Amerikan Düşünce Kuruluşundan Uyarı: İran’a Karşı Snapback Mekanizmasının Aktifleştirilmesi, Tehlikeli Bir Kumar
Parstoday – Amerikan düşünce kuruluşu Quincy Enstitüsü, “Avrupalıların Snapback Mekanizmasını Aktifleştirme Kumarının İran ile Diplomasiyi Yok Etme Riski Var” başlıklı bir makalesinde uyarıda bulundu: Avrupa, işbirliği yerine zorlamayı tercih ederse, fırsat penceresi tamamen kapanabilir.
Quincy Enstitüsü'nün makalesinde şu ifadeler yer aldı: Avrupa’nın artık tehdit aşamasından eylem aşamasına geçmeye hazır olduğu görülüyor. Raporlara göre, İngiltere, Fransa ve Almanya, bu hafta içerisinde BM’nin snapback (geri döndürme) mekanizmasını aktifleştirme sürecini başlatabilir.
Bu mekanizma, 2015 İran nükleer anlaşması (JCPOA) kapsamında oluşturulmuş ve anlaşmaya taraf olan ülkelere, ihlal tespit etmeleri durumunda 2015 öncesi BM yaptırımlarını geri getirme hakkı tanımaktadır.
Snapback’in temel özelliği, onu güçlü bir araç haline getiriyor. Normal şartlarda BM Güvenlik Konseyi’nde yaptırım kararı almak için olumlu oy birliği gerekirken, snapback mekanizmasında bu mantık tersine çevrilmiştir. Mekanizma bir kez devreye girdiğinde 30 günlük geri sayım başlar ve bu sürenin sonunda, eğer Konsey yaptırımların askıda kalması yönünde oy vermezse, yaptırımlar otomatik olarak geri döner. Bu da demektir ki, daimi üyelerden sadece biri vetosuyla yaptırımların dönüşünü engelleyebilir.
Bu koşullar altında, Avrupa’nın snapback kumarı, işbirliğini yeniden kurmaktan çok, İran’ı kısa vadeli tavizler vermeye zorlamak için bir baskı aracı gibi görünüyor. Ancak bu yol, karşılıklı güveni yeniden inşa etmek yerine, tarafları çıkış yolu olmayan bir baskı ve misilleme döngüsüne sokabilir.
Ayrıca snapback mekanizmasının uygulanabilirliği de şüpheli. Rusya ve Çin, büyük olasılıkla tek taraflı yaptırımların yeniden uygulanmasını kabul etmeyecektir. Bu durum, uluslararası sistemde yaptırımların uyumsuz ve bölünmüş bir şekilde uygulanmasına yol açarak, yalnızca JCPOA’yı değil, BM Güvenlik Konseyi'nin itibarını da zedeleyecektir.
Makaledeki değerlendirmeye göre, Avrupa için bir alternatif yol mevcut: Ekim 2025’te sona erecek olan “sunset” (gün batımı) maddesinin uzatılması. Bunun şartı ise, İran’ın denetçilerle tam işbirliğine geri dönmesi ve Washington ile diyaloğa girmesidir. Ancak bu öneri, snapback tehdidine bağlı olduğundan, diplomasiyi 30 günlük bir ültimatom çerçevesine sıkıştırmaktadır.
Üç Avrupa ülkesi, İran’dan acil tavizler talep ediyor:
Haziran ayındaki saldırılarda hasar gören tesislere tam ve sınırsız erişim,%60’a kadar zenginleştirilmiş uranyum stokları hakkında kapsamlı rapor sunulması, ABD ile ciddi müzakerelere yeniden başlanması üstelik bunların hepsi, BM yaptırımlarının geri döneceği tehdidi altında isteniyor.
Bu yaklaşım ciddi riskler taşıyor. Eğer Avrupa ülkeleri anlaşmaya varamaz ve tehdidini hayata geçirirse, yaptırımların uygulanması son derece belirsiz olur. Çünkü Rusya ve Çin neredeyse kesin olarak bu yaptırımları tanımayacaktır. Buna karşılık Tahran, nükleer alanda daha fazla belirsizlik yaratabilir ya da daha önce defalarca uyardığı gibi Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’ndan (NPT) çekilme yoluna gidebilir.
Buna rağmen, denetimi sürdürmek ve diplomasiye alan açmak için daha yapıcı yollar da mevcut. İran, müzakerelere açık olduğu bir dönemde bombalandı ve birçok değerlendirmeye göre anlaşma neredeyse hazırdı. Güven karşılıklıdır ve şu anda Avrupa’nın görevi, ABD-İsrail-İran arasındaki bu gerilim üçgeninde güvenilir bir arabulucu olmak, gerilimi tırmandıran bir aktör değil.
Avrupa ve müttefikleri, tehdit yerine kısa vadeli teknik bir BM 2231 kararı takvimi uzatması arayabilir. Bu adım, sınırlı ancak etkili bazı yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte denetçilere daha fazla erişim ve İran için somut ekonomik faydalar sağlayabilir.
Bu, diplomasinin özüdür: "Karşılıklı dengeli tavizler, tek taraflı talepler değil." Ancak Avrupa işbirliği yerine zorlamayı tercih ederse, fırsat penceresi tamamen kapanabilir.