara destek, Pekin'in enerjiye erişimi sürdürme politikasının bir parçası gibi görünüyor."
Her halükarda, İran İslam Cumhuriyeti, halkının tam desteğiyle, barışçıl nükleer faaliyetlerini sürdürmeye kararlıdır, çünkü nükleer teknolojinin çeşitli elektrik üretimi ve tıbbi konularda temel işlevleri ve faydalar vardır ve bu bağlamda hiçbir ülke milli çıkarlara zıt düşen taleplerini İran İslam Cumhuriyeti'ne dayatamaz ve İran'ın bunu başarmasını engelleyemez. Bu nedenle Tahran, nükleer programıyla ilgili siyasi müzakerelere güçlü bir şekilde katılıyor ve Çin gibi ülkeler, Batı'nın nükleer tekelini önlemek için siyasi iradesini göstermek zorundadır.
Çin halk cumhuriyeti'nin uluslararası kurum ve kuruluşlardaki temsilcisinin Amerika'nın Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na geri dönmesi zarureti ile ilgili açıklamaları da bir nebze de olsa Çin'in en azından diplomatik iradesini sağlam bir şekilde ortaya koymak istediğini gösteriyor. Ancak söylem hiçbir zaman icraatın yerini alamaz ve pratik adımlar gerçek iradeleri yansıtır.