İran'ın Deniz Ablukası; Baştan Kaybedilmiş Bir Girişim
ABD'nin taleplerini İran'a kabul ettirmekteki başarısızlığının ve İslamabad müzakerelerinin sonuçsuz kalmasının ardından ABD hükümeti, İran'ı denizden ablukaya alacağını duyuran bir girişim başlattı.
Reuters, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanlığına atıfta bulunarak yayınladığı bir raporda şöyle belirtti: "Abluka altına alınan bölgeye izinsiz giren veya çıkan her gemi durdurulacak, aranacak, rotası saptırılacak ve el konulacaktır; ancak bu abluka, Hürmüz Boğazı'ndan İran'a ait olmayan hedeflere veya bu hedeflerden tarafsız geçişi engellemeyecektir." Rapor, denizcilere hitaben, ABD askeri güçlerinin Umman Denizi ve Fars Körfezi'nin doğusunda, bayrakları ne olursa olsun tüm gemi seferlerini kapsayan bir abluka uygulayacağını duyurdu. Bu ABD hamlesi bölge ve dünya düzeyinde tepkilere neden oldu. ABD'nin bu iddiasının ilk etkisi, özellikle ABD ve Avrupa'daki benzin fiyatları başta olmak üzere enerji piyasasında görüldü. ABD hükümeti bu yolla İran'ı Hürmüz Boğazı kontrolünden vazgeçmeye zorlamak istiyor. ABD, kırk gün süren bombardıman ve füze saldırılarıyla Hürmüz Boğazı'nı açamadı ve ateşkes talep etti. İslamabad müzakerelerinde politikalarını kabul ettirme konusundaki başarısızlıklarının ardından, İran'ı köşeye sıkıştırmak için bir girişim olarak deniz ablukası seçeneğini benimsediler, ancak bu ABD hamlesi ABD için başka bir feci yenilgiye dönüşecek ve Amerika'yı müttefiklerinden ve rakiplerinden daha da uzaklaştıracaktır. Trump, "Truth Social" sosyal medya hesabında, İran ABD şartlarını kabul etmezse bu deniz ablukasının başkanın "kazanan el kartı" olarak tanıtıldığı bir makalenin bağlantısını paylaştı.
Bu konuya tepki olarak El Cezire kanalından askeri uzman "Nidal Ebu Zeyd" bu seçeneğin askeri açıdan "aceleci" olduğunu söyledi. İran'ın birkaç ülkeyle geniş kara sınırlarına sahip olduğunu ve bunun da tek başına bir deniz ablukasının yeterli verimliliğe sahip olmasını engellediğini açıkladı. Ebu Zeyd, İran'ın toplam sahil uzunluğunun 2400 kilometre olduğunu, kara sınırının ise 5500 kilometreye ulaştığını ve Pakistan, Afganistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Ermenistan, Türkiye ve Irak'ı kapsadığını ekledi. Uzman ayrıca, deniz ablukasının etkili olabilmesi için eş zamanlı hava saldırılarıyla birlikte uygulanması gerektiğini belirtti. Eğer ABD bu seçeneğe başvurursa, İran'ın da "kara seçeneğine" yöneleceğini, yani komşu ülkeler aracılığıyla ablukayı delip geçeceğini söyledi. Ebu Zeyd, İran'ın kendi kıyılarına yakın ABD gemilerini hedef almaktan vazgeçmeyeceğini vurguladı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Hatemül-Enbiya Karargahı, İran'a yönelik deniz ablukası planına tepki olarak yayınladığı bir bildiride, "Fars Körfezi'nde güvenliğin ya herkes için ya da hiç kimse için olduğunu" belirtti. İran İslam Cumhuriyeti henüz tüm kapasitesini kullanmadığını ve ABD'nin aleyhine denklemleri değiştirebilecek sürprizlere sahip olduğunu belirtti. Bu kapasitelerden biri, Yemenli Husilerin kapatabileceği Bab el-Mendep Boğazı'dır. Uluslararası ticaretin yaklaşık %12'si bu boğazdan geçmektedir. ABD'nin "Gerald Ford" uçak gemisi ve refakatindeki birkaç gemi, Yemenli Husilerin füze menziline girme endişesiyle ABD'ye dönmek için Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'ndan geçmek yerine Afrika'nın etrafından dolanan uzun yolu seçti. Bu ihtiyat, Bab el-Mendep Boğazı'nın kapanması durumunda Amerikan gemilerinin ve teknelerinin maruz kalacağı tehlikeyi açıkça göstermektedir. Bölge ve dünya arenasındaki ABD kararı muhalefetle karşılandı. Suudi Arabistan, ABD'nin bu kararına açıkça karşı çıktı. Avrupalı hükümetler, İran'ın deniz ablukası projesine katılmaya karşı çıkıyor. Çin Savunma Bakanı da İran'ın büyük bir ticari ortağı olarak Amerikalıları uyardı.