Zengezur Koridoru mu, kontrol Kuşağı mı? Ne Yapılmalı?
Parstoday – ABD’nin Ermenistan’ın Sünik bölgesinde doğrudan varlık göstermesi, Batı’nın İran sınırlarına yönelik kontrol halkasının daha da yakınlaşması anlamına geliyor. Bu durum, Tahran’ın koridor rekabetindeki konumunu ana güzergâhtan tamamlayıcı bir seçeneğe indirger.
Ermenistan ile Azerbaycan Cum. arasında, ABD’nin doğrudan arabuluculuğuyla imzalanan “Trump Yolu ile Uluslararası Barış ve Refah” adlı belge, yalnızca diplomatik veya ekonomik bir gelişme değil; Güney Kafkasya’nın jeopolitik mimarisine yönelik kasıtlı bir müdahale olarak görülmeli. Bu plan, bölgenin en hassas coğrafi boğazlarından biri olan Ermenistan’daki Sünik vilayetinin kontrolüne dayanıyor. Bu geçit, hem Azerbaycan Cum.’ne Nahçıvan’a kara bağlantısını sağlıyor hem de İran’ın Ermenistan üzerinden Gürcistan ve Avrupa’ya doğrudan erişimini mümkün kılıyor.
Bu koridorun hukuki ya da yönetsel rejiminde yapılacak değişiklikler – ister yumuşak dış müdahale ister bölge dışı aktörlere işletme devri şeklinde olsun – bölgedeki güç dengesini kökten yeniden yazabilir.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Hüseyin Şahperi Tarayi şöyle diyor:
İran açısından bu projenin ilk sonucu, kuzeybatıdaki jeostratejik derinliğin azalmasıdır. ABD’nin Sünik’teki doğrudan varlığı, Batı’nın çevreleme halkasının İran sınırlarına yaklaşması ve Tahran’ın koridor rekabetindeki konumunun ana güzergâhtan tamamlayıcı seçeneğe dönüşmesi anlamına gelir. Bu gelişme, Bakü–Ankara hattının tamamlanmasıyla birlikte Hazar’dan Anadolu’ya uzanan bütünleşik bir eksen yaratabilir ve bu eksen, İran’ın ulusal çıkarlarına yapısal olarak karşı durabilir.
Ağ tabanlı jeopolitik mantığında, İran’ın dışlandığı her altyapı düğümü potansiyel bir baskı aracına dönüşür. Zengezur Koridoru tam da bu kapasiteye sahiptir.
Şahperi Tarayi ekliyor:
Asıl tehlike, yönetim boyutundadır. Eğer Ermenistan, Trump’ın öngördüğü “garantili erişim” ya da “yarı dış yönetim” modellerini kabul ederse, en hassas coğrafi bölgesinde egemenliğinin bir kısmını devretmiş olur. Bu geçit, İran’a karşı siyasi, ekonomik ve güvenlik baskısı aracı hâline gelir. Benzer örnekler göstermiştir ki, Batı’nın yönettiği güzergâhlar – resmî askeri varlık olmasa bile – genellikle güvenlik ve denetim katmanlarıyla birlikte gelir ve İran sınırlarında bir “jeopolitik sensör” işlevi görebilir.
Bu sürecin sonuçları sadece ekonomiyle sınırlı kalmaz. Çin’den Avrasya Ekonomik Birliği üyelerine kadar İran’ın doğu ortaklarının İran merkezli güzergâhlara olan ihtiyacının azalması, Tahran’ın pazarlık gücünü zayıflatır. Kriz anlarında, Batı’nın güvenlik şemsiyesi altındaki güzergâhlar; mal, enerji ve veri akışını sınırlayabilir veya durdurabilir. Bu da İran’ı pasif bir konuma iter.
Bu sürece karşı koymak, çok katmanlı bir politika gerektirir. İran, Erivan ile doğrudan temaslarında “Ermenistan’ın güzergâh üzerindeki tam egemenliği” ilkesini kırmızı çizgi olarak vurgulamalı ve bu ilkeyi bağlayıcı belgelerde güvence altına almalıdır. Aynı zamanda, İran–Ermenistan tamamlayıcı güzergâhları hızla tamamlanmalı: Sünik yolu ve Meghri–Culfa demiryolu iyileştirilmeli; gümrük ve tarife teşvik paketleriyle İran güzergâhı, Erivan için sadece acil bir alternatif değil, kalıcı ve cazip bir tercih hâline getirilmelidir. İran’ın sahadaki varlığı, Rusya ve Çin ile Sünik altyapısına ortak yatırımlar ve sınırda istihbarat–gözetim kapasitesinin güçlendirilmesiyle sağlanmalıdır.
Bu politikaların uygulanması, merkezi koordinasyon ve hızlı karar alma gerektirir. Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sekreterliği, Güney Kafkasya Daimi Kurulu’nu kurmalı; Dışişleri, Ulaştırma, Ekonomi ve güvenlik kurumlarının katılımıyla Zengezur güzergâhına karşı ulusal strateji belgesi hazırlanmalı ve Sünik’teki saha değişimlerini izlemek için erken uyarı sistemi kurulmalıdır.
Sonuç olarak, Zengezur koridoru basit bir transit proje değildir. Bu plan, Güney Kafkasya’daki güç haritasını yeniden çizme çabasının bir parçasıdır. İran bu sürece karşı pasif kalırsa, stratejik derinliği azalır ve ülkenin en hassas jeopolitik çevresindeki rolü sınırlanır. Ancak aktif diplomasi, sahada varlık ve alternatif güzergâhların akıllıca yeniden tasarımıyla bu tehdit, yönetilebilir bir değişkene ve hatta fırsata dönüştürülebilir./