Avrupa Birliği’nin İran’a Karşı Düşmanca Tutumunun Devamı
Avrupa Birliği (AB), 18 Kasım’da yaptığı bir açıklamayla, İran’ın Ukrayna krizine müdahalesiyle ilgili temelsiz iddiaları öne sürerek, İran İslam Cumhuriyeti Denizcilik Grubu ve bu şirketin genel müdürünü yaptırım listesine aldığını duyurdu.
AB açıklamasında, İran yapımı insansız hava araçları (İHA), füzeler ve bunların ilgili teknolojilerinin Rusya’ya ve Batı Asya’daki bazı silahlı gruplara transfer edilmesinin temel bir endişe kaynağı olduğu öne sürüldü. Aynı gün, İngiltere de benzer suçlamalarla İran İslam Cumhuriyeti Denizcilik Grubu’nu yaptırım listesine ekledi. İran insansız hava araçlarının Rusya'ya nakledilmesindeki İran Nakliye Şirketi ve yöneticisinin rolleri bahane edilerek Avrupa'nın yaptırım listesine alındılar. İngiltere de Tahran'a karşı hasmane yaklaşımının devamında Avrupa Birliği'ne paralel olarak İran gemicilik firması ve hava yollarına yönelik yaptırım kararı aldı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediğini basın toplantısında Avrupa Birliği'nin İran'ın gemi sevkiyatına ilişkin toplantısı ile ilgili "İran'ın çıkarlarına yönelik herhangi bir eylem mutlaka tepkiyle karşılanacaktır. Dışişleri Bakanı Irakçi, Ukraynalı yetkililerin İran'ın Rusya'ya füze vermediğini kabul ettiğini de belirtti." ifadesinde bulundu.
AB’nin İran’a karşı düşmanca adımları yeni bir gelişme değil. Geçtiğimiz ay yine AB, İran’ın Ukrayna krizine balistik füze göndererek müdahale ettiği iddiasıyla İran’ın 3 havayolu olan Iran Air-Homa, Mahan Air ve Saha Hava Yolları şirketine yaptırımlar uygulayarak söz konusu hava yollarının Avrupa uçuşlarını yasaklayarak sivil halkı zor durumda bırakarak birçok yolcuyu mağdur etti.
Ancak dikkat çekici olan konu, AB’nin İran yapımı İHA ve füzelerin Ukrayna’da kullanıldığı iddiasını ortaya atarken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in, İran’ın Rusya’ya balistik füze göndermediğini açıkça ifade etmiş olmasıdır. Aynı zamanda, Tahran ve Moskova yetkilileri de bu iddiaları defalarca reddederek temelsiz olduklarını vurgulamışlardır.
Gerçek şu ki, İran İslam Cumhuriyeti, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlangıcından bu yana net bir duruş sergilemiştir. İran, savaşa karşı olduğunu açıklamış ve bu sorunun çözümünün askeri değil, siyasi bir yöntemle sağlanması gerektiğini savunmuştur. İran’ın Ukrayna krizine dair bu ilkeli yaklaşımı son 2 yıldır değişmemiştir. Bu nedenle, İran’ın Rusya’ya balistik füze gönderdiği iddialarının, bazı Batılı ülkelerin siyasi amaçlarına hizmet eden temelsiz suçlamalar olduğu görülmektedir.
İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi, AB’nin İran Denizcilik Grubu’na yönelik yaptırım kararına tepki göstererek bu adımın hiçbir hukuki, mantıklı veya ahlaki temele dayanmadığını belirtti. Irakçi, denizcilik özgürlüğünün deniz hukuku ilkelerinin temel bir unsuru olduğunu vurgulayarak, bu özgürlüğü seçici şekilde uygulamanın kısa görüşlülük olduğunu ve bu yaklaşımın sonuçlarının genellikle uygulayanlara geri döndüğünü ifade etti.
AB’nin İran’a yönelik düşmanca eylemleri, hukuki temelden yoksun olmasının ötesinde, bu birliğin çifte standartlara dayalı ve sahte bir insan hakları yaklaşımını benimsediğini göstermektedir. AB, Gazze’deki İsrail rejiminin soykırımını ve Lübnan’a yönelik suçlarını görmezden gelerek, hatta bu suçlara ortak olurken, Ukrayna’da insan haklarını savunduğunu iddia etmektedir.
Aslında, İran’a yönelik düşmanca yaptırımlar, İsrail rejiminin Gazze ve Lübnan’daki soykırımıyla aynı doğrultuda ilerlemektedir. AB, İran’ın direniş eksenine verdiği desteği engellemek ve İran’ı İsrail rejiminin suçlarına vereceği güçlü yanıtları saptırmak amacıyla bu tür yaptırımlar uygulamaktadır.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bu konuda yaptığı açıklamada, bazı Avrupa ülkelerinin İran ile düşmanca tutumunu sürdürme eğiliminde olduklarını belirterek, bu yaklaşımın hiç kimsenin yararına olmayacağını ifade etti./