Sadık Vaad 2: İran'ın meşru müdafaa doğrultusundaki eylemi
Sahab- İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi, İran'ın Siyonist rejime yönelik füze saldırısını meşru savunma hakkına (Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi) uygun olarak nitelendirdi.
İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi, İngiltere, Almanya ve Fransa Dışişleri Bakanlarıyla yaptığı telefon görüşmesinde, Siyonist rejimin Tahran'da, Gazze Şeridi ve Lübnan’da tekrarlanan suçları ardından İran'ın 2 aydan fazla itidallı davrandığına işaretle, “İran, Siyonist rejimin askeri ve güvenlik üslerini hedef aldı.” Dedi.Irakçı, İran İslam Cumhuriyeti'nin savaştan korkmasa da gerilimin ve savaşın tırmanmasını istemediğini belirterek, “Siyonist rejim misilleme yapmaya kalkarsa İran'ın tepkisi daha sert olacaktır.” Uyarısında bulundu.
Irakçi bir kez daha tüm ülkelere ateşkes sağlanması, Siyonist rejimin saldırılarının önlenmesi ve başta Lübnan ve Gazze Şeridi olmak üzere bölgede gerilimin daha da tırmanmasının önlenmesi yönünde çaba gösterme çağrısında bulundu.
İran Dışişleri Bakanı ayrıca X sosyal ağında (eski Twitter) şunları yazdı: Bu ülkenin eylemi, Gazze'de ateşkes imkânı sağlamak amacıyla yaklaşık 2 aylık bir sabrın ardından yapıldı.
İran İslam Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi ve Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Güvenlik Konseyi Başkanı Pascal Chrissin Baeriswyl’e bir mektup yazarak, İran'ın, Siyonist rejimin terör suçlarına karşı meşru ve hukuki tepkisi, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi kapsamındaki meşru savunma hakkı çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti.
İrevani, mektubunun devamında, masum sivilleri ve sivil altyapıyı sürekli olarak saldırı ve katliamın meşru hedefi olarak gören Siyonist rejimin aksine, İran İslam Cumhuriyetinin, İslam'ın ahlaki ilkelerine ve yüce öğretilerine dayalı, uluslararası insancıl hukuktaki ayrılık ilkesine tam uygun olarak gerçekleştirdiği füze savunma saldırılarıyla sadece bu rejimin askeri ve güvenlik tesislerini hedef aldığını yazdı.
İran İslam Cumhuriyeti silahlı kuvvetleri, egemenliğinin ihlaline ve Siyonist rejimin şehitler İsmail Haniye, Seyyid Hasan Nasrallah ve Tümgeneral Seyyid Abbas Nilfrouşan’a yönelik suç teşkil eden eylemlerine, masum Filistinli ve Lübnanlı kadın ve çocukların katledilmesi karşı ve ülkenin Birleşmiş Milletler Şartı'na göre meşru müdafaa hakkı uyarınca 1 Ekim'de düzenlenen "Sadık Vaad 2" operasyonunda Siyonist rejimin güvenlik, casusluk ve askeri merkezlerini hedef almak için yüzlerce balistik füze kullanıldı.
İran'ın gerekçesinin temel meselesi, Siyonist rejime yanıt olarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesine atıfta bulunmaktı. Bu maddede tüm ülkelerin, zati meşru savunma hakkı çerçevesinde saldırganla yüzleşmek ve saldırganı cezalandırmak için dış tehdit ve saldırılara karşı toprak bütünlüklerini ve egemenliklerini savunmalarına olanak tanıyan bir maddedir ve ülkenin askeri veya terör saldırısına karşı savunulması ise uluslararası hukuk ve uluslararası yasalar çerçevesinde önemli bir unsur olarak kabul edilmektedir.
İran İslam Cumhuriyeti Gazze'de ateşkes sağlanması konusunda itidalli davrandı ve uluslararası çabalara bağlılık gösterdi. Ama öte yandan Amerika ve Batı'nın desteğiyle bölgede kriz ve gerginlik yaratmaya devam eden Siyonist rejimdi ve İran da bunun karşılığında yüksek stratejik gücünü göstermek ve bölgedeki kötülüklerin ana sebebini Birleşmiş Milletler Tüzüğü ilkelerine dayanarak cezalandırmak için harekete geçti.
"Sadık Vaad 2 Operasyonu"nun başarıyla uygulanması tamamen Birleşmiş Milletler Şartı'na dayanıyordu ve İran, güvenliğini sağlamak için her zaman uluslararası ilke ve kurallara bağlı kaldığını gösterdi./