Güvensizlik ve terörizm; ABD'nin bölgedeki varlığının sonuçları
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Nasır Kenani bölgedeki hava savunma sistemlerinin tamamlanması konusuna ilişkin yaptığı açıklamada, ABD'nin bölgesel güvenlik mekanizmalarındaki varlığını artırmanın zeminini hazırlamak, güvensizlik, istikrarsızlık ve terörün yayılmasından başka bir sonucu olmadığını söyledi.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü John Kirby, Washington'un sözde "İran'ın artan tehditlerine" karşı koymak için Batı Asya ülkeleriyle hava savunma sistemlerini entegre etmeyi düşündüğünü söyledi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Cumartesi akşamı Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü'nün bu iddiasına verdiği tepkide, "Amerika'nın bölgenin gerçeklerini tam olarak anlamadan, tek amacı İranofobi ve bölge ülkeleri arasındaki anlaşmazlık ile bu tür konuları gündeme getirmesi ve sürdürmesi, Amerika için önemli olanın bu ülkenin gayrimeşru çıkarları ve bölgedeki Siyonist rejime suni teneffüs vermesi olduğunu gösteriyor." dedi.
Amerika yıllardır İranofobi stratejisini izliyor; İran'ı marjinalleştirmek, ülkenin bölgesel ve uluslararası etkileşimlerine müdahale ederek bozmak, İran'a karşı azami baskı uygulayacak bir koalisyon oluşturmak, Fars Körfezi'nin jeostratejik bölgesinde varlığını sürdürmek, Siyonist rejimin çıkarlarını güvence altına almak ve bölge ülkelerini bu rejime yaklaştırmak, Amerika'nın İranofobiyi İlerletme politikası hedefleri arasında yer alıyor.
Buna rağmen, başta ABD olmak üzere bölge dışı aktörlerin bölgede bulunması sadece barış ve sükuneti getirmekle kalmamış, aynı zamanda güvensizlik ve istikrarsızlığın da yayılmasına neden olmuştur. Irak, Suriye ve Afganistan ülkeleri, Amerika ve bazı müttefiklerinin askeri varlığı ve müdahaleleri nedeniyle yıllarca istikrarsızlığa, güvensizliğe ve teröristlerin varlığına tanık olan ülkeler arasındadır.
İran İslam Cumhuriyeti açısından bölgenin istikrarı ve güvenliği dış müdahalelerle değil, bölge içi çözümlerle gerçekleştirilebilir; İran'ın güvenlik yaklaşımı, bölgede son yıllarda yaşanan gelişmelere ve deneyimlere göre, bölgesel dikkat ve çaba gösterildiği takdirde istikrarlı güvenliğin oluşmasına yol açabilecek bileşen ve unsurlara sahiptir. Yabancı güçlerin bölgeden çekilmesi ve bölgesel aktörlerin ortak güvenlik sisteminde işbirliği ve katılımı bu bileşenler arasında yer almaktadır.
Buna göre İran İslam Cumhuriyeti, Fars Körfezi'ndeki ana stratejisi olarak her zaman toplu ve işbirlikçi güvenliği sağlama politikasına odaklanmış ve yabancı güçlerin müdahalesini ve varlığını ulusal çıkarlara, bölgenin güvenlik ve istikrarına karşı değerlendirmiştir.
Bu bağlamda İran, daha önceden komşu ülkelerle bölgesel diyalog forumu ve bölgesel işbirliği girişimi oluşturma fikrini sunmuş ve iyi komşuluğu güçlendirme, komşularla güven ve diyalog inşa etme ilke politikasını defalarca değerlendirmiştir. İran'ın 20 Ekim 2020'de Fars Körfezi'nin güvenliğine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısı yapma çabalarına verdiği destek, İran'ın bu ilkeli politikasının bir örneğidir.
Bu nedenle güvenlik bahanesiyle yapılan ve aynı zamanda İranofobi ve Siyonist rejimin güçlendirilmesi politikasının devamı niteliğindeki Amerika'nın bölgeye gelişi ve Amerikan silahlarının bölge ülkelerine yığılması, sadece güvenlik ve istikrar yaratmamakla kalmaz, aynı zamanda bölgesel gerilim ve bölünmenin de ana sebebidir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İranofobi propagandasını yaymakla siyonist rejim için güvenli bir alanın oluşamayacağına değinerek, bölgede yeni güvenlik kaygılarını oluşturmaya çalışmak, ortak bölgesel güvenliği zayıflatmaktan ve Siyonist rejimin güvenlik çıkarlarını güvence altına almaktan başka bir sonuç vermeyeceğini hatırlattı.