İran'ın Avrupa Birliği'nin asılsız suçlamalarına yanıtı
sahab- AB sözcüsü ve Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu'nun İran'a yönelik asılsız iddiaları İran İslam Cumhuriyeti'nden tepkilere yol açtı.
Avrupa Birliği Dış Politika Sözcüsü Enver El-Avni, Çarşamba günü müdahaleci açıklamalarla asılsız iddiaları tekrarlayarak İran'ı uluslararası barış için ciddi bir tehdit olarak niteledi. El-Avni, İran'ın Batı Asya bölgesindeki rolüne ilişkin propaganda ve olumsuz iddiaları tekrarlayarak, şunları kaydetti: "İran teröristleri destekliyor, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşını körüklüyor ve nükleer programını genişletiyor."
Avrupa Birliği Dış Politika Şefi Kaia Kallas da Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısının sonunda yaptığı açıklamada, AB üye ülkelerinin "İran'ın uluslararası barışa yönelik tehditlerini" görüştüğünü söyledi.
Tabi ki Avrupalıların bu asılsız iddiaları ve suçlamaları cevapsız kalmadı. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekai şunları söyledi: Küresel barış ve güvenliğe yönelik en büyük ve kalıcı tehdit apartheid ve işgalci İsrail rejimidir; kitle imha silahlarıyla dolu bir cephaneliğe sahip olan ve sadece son 15 ayda onlarca masum insanı vahşi bir soykırımla öldüren rejim, en iğrenç uluslararası suçları işleyen ve halen saldırganlık ve işgalini sürdüren.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Ukrayna krizinin İran'la ilgisi olmadığını, İran İslam Cumhuriyeti'nin her zaman savaşı sona erdirme ve anlaşmazlıkları çözmek için diplomasiyi kullanma gerekliliğini vurguladığını ifade ederek, şöyle konuştu: Projeksiyon ve başkalarını suçlamak, Avrupa'nın yanlış politikalarının neden olduğu krizlerin çözülmesine yardımcı olamaz.
İran'ın nükleer programının tamamen barışçıl nitelikte olduğunu vurgulayan Bekai, şunları ekledi: "Avrupa Birliği, kurucularından biri olduğu anlaşmayı sürdürmek için gerekli irade ve bağımsızlığı göstermediğini ve ABD'nin BERCAM’dan çekilmesiyle birlikte, yükümlülüklerini yerine getiremez duruma geldi."
Bekai ayrıca “Avrupa Birliği uluslararası alanda etkin ve yapıcı bir rol oynamak istiyorsa, adaleti ve diğer ulusların haklarına saygıyı esas alan, Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukuk ilkelerine bağlı kalan gerçekçi bir yaklaşım benimsemelidir.” Dedi.
Avrupa Birliği, en azından son 15 aydır insan hakları ihlallerinden uluslararası barış ve güvenliğe kadar kötü bir sicile sahipken İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı bu konularda her türlü asılsız suçlamayı ileri sürüyor. Avrupa Birliği ve Fransa ve Almanya gibi Birliğin büyük ülkeleri, diğer ülkelere insan haklarına saygı göstermeleri konusunda tavsiyede bulunacak konumda değiller.
Avrupa hükümetleri, Gazze Şeridi'nde Filistinlilere karşı 15 ay süren soykırım sırasında Siyonistlere her türlü desteği vermekten çekinmediler. Bu soykırımda sadece 17.000 çocuk öldürüldü. Uluslararası Adalet Divanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve diğer kurumlar Siyonistlerin suçlarını kınadı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, sahte İsrail rejiminin Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçları suçlamasıyla tutuklama emri çıkardı. Ancak bu kararların hiçbiri Avrupa hükümetlerinin Siyonistlere verdikleri desteği kesmesine yol açmadı.
Avrupa Birliği, bu kara sicili örtbas etmek ve kriz merkezlerinde rol oynamakla, İran'a baskı yapmak ve İran İslam Cumhuriyeti'ne kendi taleplerini dayatmak amacı ile Tahran’ı suçlama yoluna gitmiştir. Oysa İran'a yönelik suçlama ve baskıya dayalı politikalar, Avrupalıların iç ve dış sorunlarını çözmeyeceği gibi, İran'la ilişkilerde daha da ayrışmaya yol açacaktır./