Kur’an Kıssalarından Şehnâme Efsanelerine; Pars Today’in İran Hakkında Yasin Ahmedi ile Söyleşisi
Pars Today – Annesinin Kur’an tilavetinin günlük hayatın bir parçası olduğu ve Ramazan gecelerinin ilahi ayetlerin okunmasıyla anlam kazandığı bir evde, yıllar sonra çocuklar için çok boyutlu Kur’an projelerine dönüşecek bir fikir doğdu; inançtan, aileden ve yeni neslin eğitimi konusundaki hassasiyetten beslenen bir fikir.
Pars Today’in haberine göre, 1972 doğumlu, Tiyatro Edebiyatı mezunu ve Nakşâzin Yayınevi Satış Müdürü Yasin Ahmedi, samimi aile deneyimlerinden yola çıkarak bugün İranlı çocukları Kur’an, hikâye, kültür ve İran kimliğiyle buluşturmaya çalışan bir yola girdi. Ahmedi, Ramazan ayının bir gecesinde annesinin torununa “akıllı kalem” yardımıyla Kur’an okuduğunu gördüğünde aklına şu sorunun geldiğini anlatıyor: “Çocuklar neden Kur’an ayetlerinin güzelliğini görseller, sesler ve teknoloji aracılığıyla deneyimleyemesin?” İşte bu düşünce, çocuklar için çok boyutlu Kur’an projelerinin başlangıcı oldu; daha sonra ise üç boyutlu Şehnâme kitaplarına ve İran kahramanlarının yeni nesil için yeniden canlandırılmasına dönüştü.
Bu genç İranlıyı daha yakından tanımak için Pars Today kendisiyle bir röportaj gerçekleştirdi. Söyleşinin bazı bölümleri şöyledir:
Kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Yasin Ahmedi’yim. 1972 doğumluyum, Tiyatro Edebiyatı mezunuyum ve Nakşâferin Yayınları’nın satış müdürü olarak görev yapıyorum.
Çocuklar için çok boyutlu Kur’an yayımlama fikri nasıl ortaya çıktı?
Dindar bir ailede büyüdüm. Annem Kur’an okumaya çok düşkündür, ancak fazla eğitim almamıştır ve çoğu zaman Kur’an’ı ezberden okur. Son yıllarda akıllı kalem kullanması işini kolaylaştırdı. Kur’an surelerini kitaplaştırma fikri ise bir Ramazan gecesine dayanıyor. Annem evde bir program düzenlemişti. İçeri girdiğimde yeğenimin annemin kucağında oturduğunu ve annemin akıllı kalemle ona Kur’an okuduğunu gördüm. O anda aklıma şu soru geldi: Çocuklar neden görseller, sesler, teknoloji ve hikâyeler aracılığıyla Kur’an’ı daha kolay ve daha keyifli öğrenemesin? Neden bir çocuk Kur’an’ı dokunarak, dinleyerek, görerek ve onunla yaşayarak tanımasın? Bu düşünceyi arkadaşlarımla paylaştım ve üç kişilik bir ekiple çalışmaya başladık.
Çalışma süreci nasıl ilerledi?
Kur’an’ı okul öncesi ve çocuk yaş grubuna uygun şekilde tasarladık. Başlangıç için kısa sureleri seçtik. Basılı tasarımlar hazırlandı, gerekli yazılım geliştirildi ve bugüne kadar Kur’an’ın kısa surelerinden oluşan birçok kitabı yayımlamayı başardık.
Kitapları kullanmak için okuyucular ilk sayfadaki bağlantı üzerinden yazılımı ücretsiz indiriyor. Program çalıştırıldıktan sonra her sayfada Kur’an’ı ister kelime kelime ister ayet ayet dinleyebiliyor ve öğrenebiliyorlar. Ayrıca surelerin iniş sebepleri de kitapta yer alıyor. Çocuklar hazırlanan yazılım sayesinde bu hikâyeleri hareketli görsellerle izleyip dinleyebiliyorlar.
Yazılımda ayrıca “Küçük Kâri” adlı bir bölüm bulunuyor. Çocuk öğrendiği sureyi okuyabiliyor ve yazılım sesini otomatik olarak kaydediyor. Daha sonra bu ses kaydını ailesiyle veya istediği kişilerle paylaşabiliyor. Benim için önemli olan, çocuğun yalnızca Kur’an dinleyicisi değil, onunla etkileşim kuran, okuyan, öğrenen ve bundan keyif alan biri olmasıydı.
Kur’an’dan sonra neden Şehnâme yayımlamayı düşündünüz?
Ezan ve Kur’an sesi benim için ne kadar önemliyse, bu toprakların kültürü de o kadar önemlidir. Şehnâme hikâyelerini yayımlama fikri, yeğenimin on birinci yaş günü partisinde ortaya çıktı. Parti sırasında onun ve arkadaşlarının Örümcek Adam ve diğer yabancı animasyon karakterlerinin kostümlerini giydiğini gördüm. Bu durum beni gerçekten üzdü. Rüstem ve İsfendiyar gibi kahramanların yetiştiği bir ülkede yeni neslin neden Batılı kahramanlarla özdeşleşmesi gerektiğini düşündüm. İşte bu soru benim için temel motivasyon oldu.
Bugün altı farklı Şehnâme hikâyesini üç boyutlu kitap olarak yayımladınız. Bu süreci anlatır mısınız?
Daha önce de belirttiğim gibi üç kişilik bir ekibiz. Şehnâme fikrini ortaya attım ve hepimiz büyük bir istekle çalışmaya başladık. Hikâyeleri ben yeniden kaleme aldım. Arkadaşlarım ise modelleme, programlama ve animasyon tasarımıyla ilgilendi.
Bu süreç uzun zaman aldı çünkü amacımız sıradan bir kitap basmak değildi. Çocukların karakterleri görmesini, onlarla bağ kurmasını ve hikâyeleri canlı bir şekilde deneyimlemesini istiyorduk.
Sonunda Şehnâme’den altı hikâyeyi üç boyutlu kitap olarak yayımlamayı ve çocuklar ile gençlerin hizmetine sunmayı başardık.
Hedef kitleniz kimdi ve hangi karakterleri seçtiniz?
Hedef kitlemiz çocuklar ve gençlerdi. Şimdiye kadar “İsfendiyarnâme”, “Sohrabnâme”, “Rüstemnâme”, “Zahhâknâme”, “Zâlnâme” ve “Şehnâme” adlı altı eser yayımladık. Amacımız çocukların ve gençlerin küçük yaşlardan itibaren İran kahramanları ve efsaneleriyle tanışmasını sağlamaktı.
Şehnâme ile nasıl tanıştınız?
On bir yaşındayken okulda Yelda Gecesi kutlaması yapılmıştı. Kutlamada oyuncular Rüstem ve Sohrab hikâyesini sahnelediler. Bu gösteri benim hem tiyatroyla hem de Şehnâme ile ilk tanışmam oldu ve üzerimde büyük bir etki bıraktı.
Daha sonra görme engelli bir arkadaşımla yakın dostluk kurdum. Çok zengin bir kütüphanesi vardı. Ona kitaplar okurdum. İşte bu süreçte Şehnâme’yi daha yakından tanıdım ve sevdim. Arkadaşım tedavi için İran dışına gitmeden önce bana iki kitap seçmemi söyledi. Ben Şehnâme’yi ve “Hz. Fatıma Zehra’nın Hayatına Dair Bir İnceleme” adlı kitabı seçtim. O değerli dostum daha sonra vefat etti, ancak bu miras bana kaldı ve ben de Şehnâme’yi daha derinlemesine okumaya başladım.
Şehnâme’yi tek bir cümleyle nasıl tanımlarsınız?
Şehnâme, aşk ve ahlak kitabıdır. Ondan pek çok ahlaki ders öğrenilebilir.
En sevdiğiniz Şehnâme karakteri kimdir?
İsfendiyar’ı çok seviyorum. Bana göre gölgede kalmış ve hak ettiği kadar tanınmamış bir kahramandır. Bu karaktere büyük bir hayranlık duyuyorum.
İran sizin için ne ifade ediyor?
Bence İran, bu kadar dilsel, etnik, kültürel ve coğrafi çeşitliliği bünyesinde barındıran eşsiz bir ülkedir. İran’ın her bölgesinde binlerce yerel efsane vardır. Bunların bir kısmı gerçek kişilere dayanır; zamanla halkın hafızasında efsaneleşmiş insanlara. İran’a, İran medeniyetine ve kültürüne büyük gurur duyuyorum. Dünya bu ülkenin kültürünü ve medeniyetini tanımalıdır. Hiç kimsenin böyle bir ülkeye saygısızlık etmeye hakkı yoktur.
İran’dan söz ederken en çok neyle gurur duyuyorsunuz?
İran’ın köklerine bakın; ne kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını görün. Ben, medeniyet ve kültür kökleri Belh’ten Buhara’ya, Irak’tan Mısır’a ve daha birçok bölgeye uzanan bir İran’dan söz ediyorum. Bu benim için son derece gurur verici ve güzeldir.
İranlı kadınlar ve özellikle Şehnâme kadınları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bence bu toprakların tarih boyunca gerçek kahramanları İranlı kadınlardır. Şehnâme’ye baktığımızda kadınların yalnızca yan karakterler olmadığını görürüz. Hikâyelerdeki birçok önemli olay onların varlığı ve kararları sayesinde şekillenir.
Şehnâme’de aşkı nasıl buldunuz?
Bana göre Şehnâme’de aşk sadece romantik bir ilişki değildir. Aynı zamanda sadakat, fedakârlık ve sorumluluktur. Rudabe’nin aşkı bunun güzel bir örneğidir.
İran’a karşı savaşların ve düşmanlıkların temelinde ne yatıyor?
Bana göre savaş; kıskançlık, açgözlülük ve köklü milletlerden duyulan korkunun sonucudur. Kendilerini süper güç olarak gören bazı ülkeler gerçekten güçlü olabilirler, ancak onlar köksüz süper güçlerdir.
Hangi kitapları tavsiye edersiniz?
Şehnâme’yi, İran’ın çağdaş tarihi üzerine eserleri ve Celâl Âl-i Ahmed’in kitaplarını öneriyorum.
En büyük dileğiniz nedir?
Çocukların çocukluklarını yaşayabildiği, âşıkların sevebildiği, annelerin annelik yapabildiği; renkli, huzurlu ve insani bir dünyada yaşamayı diliyorum.
Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni proje nedir?
Ramazan Savaşı’ndan önce Basra Körfezi hakkında altı ciltlik bir seri hazırlıyorduk. Bu seri; Basra Körfezi’nin siyasi tarihi, halkları ve türleri, ekosistemi, efsaneleri, bu bölgenin unutulmaz insanları, Reis Ali Delvari, Şehit Komutan Tengsiri ve İran’ın Basra Körfezi’ndeki askerî gücü gibi konuları içeriyor. Bu projeyi de çok boyutlu bir formatta yayımlamayı umuyoruz.
Neden Basra Körfezi’ni seçtiniz?
Eğer İran’ı bir insan olarak düşünürsek, Basra Körfezi onun kimlik belgesidir. Bu kimlik o kadar önemli ve değerlidir ki herkes ona sahip olmak istemektedir.
Sizin için vatan nedir?
Vatan demek “beden” demektir. Bundan daha değerli ne olabilir?