Trump, ABD’nin 2016’daki İran karşısındaki tarihi yenilgisini telafi etmeye mi çalışıyor?
Pars Today – 12 Ocak (22 Dey), Amerikan askerlerinin Fars Körfezi’nde İran güçleri tarafından esir alındığı günü hatırlatmaktadır.
Pars Today’in haberine göre, 12 Ocak (22 Dey), Amerikan güçlerinin Fars Körfezi’nde İranlı güçler tarafından esir alındığı gündür. 12 Ocak 2016 Salı günü (22 Dey 1394) saat 17.10’da, 10 Amerikan askerini taşıyan iki savaş botu, Fars Adası yakınlarında İran kara sularına girdi.
Bu iki Amerikan botu, İslam Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri’ne ait unsurlar tarafından durdurulduklarında, Fars Adası yakınlarında İran kara sularının yaklaşık 2 kilometre içinde bulunuyorlardı.
Bu şekilde, ABD’nin dönemin Başkanı Barack Obama Kongre’de ülkesinin “en güçlü” olduğunu dile getirirken, 11 bin kilometre ötede Fars Körfezi’nde 10 Amerikan askeri, Devrim Muhafızları Deniz Komandoları’nın 214. Tugayı karşısında diz çökmek zorunda kaldı.
9’u erkek, 1’i kadın olan bu askerler, Fars Adası’ndaki Devrim Muhafızları’na ait üslerden birine götürüldü. 13 Ocak (23 Dey) sabahı, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin dönemin komutanı Tuğamiral Ali Fedavi şunları açıkladı: Söz konusu botların durdurulmasının ardından, ABD Donanması ve bu ülkeye ait bir savaş gemisi yaklaşık 40 dakika boyunca profesyonel olmayan davranışlar sergiledi; bölgede hava ve deniz hareketliliği gösterdi. Bu durum, ABD’nin bölgede güvenlik ve istikrarı sağlama konusundaki sorumsuzluğunu ortaya koymaktadır.
Sonunda İslam Devrim Muhafızları Ordusu, Amerikan savaş botlarının Fars Körfezi’nde İran kara sularına girişinin kasıtsız ve istem dışı olduğunun kesinleştiğini belirterek, gözaltına alınan Amerikan askerlerinin uluslararası sularda serbest bırakıldığını duyurdu.
Bu olay, İran topraklarına izinsiz girebileceklerini düşünen Amerikalılar için büyük bir aşağılanmaydı. Oysa İran Silahlı Kuvvetleri, İran’ın suyunu, toprağını ve havasını karış karış izlemekte ve yabancı güçlerin tüm hareketlerini yakından takip etmektedir.
Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri 2. Bölge Komutanı olan Tuğgeneral Ramazan Zirehi, bu unutulmaz destanın kazanımlarına değinerek şunları söyledi: Amerikan deniz piyadelerinin yakalanmasının en büyük kazanımı, ABD’nin bölge ve dünya çapındaki sahte hegemonyasının bir kez daha kırılmasıydı.
Zirehi, bu kalıcı destanın büyüklüğünü anlatan en iyi ifadenin, Silahlı Kuvvetler Başkomutanı’nın şu sözü olduğunu vurguladı: “Bu olay, Allah’ın işidir.”
Belki de denilebilir ki, ABD’yi bölge ve dünyada küçük düşüren bu tarihi olayın üzerinden 10 yıl geçtikten sonra, kinci ve savaş yanlısı ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin ve silahlı kuvvetlerinin itibar kaybının intikamını almak amacıyla İslam Cumhuriyeti İran’a karşı harekete geçmek istemektedir.
Trump, ikinci başkanlık döneminde İran karşıtı politika ve uygulamalarını sertleştirmiş, özellikle son haftalarda ABD ve İsrail destekli olayların yaşanmasını fırsat bilerek bu durumdan yararlanma ve İran’dan intikam alma arayışına girmiştir.
Trump ve yönetimindeki yetkililer, defalarca açık şekilde İran’da davranış değişikliği hatta siyasi sistem değişikliğinden söz etmiş; bu söylemler açıkça istikrarsızlığı ve kargaşayı teşvik etme anlamı taşımıştır.
Trump’ın İran’a karşı “çok güçlü seçenekler” bulunduğuna dair açıklamaları ve İran’daki olayları bahane ederek askeri müdahale ihtimalini gündeme getirmesi de bu çerçevede değerlendirilmiştir. Ancak tüm bu tehditlere rağmen Trump, sonunda açık bir geri dönüş yaparak tehditlerinden vazgeçmiştir.
İran’ın ABD tehditleri karşısında sergilediği kararlı tutum ve olası bir Amerikan saldırısına karşı kapsamlı şekilde karşılık verileceğinin vurgulanması, Trump’ın geri adım atmasının en önemli nedenlerinden biri olarak görülmektedir.
Ayrıca ABD Başkanı’nın danışmanlarının, İran’a yönelik askeri bir eylemin sonuçlarını hatırlatarak Trump’ı bu yönde bir adımdan vazgeçirdikleri de ifade edilmektedir.
Bu danışmanlar, İran İslam Cumhuriyeti sisteminin ABD’nin olası askeri saldırısına karşı savunmasız olduğu iddiasını sorgulamış; buna karşılık ABD’nin, İran’ın muhtemel geniş çaplı askeri karşılığıyla baş edemeyeceğini Trump’a hatırlatmışlardır.
Son olarak Trump, 16 Ocak 2026’da, İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik tekrarlanan tehditlerinin ardından, İran’a karşı herhangi bir eylemde bulunmamaya “ikna olduğunu” açıkladı.
Bu çerçevede, İran’a askeri saldırı hayalleri kuran kinci ABD Başkanı’nın, bir yandan İran’ın ciddi uyarıları, diğer yandan kendi danışmanlarının ve bölge ülkelerinin muhalefeti nedeniyle İran’a yönelik askeri tehditlerinden geri adım atmak zorunda kaldığı görülmektedir.