Amerika'nın İran karşıtı tek taraflılığı
İran'ın Birleşmiş Milletler elçisi ve Birleşmiş Milletler temsilcisi Emir Said İrevani Perşembe günü "Uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında hukukun üstünlüğünü desteklemek ve geliştirmek" başlıklı Güvenlik Konseyi toplantısında ABD'nin bağımsız ülkelere karşı yasadışı tek taraflı eylemlerinin başta da İran İslam Cumhuriyeti gibi Birleşmiş Milletler üyelerine yönelik hasmane eylemerinin hukukun üstünlüğünü zayıflattığını ve BM Şartı'nı ihlal ettiğini vurguladı.
İran'ın Birleşmiş Milletler elçisi, bazı üye devletlerin, özellikle ABD'nin, Birleşmiş Milletler'in yetki ve gücünü sürekli olarak kötüye kullandığını ve Birleşmiş Milletler'i yasadışı siyasi hedefleri doğrultusunda bağımsız hükümetlere baskı yapmak için bir araç olarak kullandığını söyledi ve ABD'nin tek taraflı eylemlerini ilerletmek için bu kurumu kullandığını vurguladı.İçinde bulunduğumuz dönemde Amerika'nın temsil ettiği tek taraflılık konusu, Amerika Birleşik Devletleri'nin politikalarına ve eylemlerine karşı çıkan ve eleştiren ülkeler tarafından her zaman eleştirilmiştir. Tek taraflılık, hukukun üstünlüğü ve Birleşmiş Milletler Anlaşması için de ciddi bir tehdittir ve aynı zamanda uluslararası işbirliği ile barış ve güvenliği de engeller ve tehdit eder. Amerika Birleşik Devletleri, son yirmi yıldır tek yanlı politikaları doğrultusunda, Irak ve Afganistan'ın işgali de dahil olmak üzere bölgesel savaşlar başlatarak, Suriye'de yasal hükümeti yıkmak amacıyla terör örgütlerinin çıkarları doğrultusunda müdahalelerde bulunuyor. Suriye, Batı Asya'da istikrarsızlık ve güvensizlik merkezi haline getirilmeye çalışıldı ve terörizmi yaymak da ABD'nin asıl amaçları arasında yer aldı. Amerika'nın başlattığı ve sebebiyet verdiği savaşlar Batı Asya'da binlerce insanı öldürdü ve aynı zamanda terörizme, özellikle de IŞİD gibi tekfirci terörist gruplara verdiği topyekun destek, Suriye ve Irak'ta ve bir sonraki aşamada Afganistan'da benzeri görülmemiş cinayetlere neden oldu. Washington, özellikle Donald Trump'ın başkanlığı döneminde, tek taraflılık yaklaşımını büyük ölçüde genişletti ve sadece Amerika'nın Çin gibi rakipleriyle değil, Avrupalı ortaklarıyla bile siyasi ve ticari çatışma alanına girerek transatlantik yakınsamayı giderek artan bir ayrışmaya dönüştürdü. Atlantik Okyanusu'nun iki yakası arasında ihtilafları körükledi. Burada önemli olan husus, ABD'nin Joe Biden'ın başkanlığı döneminde tek taraflı yaklaşımından vazgeçmemesi ve devamında ısrar etmesi.Bir örnekte, Washington'un Ukrayna savaşı bahanesiyle Rusya'ya karşı eylemlerde Batı bloğunun liderliğine vurgu yapması bu durumu göstermektedir. Amerikan tek taraflılığı çerçevesinde gündeme getirilen konu, diğer ülkelere karşı tek taraflı, yasadışı ve baskıcı yaptırımların uygulanmasıdır. Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın en büyük ambargo uygulayan ülkesi olarak kabul ediliyor ve dış politika hedefleri doğrultusunda, diğer ülkelere karşı çeşitli türde yaptırımlar uygulama konusunda en fazla geçmişe sahip ülke sayılır.
Başta rakip veya düşman ülkeler olmak üzere diğer ülkelere karşı Amerikan yaptırımları, görünürdeki sebepler ne olursa olsun çeşitli siyasi, ticari, güvenlik ve hatta insan hakları gerekçeleriyle uygulansa da, bu yaklaşımın sürdürülmesinin temel nedeni Washington'un çıkarlarının gözetilmesidir. Son kırk yılda ABD, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı tek taraflı politika ve eylemleri, en kapsamlı yaptırımları uygulamak suretiyle, askeri tehditler uygulamak, siyasi ve diplomatik kampanyalar başlatmak ve psikolojik savaş gibi çeşitli şekillerde gerçekleştirdi.İrevani şöyle diyor: "Amerika'nın Kapsamlı Ortak Eylem Planı-KOEP'TEN çekilmesi, tek taraflı zorlayıcı eylemlerin yeniden dayatılması, BM Güvenlik Konseyi'nin 2231 sayılı Kararının ciddi ihlali, İran'ın BM Kadın Komisyonu'nun seçilmiş bir üyesi olarak haklarından yoksun bırakılmasına yönelik yasadışı eylem ve açık bir meydan okuma şeklinde Uluslararası Adalet Divanı'nın geçici kararının uygulanmasına karşı çıkıp İnsani yardım malzemeleriyle ilgili yaptırımların kaldırılmasını gözardı etmesi, ABD'nin BM sisteminde hukukun üstünlüğünü nasıl baltaladığının açık örnekleridir. " Amerika'nın İran'a yönelik tek taraflı politika ve girişimlerinin etkisiz kalmasına rağmen Washington, Tahran'a yönelik bu hukuksuz yaklaşımının BM Tüzüğü'ne aykırı olarak devam etmesinde ısrar ediyor ve Biden'ın başkanlığı sırasında İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı çeşitli bahanelerle hibrit savaşını da yoğunlaştırmıştır.