Bloomberg: Deneyimler, ABD’nin İran’daki gelişmeleri anlamada hata yaptığını gösteriyor
Pars Today – Bloomberg, ABD’nin geçmişteki hatalarına dikkat çekerek, Donald Trump’ın İran’ı ve ülkenin karmaşık yapısını yeterince ve doğru biçimde tanımadığını vurguladı.
Amerikan haber ajansı Bloomberg, ABD yönetimlerinin son on yıllarda İran’a ilişkin yaptığı hesap hatalarına işaret ettiği haberinde, Trump’ın da İran konusunda kapsamlı ve derinlikli bir bilgiye sahip görünmediğini belirtti. Pars Today’in Fars’a dayandırdığı habere göre rapor, Trump’ın bir yıldan kısa sürede iki kez askeri eylemle tehdit ettiği İran hakkında ne kadar bilgi sahibi olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Bunun kişisel bir eleştiri değil, Amerikan karar alıcılarının Batı Asya’nın karmaşıklığını anlamadaki yapısal sorununa işaret ettiği ifade ediliyor. Bu zafiyetin en az 1979’da Pehlevi yönetiminin devrilmesinden, hatta daha öncesinden bu yana Washington’un karar alma süreçlerini zorladığı kaydediliyor. Bloomberg, Trump’ın Körfez’e uçak gemisi grubu gönderme gerekçelerine ilişkin dağınık ve zaman zaman çelişkili açıklamalarına da değinerek, Beyaz Saray’ın İran’daki koşullara dair bilgi düzeyinin sorgulanmasının doğal olduğunu belirtti. Trump’ın şimdiye kadar; nükleer programın tamamen durdurulması, balistik füze programının sınırlandırılması ve İran’ın bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin sona erdirilmesi gibi çeşitli hedefler dile getirdiği aktarıldı. Haberde, bu tür çelişkili tutumların ancak “çılgın ama hesaplı” bir stratejinin parçası olması hâlinde başarılı bir yaklaşım olarak değerlendirilebileceği; yani karşı tarafı şaşırtmayı ve perde arkasında planlı bir program yürütmeyi amaçlayan bir taktik olabileceği ifade edildi. Raporda ayrıca Trump’ın siyasi dikkat dağıtma kapasitesine işaret edilerek, dış savaşlara karşı olan kendi siyasi tabanının muhalefetine ve bölgesel müttefiklerin endişelerine rağmen hızlı askeri zaferlerin genellikle geniş çaplı tepkiyle karşılaşmadığını hesaplamış olabileceği belirtildi. Ancak Bloomberg, bu tür zaferlerin nadir olduğunu ve gerçekleşse bile sonuçlarının yönetilmesinin hedef ülkenin siyasi ve toplumsal koşullarına dair derin bir anlayış gerektirdiğini vurguladı.Haberde, ABD ile İsrail’in İran konusundaki çıkarlarının zorunlu olarak örtüşmediği de kaydedildi. İsrail’in yüksek düzeyde istihbarat hazırlığına sahip olduğu belirtilse de, bir hükümetin çökertilmesinin karmaşık, maliyetli ve öngörülemez bir süreç olduğu ifade edildi. Benjamin Netanyahu’nun ABD’nin Körfez’de artan askeri varlığı konusundaki sessizliğinin temkinli bir yaklaşımın göstergesi olarak değerlendirildiği aktarıldı. İsrail’in sınırlı ve sembolik bir saldırıyı desteklemediği; zira böyle bir adımın stratejik kazanım olmaksızın İran’ın sert tepkisini tetikleyebileceği ifade edildi.Raporda ayrıca, Jimmy Carter’ın 1977 yılında İran’ı “istikrar adası” olarak nitelendiren sözlerine atıf yapıldı. Bu değerlendirme, İslam Devrimi’ne yol açan gelişmelerden kısa süre önce yapılmıştı. O dönemde ABD istihbarat kurumlarının yalnızca iç hoşnutsuzluğun boyutunu öngöremediği değil, aynı zamanda İran’da geniş bir varlığa sahip olmalarına rağmen şahın hastalığı hakkında da net bilgiye sahip olmadığı hatırlatıldı. Bloomberg sonuç olarak, İran hakkında yeterli ve derinlemesine bilgiye dayanmayan kararların ABD için öngörülemez sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Geçmiş hataların tekrarlanmaması için Washington’un daha doğru bir analiz ve daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsemesi gerektiği vurgulandı.