Tümgeneral Rızai: İran Milletinin Hakları ve Direniş Cephesi Güçlendirilmelidir
Parstoday – İslam Devrimi Muhafız Ordusu Genel Komutanı Muhsin Rızai, sekiz yıllık Kutsal Savunma sürecine atıfta bulunarak, dayatılmış üçüncü savaş döneminde İran’ın uluslararası konumunun ve itibarının yükseldiğini belirterek, İran milletinin haklarının ve direniş cephesinin yerinin sağlamlaştırılması gerektiğini vurguladı.
Mehr Haber Ajansı’ndan aktarılan Parstoday haberine göre; televizyon kanalında düzenlenen özel bir haber programına katılan Tümgeneral Muhsin Rızai, İslam Devrimi Lideri’nin İran ile ABD arasındaki müzakerelere ilişkin son mesajına değindi. Rızaî şunları kaydetti:
“Lider’in mesajında, nizamın çeşitli kurumlarının rollerine ve sorumluluklarına dikkat edilmesinin yanı sıra temel prensipler de gözetilmiştir. Bu durum şu anlama gelmektedir: Lider’in farklı bir görüşü olsa dahi, hedeflerini Yüksek Güvenlik Konseyi’nin ve hükümetin taahhütleri çerçevesinde talep etmektedir. Ayrıca Lübnan Direnişi de mesajda tamamen göz önünde bulundurulmuştur. Diğer bir açıdan bakıldığında; müttefiklere ve direniş cephesine verilen destek, bölgedeki tüm İslam ülkelerini desteklemek anlamına gelmektedir. Eğer direniş cephesi olmasaydı; Suriye, Lübnan, Ürdün ve hatta Suudi Arabistan bile Siyonist rejimin saldırılarına maruz kalırdı.”
Rızai, İslam Devrimi Lideri’nin ABD’nin açgözlülüğüne karşı durulması gerektiğine dair uyarısına atıfta bulunarak şunları ekledi: ‘Liderimizin ikinci uyarısı, düşmana karşı etkilenmemek ve onların gülümsemelerine aldanmamak üzerineydi. Bir diğer husus ise, düşmanın güç konumundan değil, çaresizlikten dolayı müzakere masasına gelmiş olmasıdır; dolayısıyla Lider’in mesajı müzakerelerin çerçevesini oluşturmalıdır.’
Düşmanın her zaman sözünde durmadığını ve diplomasiye ihanet ettiğini belirten Rızai, şunları ifade etti: ‘Karşı tarafın mahiyetini ve yöntemlerini iyi tanımalıyız. Ateşkesin başlamasından bu yana iki aydır nefes alma süresi kazandılar ve şimdi de müzakereler için en az 60 günlük bir fırsat yakaladılar. Belki de bu süreçle Dünya Kupası maçlarının veya hatta seçimlerin geçmesini bekliyorlar ve sonuç olarak müzakereler bir neticeye varmayacak; bu nedenle onlardan şüphe duymakta haklıyız. Elbette biz de bu fırsatları kullanarak kendimizi güçlendiriyoruz.
İran Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi, 'Ramazan Savaşı’nda ABD’nin yaşadığı başarısızlıkları ve maruz kaldığı baskıları detaylandırarak şunları kaydetti: Hürmüz Boğazı’nın kapatılması sonucunda dünyada yaşanan ekonomik kriz, Trump üzerinde hem ABD içinden hem de tüm dünyadan ağır bir baskı oluşturdu. Diğer bir konu ise, nihayetinde sadece iki hafta sürecek bir savaş için gelen Amerikan askerlerinin yorulmuş olmasıydı. Amerikalılar, savaş sırasında Hürmüz Boğazı’na savaş gemileriyle girerek çatışmalı keşif operasyonları gerçekleştirdiler; ancak gemilerinin isabet almasıyla birlikte, Boğaz’ı hiçbir şekilde açamayacaklarını anladılar. Ayrıca müttefikleri de ona yardım etmedi ve Kongre de savaştan çekilmesi yönünde baskı yaptı.
Tümgeneral Mohsen Rızai şöyle devam etti: ‘Biz savaşı kazandık; oysa onlar, bir suçlu gibi mağlup bir şekilde savaştan çekildiler ve hedeflerine ulaşamadılar. İran ise hedeflerine ulaştı; nitekim Lider’in vaadi uyarınca savaş bölgesel bir boyuta taşındı ve halk harekete geçirildi. Diğer bir hedef ise, İran’ın yıllardır yaptığı uyarılara rağmen bölge ülkelerinin, güvenliklerinin yabancı varlığıyla garanti altına alınamayacağını anlamalarıydı; bu savaşla birlikte bu gerçeği fark ettiler. Ayrıca güvenliğin, bölge ülkelerinin iş birliğiyle sağlanabileceğini de anlamış oldular. /