İran’ın Askeri Gücü; ABD’li Senatörden Olası Savaşın Sonuçlarına İlişkin İtiraf
Pars Today – ABD’li Cumhuriyetçi bir senatörün İran’ın askeri gücünü ve olası bir savaş durumunda Amerikan güçlerinin kırılganlığını kabul etmesi, Tahran’ın caydırıcılığını bir kez daha gündeme taşıdı.
Pars Today’in (ISNA)'ya dayandırdığı haberine göre, Güney Karolina Cumhuriyetçi Senatörü Lindsey Graham, Benjamin Netanyahu ile görüşmesinde İran’ın askeri gücünü kabul ederek, “İran’la bir savaş başlarsa, bölgedeki askerlerimiz kesinlikle zarar görecektir.” dedi. Senatör, herhangi bir saldırının sonuçları konusunda uyarıda bulunurken, İran’ın füze kapasitesini bölgesel güvenlik dengelerinde belirleyici unsur olarak nitelendirdi.
The Times of Israel’in aktardığına göre Graham, geniş çaplı bir saldırı durumunda Tahran’ın yanıtının “kesin ve etkili” olacağını vurguladı. ABD’li senatör, “İran’ın çok sayıda balistik füzesi var ve ABD ile İsrail’e zarar verebilir.” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, İran’ın askeri gücünün maceracı senaryolara karşı caydırıcı rolüne açık bir itiraf olarak değerlendirildi.
Graham ayrıca, Donald Trump ile Netanyahu arasında İran’a yaklaşım konusunda bir görüş ayrılığı olmadığını savunarak, “İran’daki siyasi sistemi değiştirmeye yönelik diplomasi” ve “askeri seçenek” olmak üzere iki yoldan söz etti. Bu iddia, Washington’un müdahaleci politikaları çerçevesinde değerlendirilmekte ve uluslararası hukuk ilkeleriyle çeliştiği belirtilmektedir.
Askeri Seçeneğe Karşı İran’ın Caydırıcılığı
Graham’ın bölgedeki Amerikan güçlerinin kırılganlığını kabul etmesi, ABD siyasi çevrelerinde İran’la olası bir çatışmanın maliyetlerine ilişkin daha gerçekçi değerlendirmelerin yapıldığını göstermektedir. Bu maliyetlerin, İran’ın son yıllarda savunma ve füze kapasitesini geliştirmesiyle arttığı ifade edilmektedir.
Senatör ayrıca, Abu Dabi ile Tel Aviv arasındaki iş birliğine değinerek, Mohamed bin Zayed Al Nahyan’ın rolünü övdü ve bölgede ABD savunma şemsiyesinin güçlendirilmesini önerdi.
Uzmanlara göre, ABD’li yetkililerin askeri seçeneğe vurgu yapması, uygulanabilir bir stratejiden ziyade siyasi baskı aracı niteliği taşımaktadır. Zira İran’ın askeri kapasitesi ve bölgesel caydırıcılık ağı gibi sahadaki gerçekler, herhangi bir askeri girişimi son derece maliyetli ve öngörülemez hale getirmiştir.