Amerikalı analistler neden İran’ın füze gücünün caydırıcılığını kabul ediyor?
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i291410-amerikalı_analistler_neden_İran’ın_füze_gücünün_caydırıcılığını_kabul_ediyor
Pars Today – Amerikalı analistlere göre İran’ın füze kapasitesi son derece gelişmiş ve caydırıcı niteliktedir.
(last modified 2026-02-09T10:10:26+00:00 )
Şubat 09, 2026 11:37 Europe/Istanbul
  • Amerikalı analistler neden İran’ın füze gücünün caydırıcılığını kabul ediyor?

Pars Today – Amerikalı analistlere göre İran’ın füze kapasitesi son derece gelişmiş ve caydırıcı niteliktedir.

Jeffrey Sachs, Douglas Macgregor ve Scott Ritter dâhil olmak üzere birçok önde gelen Amerikalı siyasi ve askerî uzman, ABD’nin İran’a yönelik herhangi bir saldırısının büyük bir hata olacağı konusunda uyarıda bulunmuştur. Onlara göre İran’ın füze gücü oldukça gelişmiş ve caydırıcıdır; olası bir çatışma durumunda İsrail ve bölgedeki Amerikan güçleri ciddi zarar görebilir ve ABD’nin askerî kayıpları ülke içinde sert tepkilere yol açabilir.

Akademik, askerî ve istihbarî alanlarda farklı geçmişlere sahip olan Jeffrey Sachs, Douglas Macgregor ve Scott Ritter gibi Amerikalı analistler, somut kanıtlar ve stratejik analizlere dayanarak İran’ın füze caydırıcılığını kabul etmektedir.

Bu kabul, birkaç temel unsurun gerçekçi bir değerlendirilmesine dayanmaktadır:

İran’ın füze envanterinin hacmi, çeşitliliği ve yaygınlığı son derece dikkat çekicidir. İran, Batı Asya’daki en büyük balistik füze envanterlerinden birine sahiptir. Bu envanter; kısa ve orta menzilli füzelerin yanı sıra özellikle yüksek hassasiyete sahip uzun menzilli füzeleri kapsamaktadır. Bu uzun menzilli füzeler, ABD ve müttefiklerinin askerî üsleri de dâhil olmak üzere bölge genelindeki stratejik noktaları hedef alabilme kapasitesine sahiptir.

İran füzeleri yüksek hassasiyet ve etkinliğe sahiptir. Analitik belgeler ve raporlar, İran’ın son yıllarda gelişmiş seyrüsefer ve hedefleme sistemleri ile füze başlıklarının terminal manevra teknolojileri sayesinde füze isabet oranında kayda değer ilerlemeler sağladığını göstermektedir. Bu da söz konusu füzelerin yalnızca büyük düşman hedeflerini değil, boyut olarak küçük olsa dahi yüksek değerli ve belirli hedefleri de yüksek hassasiyetle vurabildiği anlamına gelmektedir.

Bölgede nüfuz oluşturma ve müttefikler ağı kurma stratejisi (Direniş Ekseni), İran’a füze kapasitesini merkezî olmayan bir yapıda ve farklı mevzilerden yayma imkânı tanımıştır. Bu durum, İran’ın füze gücüne karşı herhangi bir operasyonel planı son derece karmaşık ve maliyetli hâle getirmektedir; zira Amerikan ve Siyonist düşman, tek bir sabit noktayla değil, çok boyutlu bir tehdit ağıyla karşı karşıya kalacaktır.

İran’ın füze yeteneği, düşmanın maliyet–fayda hesaplarını altüst etmektedir. Bu analistlere göre İran’a yönelik her türlü saldırgan askerî girişim, İran ve bölgesel müttefikleri tarafından geniş çaplı, hızlı ve yıkıcı bir füze karşılığıyla sonuçlanabilir. Böyle bir karşılık, özellikle Siyonist rejim başta olmak üzere ABD güçleri ve kilit müttefikleri için ağır can ve mal kayıplarına yol açabilir; ayrıca tüm bölgenin istikrarını ve petrol akışını tehlikeye atabilir. Bu açıdan bakıldığında, tam kapsamlı bir çatışmanın ABD’nin bölgedeki çıkarları açısından maliyeti, muhtemel her türlü kazançtan çok daha yüksek olarak değerlendirilmektedir.

Bu bağlamda, İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Seyyid Abdurrahim Musevi şu ifadeleri kullanmıştır:“Hazır olmamıza rağmen, gerçekten bölgesel bir savaşı başlatma niyetimiz yoktur. Bölgesel savaşın ateşinin hedefi saldırganlar olsa da, her hâlükârda böyle bir savaş bölgenin ilerleme ve kalkınmasını yıllarca geriye götürür ve sonuçlarının sorumluluğu savaş kışkırtıcıları olan ABD ve Siyonist rejime ait olur.”

Öte yandan İran’ın füze kapasitesi; tasarım ve seri üretim kabiliyeti, sabit ve hareketli fırlatma altyapılarına sahip olması (takibi ve imhası zor olan fırlatıcı kamyonlar gibi), farklı görevler için balistik ve seyir füzelerinin çeşitliliği ve kısa sürede çok sayıda füzenin eş zamanlı olarak fırlatılabilmesi (füze salvosu) gibi yeteneklerden oluşan eksiksiz bir zinciri ifade etmektedir.

Bu bütünleşik ve çeşitli yapı, Patriot veya THAAD gibi düşman hava savunma ve füze savunma sistemlerini çok sayıda hedefle aynı anda başa çıkma gibi büyük bir zorlukla karşı karşıya bırakmakta ve İran füzelerinin hedeflerine ulaşma ihtimalini ciddi ölçüde artırmaktadır. Bu nedenle İran füzeleri, bir savaşı başlatmak için kullanılan bir ilk saldırı aracı değil; güçlü bir caydırıcılık unsuru olarak işlev görmektedir. Bu yetenek, ABD ve müttefikleri için askerî seçeneği “düşük maliyetli ve hızlı bir saldırı” olmaktan çıkararak “yüksek riskli, yüksek maliyetli ve öngörülemez sonuçlara sahip” bir senaryoya dönüştürmüştür. Amerikalı analistlerin askerî ve stratejik hesaplamalar temelinde kabul ettiği etkili caydırıcılık kavramı tam olarak budur. Onlar fiilen, İran’ın bu kilit ve belirleyici yeteneği sayesinde bölgedeki güç dengesinin değiştiğini ve askerî tehditlere karşı kabul edilebilir bir caydırıcılık eşiğine ulaşıldığını teyit etmektedir.

Bir diğer husus ise İran’ın, füze yeteneğinin öneminin farkında olarak bu konuda hiçbir şekilde müzakereye girmeyecek olmasıdır. İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, 6 Şubat’ta İran’ın füze kapasitesi hakkında şunları söylemiştir:“Ne şimdi ne de gelecekte füzeler konusunda müzakere edilebilir; çünkü bu konu tamamen savunmaya yöneliktir ve pazarlık konusu değildir. Bölgesel meseleler bölgenin kendisine aittir ve bölge dışı ülkelerle bir ilgisi yoktur. Ayrıca füze meselesi, İran halkıyla ilgili iç bir konudur ve hiçbir yabancı taraf iç işlerimize müdahale edemez. Bunu defalarca dile getirdik.”

İran Dışişleri Bakanı ayrıca 8 Şubat’ta şu vurguyu yapmıştır:“Füze ve bölgesel konular müzakerelerin gündeminde değildir; yani hiçbir zaman gündeme girmemiştir, şu anda da değildir ve gelecekte de olmayacaktır. Müzakere konusu yalnızca nükleerdir ve bu şekilde devam edecektir.”