Amerika’nın İranlılar Nezdindeki Yüzü Nasıl Değişti? Meyderi’den Eski ABD Çalışma Bakanına Yanıt
https://parstoday.ir/tr/news/iran-i292112-amerika’nın_İranlılar_nezdindeki_yüzü_nasıl_değişti_meyderi’den_eski_abd_Çalışma_bakanına_yanıt
Pars Today – İran İslam Cumhuriyeti Çalışma, İşbirliği ve Sosyal Refah Bakanı Ahmad Meyderi, Newsweek dergisinde yayımlanan bir mektupla, eski ABD Çalışma Bakanı Robert Reich’ın uyarı niteliğindeki yazısına cevap verdi ve İranlıların zihninde oluşan Amerika imajını tasvir etti.
(last modified 2026-02-21T14:55:02+00:00 )
Şubat 21, 2026 16:55 Europe/Istanbul
  • Amerika’nın İranlılar Nezdindeki Yüzü Nasıl Değişti? Meyderi’den Eski ABD Çalışma Bakanına Yanıt

Pars Today – İran İslam Cumhuriyeti Çalışma, İşbirliği ve Sosyal Refah Bakanı Ahmad Meyderi, Newsweek dergisinde yayımlanan bir mektupla, eski ABD Çalışma Bakanı Robert Reich’ın uyarı niteliğindeki yazısına cevap verdi ve İranlıların zihninde oluşan Amerika imajını tasvir etti.

Pars Today’in, ISNA’ya dayandırdığı habere göre, İran Çalışma Bakanı Meyderi, University of California, Berkeley’den emekli profesör ve eski ABD Çalışma Bakanı Robert Reich’a hitaben kaleme aldığı ve cuma günü Newsweek’te yayımlanan mektubunda, Amerika’nın İranlılar nezdindeki imaj değişimini analiz etti.

Meyderi, Reich’ın The Guardian gazetesinde Donald Trump’ı “insanlık medeniyeti için bir tehdit” olarak nitelendirdiği yazısına atıfla şöyle yazdı:“Guardian’da 16 Dey tarihinde yayımlanan ‘Trump medeniyet için bir tehdittir’ mesajınıza tamamen katılıyorum. Medeni toplumun görevi mazlumu zalime karşı savunmaktır. Dini literatürde bu bir emir olarak yer alır: ‘Kûnû lil-mazlûmi avnen’ — mazlumların yardımcısı olun.”

Hristiyan Gül’den “Dünya Yiyici” İmajına

Mektubun bir bölümünde Meyderi, II. Dünya Savaşı öncesi döneme işaret ederek İranlıların Amerika’yı medeni bir toplum olarak tanıdığını belirtti. Buna kanıt olarak şunları yazdı:

1905’teki Meşrutiyet Devrimi’nden sonra İran’ın ilk hazine sorumlusu bir Amerikalıydı: William Morgan Shuster. 1911’de İran hükümeti tarafından ülkenin mali işlerini düzenlemek üzere görevlendirilmişti. Bir diğer Amerikalı ise hukukçu ve maliye uzmanı Arthur Millspaugh idi; 1922–1927 ve 1942–1945 yılları arasında İran’ın mali reformu için çalıştı. Hazine sorumlusu bir ülkenin en mahrem sırlarına vakıf kişidir; bu durum o dönemde İranlıların Amerikalılara duyduğu güveni göstermektedir.

Meyderi ayrıca Meşrutiyet Devrimi’nin unutulmaz ağıtlarından birine değinerek, özellikle Aşura günlerinde İran’ın güneyinde okunan “Üç yüz kırmızı gül, bir Hristiyan gül” mersiyesini hatırlattı. Bu şiir, Tebriz’de istibdada karşı direnirken şehit düşen 300 İranlı ve bir Amerikalının anısına yazılmıştır.

Söz konusu “Hristiyan gül”, Tebriz’deki Memorial School’un Amerikalı öğretmeni Howard Conklin Baskerville idi. Meşrutiyet Hareketi sırasında Tebriz kuşatmasını kırma çabalarında hayatını kaybetti. Ona “öğretmen-komutan” lakabı verildi ve cenazesine üç bin kişi katıldı. İran halkının II. Dünya Savaşı ve 1953 darbesinden önce Amerika’dan tanıdığı yüz, Şuster ve Baskerville gibi aydınların şekillendirdiği bir yüzdü.

Ancak Meyderi’ye göre yaklaşık seksen yıldır İranlılar ve dünyanın pek çok halkı başka bir Amerika tanımaktadır. İran, ABD’nin darbe yoluyla müdahale ettiği tek ülke değildir; bu sayı yaklaşık 25’tir. Vietnam savaşı, Gazze’de çocukların öldürülmesi, Venezuela’ya yönelik saldırılar ve Grönland, Kolombiya, Meksika, Gazze Şeridi ve hatta Kanada’ya dair planlar, Amerika’yı zalim bir ülke ve İran’da yaygın ifadeyle “dünya yiyici” bir güç olarak göstermiştir.

Reich’ın yazısının, insanın medeniyetten uzaklaşıp vahşete sürüklenme tehlikesini doğru biçimde tasvir ettiğini belirten Meyderi, yapay zekâdan ekonomik ve siyasi gücün yoğunlaşmasına kadar birçok unsurun insanlığı barbarlık riskiyle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. İran halkı ve hükümetinin ABD baskılarına karşı direnişinin de bu büyük tehlikeyi önlemeye yönelik olduğunu vurguladı.

İran’ın Barbarlık Tehlikesine Karşı Direnişi

Meyderi, İran halkının ABD’nin “zalimce yaptırımlarına” ve çeşitli komplolara karşı direndiğini ve direnmeye devam edeceğini belirterek, teslimiyetin bazen barışın sonu ve büyük savaşların başlangıcı olabileceğini söyledi.

I. Dünya Savaşı sonrasında Almanya’ya uygulanan yaptırımlardan ders çıkarılması gerektiğini ifade eden Meyderi, John Maynard Keynes’in Barışın Ekonomik Sonuçları adlı eserine atıf yaptı. Keynes’in Treaty of Versailles’ı “bir medeniyetin aşağılanması ve yıkımına karşı kayıtsız kalınan bir kâbus” olarak tasvir ettiğini aktardı.

Keynes’in, dönemin Fransa Başbakanı Georges Clemenceau ve ABD Başkanı Woodrow Wilson hakkında çizdiği tabloyu anımsatan Meyderi, bunun bugün Donald Trump’ın yüzüne benzediğini öne sürdü ve yaşananları “trajikomik bir oyun” olarak nitelendirdi.

İranlılar 28 Mordad Hatasını Tekrarlamayacak

Mektubun bir başka bölümünde Meyderi, İranlıların 28 Mordad darbesi (1953) hatasını ve Almanların yaptırımlara verdiği tepkiyi tekrarlamayacağını söyledi. Kanaatlerinin, kanın kanla temizlenemeyeceği ve barışçıl kalınması gerektiği yönünde olduğunu; ancak daha büyük savaşlara zemin hazırlayacak bir uzlaşmayı da kabul etmeyeceklerini belirtti.

İran ile ABD arasında müzakereler sürerken İsrail’in ABD desteğiyle suikast ve savaşa yönelmesinin, İran halkının zihninde ABD hükümeti hakkında son derece olumsuz bir imaj oluşturduğunu ifade etti ve müzakere masasında otururken aynı anda savaş ve suikast planlamanın vahşice olduğunu vurguladı.

Ahlak, İnsanlığın Kurtuluş İpi

Mektubun sonunda Meyderi, Reich’ın işaret ettiği tehlikeden insanlığı kurtarma çabasının ahlaki bir mücadele olduğunu belirtti. Ekonomik ve siyasi süreçlerin insanlığı uçuruma sürüklediğini, ancak peygamberlerin ve ıslahatçıların aracı olan ahlakın kurtuluş yolu olabileceğini ifade ederek, ahlaka dayanarak mevcut gidişatı durdurmayı ve yeni bir yol açmayı umut ettiklerini dile getirdi.