Rusya’dan Washington ve Tel Aviv’e Net Mesaj: İran’a Yönelik Tehditlere Karşı Çıkışı
Parstoday – Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD ve İsrail rejiminin İran’a yönelik tehditlerini reddetti.
Zaharova, Salı gecesi yaptığı açıklamada, Haziran 2025’teki ölümcül hataların (İsrail rejiminin İran’a karşı 12 günlük savaşı) tekrarlanmaması gerektiğini vurgulayarak, Moskova’nın “aşırılık yanlılarından” İran ve nükleer programı konusunda gerilimi artırmaktan kaçınmalarını istediğini belirtti.
O, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 29 Aralık’ta ABD ziyareti sırasında İran’a yönelik muhtemel askerî saldırılar, özellikle nükleer altyapıya yönelik tehditleri hakkında ciddi endişelerini dile getirdi ve bu tür tehditlerin uluslararası hukuk ve BM Şartı ile çeliştiğini, nükleer silahların yayılmasını önleme rejimini zayıflattığını ve bölgede radyolojik ve insani bir felakete yol açabileceğini söyledi.
Zaharova, İran’ın nükleer programının güç kullanımıyla çözülebileceği yönünde dünya kamuoyuna empoze edilmeye çalışılan görüşün kabul edilemez olduğunu, özellikle Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetimi altındaki tesislere saldırı ihtimalinin uluslararası normlara aykırı olduğunu vurguladı. Sözcü, bu tür sorumsuz yaklaşımların Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) temelinde kurulu küresel rejime zarar verdiğini, tehditlerin bu antlaşmaya taraf olmayan bir ülke tarafından dile getirildiğini, buna karşılık İran’ın taraf olduğunu ve yükümlülüklerine düzenli olarak bağlılığını açıkladığını hatırlattı.
Zaharova ayrıca, anti-İran ideolojik söylemlerin yeni olmadığını, uluslararası toplumun defalarca bu tür yaklaşımları reddettiğini, çünkü bunların uluslararası hukuk ve BM Şartı ile çeliştiğini ve Batı Asya’yı ciddi insani ve radyolojik sonuçlarla karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti. Rusya’nın ABD ve İsrail rejiminin yeni tehditlerini reddetmesi, özellikle Donald Trump’ın Ocak 2025’te yeniden ABD Başkanı olmasının ardından, Moskova’nın Washington ve Tel Aviv’in İran’a yönelik yasa dışı girişimlerine karşı tavrını ortaya koymaktadır.
Bu tutum, yalnızca diplomatik bir açıklama değil, aynı zamanda Washington ve Tel Aviv’e çok katmanlı mesajlar içermektedir. Rusya, Batı Asya güvenlik denkleminde daha aktif bir rol üstlenmek ve Batı’nın baskılarına karşı kendi çıkarlarını savunmak istediğini göstermektedir. - İlk neden, Moskova ile Tahran arasındaki geniş ilişkilerde yatmaktadır. İran, Rusya için enerji ve güvenlik alanlarında önemli bir ortaktır. Suriye’deki iş birliği ve ekonomik-askerî ilişkiler, Moskova’nın İran’ı yalnız bırakmak istemediğini göstermektedir. - İkinci neden, Rusya’nın ABD ile rekabetidir. Moskova, Washington’un tek taraflı politikalarına karşı durmaya çalışmaktadır.
İran’a yönelik tehditleri kınamak, Rusya’nın Batı Asya’da da ABD’ye meydan okuduğunu göstermektedir. - Üçüncü olarak, Rusya bu tutumuyla İsrail rejimine de uyarı göndermektedir. Tel Aviv’in İran’a yönelik tehditleri ve Haziran 2025’teki saldırısı, Moskova tarafından bölgesel istikrarı bozan girişimler olarak görülmektedir. - Son olarak, Rusya bu tavırla bağımsız bir küresel güç olarak konumunu pekiştirmeyi hedeflemektedir.
Bu, özellikle gelişmekte olan ülkeler için ulusal egemenliğe saygı ve dış baskılara karşı duruşun göstergesidir. Sonuç olarak, Rusya’nın ABD ve İsrail rejiminin İran’a yönelik tehditlerini kınaması çok boyutlu bir adımdır: Tahran ile stratejik ortaklığı güçlendirir, Washington ile rekabeti derinleştirir ve Tel Aviv’e uyarı mesajı gönderir. Bu tutum, Rusya’nın Batı Asya’da daha aktif rol üstlenme ve bağımsız küresel güç olarak konumunu pekiştirme çabasını yansıtmaktadır.