Kadim Fars Öğütleri | Dostlukta Neden Sınırlar Olmalı?
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i291896-kadim_fars_Öğütleri_dostlukta_neden_sınırlar_olmalı
Pars Today – Kadim İran öğüdü “Dostlukta sınır ve ölçü sahibi olun” bize dostluğu denge ve sınırla birlikte yürütmeyi öğretir.
(last modified 2026-02-18T08:44:03+00:00 )
Şubat 18, 2026 10:40 Europe/Istanbul
  • Kadim Fars Öğütleri | Dostlukta Neden Sınırlar Olmalı?

Pars Today – Kadim İran öğüdü “Dostlukta sınır ve ölçü sahibi olun” bize dostluğu denge ve sınırla birlikte yürütmeyi öğretir.

Bu zamansız öğüt, sevgi ile mahremiyeti koruma arasında denge kurmaya davettir; böylece kalıcı ve olası zararlarından uzak bir ilişki mümkün olur.İnsan ilişkilerinin her zamankinden daha yüzeysel ve kırılgan hâle geldiği bir çağda, kadim İran hikmetine dönüş yolumuzu aydınlatabilir. Pars Today’in haberine göre, İran öğüt geleneğinin hazinesi içinde, Sasani hükümdarı Adil Nuşirevan’ın (6. yüzyıl) bilge veziri Bozorgmihr’e atfedilen temel bir ilke vardır. Bu ilke, insan ilişkilerinin doğasına dair derin ve gerçekçi bir bakış sunar:“Her kiminle dostluk kurarsan, öyle bir ölçüde kur ki, bir gün düşmanın olursa sana zarar veremesin.”

Bu kadim öğüt, köklerini eski İran’daki “enderz” (nasihat) geleneğinden alır. İlk bakışta karamsar gibi görünebilir; sanki bizi içe kapanmaya ve güvensizliğe çağırır. Oysa gerçekte bu söz, kötümserliğe değil; duygusal farkındalığa ve dostlukta bilgece davranmaya davettir.

Dünyanın Değişkenliği Karşısında Pratik Bilgelik

Eski İran kültüründeki “enderz” geleneği, hayatı pratik biçimde yönetmeye yönelik öğretiler bütünüdür. Bu öğütler, insan ilişkilerinin ani değişimlere açık olduğu bir ortamda şekillenmiştir. Bu öğüt bize şunu öğretir: İnsan hem derinden sevebilir hem de bilinçli biçimde kendi sınırlarını koruyabilir; bu ikisi birbiriyle çelişmez.

Bu sözün derinliğini anlamak için onu birkaç temel başlıkta incelemek gerekir:

1. Değişimi Kabul Etmek

Bu öğüdün ilk dersi, insan hâlinin ve ilişkilerin kalıcı olmadığını kabul etmektir. Bugün en samimi dostunuz olan biri, yanlış anlaşılma, kıskançlık ya da koşulların değişmesi gibi nedenlerle yarın istemeden de olsa düşmana dönüşebilir.

2. Sırların Mahremiyeti

İran kültüründe “sır” kavramı kutsal bir yere sahiptir. Birine sır vermek, varlığınızın bir parçasını ona emanet etmektir. Bu öğüt, en mahrem sırlarımızı, kırılganlıklarımızı, özel arzularımızı ve gizli bilgilerimizi yalnızca kendimize saklamamız gerektiğini hatırlatır. “Ölçülü dostluk”, hayatımızı biriyle paylaşabilmek; fakat varlığımızın bütün anahtarlarını teslim etmemek demektir.

3. Sağlıksız Bağımlılığa Karşı Duygusal Bağımsızlık

Bu kadim öğüt, dostluğun en tehlikeli afetine karşı uyarır: “Mutlak bağımlılık.” Eğer bütün mutluluğumuz, kimliğimiz ve huzurumuz tek bir kişiye bağlanırsa, o ilişkideki en küçük sarsıntı bizi yıkabilir. “Ölçülü sevmek” az sevmek değildir; kendi bağımsızlığını koruyarak sevmektir. Böylece bir gün ilişki sona erse bile insan ayakta ve sağlıklı kalabilir.

4. İlişkilerde Sağlıklı Sınırlar

Bu öğüt, modern psikolojinin “ilişkilerde sağlıklı sınırlar” dediği kavramın kadim bir ifadesidir. En iyi dostluklar, iki insanın birbirinde eridiği ilişkiler değil; iki bağımsız ve bütün insanın, karşılıklı saygı içinde hayat yolunun bir bölümünü birlikte yürüdüğü ilişkilerdir.

Karamsarlığın ötesinde, İran geleneği dostluğu hayatın en yüce hazinelerinden biri sayar. Bu hikmetin amacı, tam da bu hazineyi korumaktır. Sınırsız güvenin yol açabileceği ağır yaralanmaları önleyerek, hem insanlara güvenmemizi hem de derin ve kalıcı dostluklar kurmamızı mümkün kılar.

Bozorgmehr’in mesajının özü şudur: Yürekten sev, ama bilgece. Dostlukta samimi ve cömert ol; fakat bağımsızlığını koru. Dostluğun, birlikte paylaştığın bir bahçe gibi olsun; anahtarını bütünüyle başkasına teslim ettiğin bir kale gibi değil.

Bu kadim İran öğüdü, coğrafya ve tarih sınırlarını aşarak bugün modern insan için özgün ve kalıcı ilişkiler arayan insan için taze ve hayati bir mesaj taşımaktadır: Sevgi ile akıl arasındaki denge mesajı.