Kalibaf: İran, Son Savaştaki Hedefleri Bakımından ABD ve İsrail Rejimine Üstün Geldi
Pars Today– İran Müzakere Heyeti Başkanı, son savaşın kapsamlı boyutlarına işaret ederek bu gelişmeyi İslam Cumhuriyeti’nin devrim sonrasındaki en önemli müzakere ve çatışma dönemlerinden biri olarak tanımladı ve "İran, son savaşta ABD ve İsrail rejiminin hedeflerine karşı üstünlük sağladı" dedi.
Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre, İran Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, çarşamba gecesi katıldığı özel bir haber programında, İslam Devrimi’nden sonra birkaç önemli müzakere ve siyasi çatışma dönemi sayılabileceğini belirterek şunları söyledi: "Nükleer müzakereler ve KOEP (JCPOA) anıları yıllardır İran siyasetinde konuşulmuştur; ancak son savaşlar, özellikle de geçtiğimiz yıl yaşanan üçüncü savaşla ilgili müzakereler ve gelişmeler, pek çok açıdan farklı boyutlara sahiptir."
Kalibaf, sözlerine şöyle devam etti: "Bu olay, kapsamı ve etkisi bakımından büyük bir hadise olarak değerlendirilmektedir. İslam Cumhuriyeti bölgede yer aldığı için çatışma sahası bölgesel görünse de, etkileri tamamen küreseldir ve biz bugün bu etkileri gözlemlemekteyiz."
İran İslami Şura Meclisi Başkanı, günümüzde farklı bir durumla karşı karşıya olduklarını vurgulayarak, "Sahaya baktığımızda dört ana alan görüyoruz. Birincisi, İran silahlı kuvvetlerinin tedbir, cesaret ve fedakarlıkla rol oynadığı askerî alandır. İkinci alan ise halk alanıdır; olayların ilk saatlerinden itibaren sahaya inen ve varlığını gösteren halktır" dedi.
Üçüncü alanı diplomasi olarak tanımlayan Kalibaf, "Diplomasi ve müzakere de bu dönemin önemli alanlarından biridir ve bunun boyutlarını uygun bir fırsatta açıklayacağım" ifadesini kullandı. Dördüncü alanı ise "hizmet alanı" olarak adlandıran Kalibaf, "Bugün bu dört alan birbiriyle sinerji içinde hareket etmektedir" diye ekledi.
İran Müzakere Heyeti Başkanı; bütünleşme, akılcılık ve otoriteyi bu koordinasyonun üç temel faktörü olarak nitelendirdi ve şunları kaydetti: "Bugün gördüğümüz şey, ulusal bütünlük, akılcılık ve otoritenin sonucudur. İran milletinin davranışlarında tecelli eden akılcılık ve çeşitli alanlarda kendini gösteren bir otorite söz konusudur."
Kalibaf, konuşmasının bir başka bölümünde müzakere konusuna değinerek şunları söyledi: "Her zaman müzakereye karşı olmadığımı, ancak müzakerenin türüne dikkat edilmesi gerektiğini savundum. Müzakere, bir mücadele yöntemi ve ulusal çıkarları temin etme aracı olarak kullanıldığında değerlidir. Bu dönemin geçmişteki müzakerelerden farkı, müzakerelerin sahadaki kazanımlar ve ulusal otorite temelinde şekillenmiş olmasıdır. İran silahlı kuvvetleri, ekipman ve imkanlar konusundaki kısıtlamalara ve bariz eşitsizliklere rağmen otoritesini ortaya koyabilmiştir ve İran milleti de bu gücün azametine tanıklık etmiştir."
İran Meclis Başkanı, "Bir mücadele yöntemi olarak izlenen müzakerede ne pes etmenin ne de slogan atmanın bir yeri vardır. Müzakere; sahadaki gerçeklikler, ulusal otorite ve İran’ın çıkarlarının korunması temelinde yürütülmelidir; zira arkası boş sloganların hiçbir getirisi olmadığı gibi, düşman tarafından da zayıflık olarak algılanır" diye vurguladı.
Kalibaf, "Tüm aşamalarda, müzakerenin İran milletinin haklarından vazgeçmek anlamına gelmediğini vurguladık. Herhangi bir saldırı olduğunda silahlı kuvvetler tam yanıt verme hazırlığı içindeydi ve bu hazırlık sahada da gösterildi" dedi.
Konuşmasının sonunda Rehber’e, silahlı kuvvetlere, halka ve müzakere heyeti üyelerine teşekkür eden Kalibaf, "İslam Devrimi Rehberi’nin rehberliği, İran milletinin direnişi, silahlı kuvvetlerin fedakarlığı ve müzakere heyeti üyelerinin gece gündüz süren çabaları, bugünkü kazanımların temelini oluşturmuştur" ifadelerini kullandı.