Batılı Güçlerin Dış Politikasında Seçici Yorumların Yeri Nedir?
Pars Today – İran’ın nükleer programı karşısında Batı’nın seçici yaklaşımına tepki olarak İran Dışişleri Bakanı, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisine gönderdiği mektupta, gerçeklerin çarpıtılması ve nükleer anlaşma (KOEP) kapsamındaki taahhütlerin göz ardı edilmesini eleştirerek, özgün diplomasiye dönüş ve çok taraflılığa saygı çağrısında bulundu.
İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi, Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu ve KOEP Ortak Komisyonu Koordinatörü Kaja Kallas’a yazdığı mektupta, KOEP kapsamında yer alan ihtilaf çözüm mekanizmasına ilişkin olarak şöyle dedi: “Avrupa Birliği’nden beklentimiz, seçici yorumlardan vazgeçmesi ve çok taraflılığı korumak adına özgün diplomasiyi kolaylaştırmaya çaba göstermesidir.”
Pars Today’in haberine göre, Batılı ülkelerin dış politikasında seçici bakış açısı ne bugüne özgü ne de sadece İran’a karşıdır. Bu yaklaşım daha önce başka ülkeler ve farklı konular karşısında da kullanılmıştır. İnsan hakları, Batı’nın seçici yorumlarını en açık şekilde kullandığı alanlardan biridir. Batı, liberal-demokratik normlara dayalı yorumlarını kendi çıkarlarına göre ülkelere uygulamaya çalışmıştır.
Batılı hükümetler ve sivil toplum kuruluşları, dünya genelinde insan hakları durumuna dair raporlar hazırlarlar. Bu raporlar çoğunlukla gelişmekte olan ülkeleri insan hakları ihlalcisi olarak gösterirken; gelişmiş sanayi ülkeleri — yani ABD ve Avrupa — “bu hakların koruyucusu” olarak tanıtılır. Oysa bu Batılı güçlerin insan hakları alanındaki sicili oldukça karanlıktır.
İran İslam Cumhuriyeti, defalarca Batı’nın seçici yorumlarının hedefi olmuştur. Bu seçicilik sadece insan haklarıyla sınırlı değil, barışçıl nükleer haklar konusunda da açıkça görülmektedir. Oysa Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT), nükleer güçlerin diğer ülkelere barışçıl nükleer enerji konusunda yardımcı olmalarını öngörmektedir. Ancak ABD ve Avrupa, İran’ı bu haklardan mahrum bırakmakta kararlıdır. Hatta ABD, yasa dışı ve saldırgan bir eylemle İran’ın barışçıl nükleer tesislerini bombalamıştır.
Peki, Batılı güçler neden dış politikalarında konulara seçici yorumlarla yaklaşırlar? Bu yorumların yeri ve amacı nedir?
Görünüşe göre bu seçici yaklaşımlar, çifte standartlara dayanmaktadır. İnsan hakları veya nükleer program gibi iddialar, genellikle Batı ile aynı çizgide olmayan ülkelere yöneltilir. Diğer bir ifadeyle, Batı’nın iddia ettiği değerler ile çıkarları arasında çelişki ortaya çıktığında, çıkarları korumak için değerlerden taviz verilir ve seçici yorumlar devreye girer. Batılı güçler, Batı dışındaki ülkelerin kalkınmasını veya bağımsızlığını desteklemek istememektedir. Gelişmekte olan ülkelerin, örneğin İran’ın, bağımsız olması Batı’nın çıkarlarına terstir.
Bu nedenle Batılı ülkeler, jeopolitik çıkarları doğrultusunda, kendileriyle aynı çizgide olmayan ülkelere karşı seçici yorumlar kullanır ve baskı uygular. Bu seçicilik o kadar ileri gider ki, uluslararası hukukun bile sorgulanmasına yol açar. Evrensel kabul görmüş uluslararası yasalar dahi uygulamada seçici biçimde hayata geçirilir.
Sonuç olarak:
Seçici yorumlar, çoğu zaman gerçeklerin çarpıtılmasına dayanır. Bu konuya Seyyid Abbas Irakçi de mektubunda değinmiş ve şöyle demiştir: “Maalesef mektubunuz, seçici bir anlatı sunarak temel gerçekleri göz ardı etmiş, teamül ve prosedür geçmişini çarpıtmış ve Avrupa Birliği ile Fransa, Almanya ve İngiltere’nin KOEP ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararındaki taahhütlerine yönelik kronik kayıtsızlıklarını görmezden gelmiştir.”