Dünyanın Gözü Önünde Amerikan İnsan Hakları
Amerikan İnsan Hakları’nın 38. yıl dönümünde, dünya ülkelerinin yetkilileri İslam Devrimi’nin şehit liderinin yüce makamına saygılarını sundular.
Tarihin çeşitli dönüm noktalarında kendisini yeniden yarattığı önermesini kabul edersek, kaçınılmaz olarak başka bir gerçeği de kabul etmemiz gerekir; o da suçluların işlediği suçların da tekrar ettiğidir.
• Dün, HŞ 12 Tir (3 Temmuz), Tahran onlarca dünya ülkesinden yetkilileri ve heyetleri ağırladı. İslam Devrimi’nin şehit liderine, aralarında 14 aylık torununun da bulunduğu şehit ailesine ve elbette İran’ın 40 günlük savaş şehitlerine saygılarını sunmak üzere Tahran’daki İmam Humeyni (r.a.) Musallası’na gelen yetkililer. Belki bu tören başka bir günde düzenlenseydi, sadece İran’ın şehit liderine yönelik uluslararası bir saygı duruşu olarak değerlendirilebilirdi; ancak 12 Tir tarihinde düzenlenmesi, istem dışı bir şekilde zihinleri 38 yıl öncesine, adının İran milletinin tarihsel hafızasında sonsuza dek kalıcı olduğu o güne götürdü
• HŞ 12 Tir 1367 (3 Temmuz 1988) tarihinde, Amerikan savaş gemisi Vincennes, İran Hava Yolları’na ait 655 sefer sayılı yolcu uçağını Fars Körfezi semalarında iki füze ateşleyerek hedef aldı. Bu sivil uçak, Bender Abbas’tan Dubai’ye giden normal rotasında uçmaktaydı ve içinde 66’sı çocuk, 53’ü kadın ve 171’i erkek olmak üzere toplam 290 yolcu ve mürettebat bulunuyordu. Amerika’nın bu canice saldırısında hepsi şehit oldu ve İran’ın yakın tarihinin en acı sayfalarından biri yazılmış oldu. Bu suç, faillerinin yargılanması ve cezalandırılmasıyla sonuçlanmadığı gibi, Vincennes gemisinin komutanı William Rogers daha sonra Amerikan hükümeti tarafından “Liyakat Lejyonu” madalyası ile ödüllendirildi. Bu nedenle 12 Tir tarihi, takvimde "Amerikan İnsan Haklarını İfşa Günü"ne dönüştü.
• İlk bakışta, o cinayet ile Cuma günü Tahran’da tanık olduğumuz olay arasında yalnızca bir eş zamanlılığı görülüyor olabilir; ancak olaya başka bir açıdan bakarsak, bu eş zamanlılık daha derin bir anlam kazanıyor. 38 yıl önce 12 Tir, Fars Körfezi semalarında yüzlerce savunmasız yolcunun şehit edildiği gündü. Bugün ise aynı 12 Tir, onlarca ülkenin yetkilisinin, Amerika’nın İran milletine karşı işlediği cinayetlerin son örneğinde şehit düşenlere saygılarını sunmak için Tahran’a geldiği gündür. Sanki tarih, tek bir anlatıyı tamamlamak için bu iki kareyi yan yana getirmiştir.
• Eğer o gün Fars Körfezi semalarında Amerikan insan hakları belgesi kaydedildiyse, bugün de ümmetin şehit liderinin suikastı ve mazlumane şehadetiyle başlayan, Amerika ve Siyonist rejimin İran’a karşı yürüttüğü 40 günlük savaş, aynı Batılı insan hakları anlayışının bir başka sayfasını dünya kamuoyunun önüne sermiştir.
• Siyasi literatürde bazen stratejilerin sürekliliğinden söz edilir; öyle ki hükümetler değişebilir, cumhurbaşkanları yer değiştirebilir ve uluslararası koşullar başkalaşabilir, ancak bazı politikalar, sabit bir mantığa dayandıkları için devam ederler. Eğer bu önermeyi de kabul edersek, o halde 12 Tir tarihini sadece bir cinayetin yıl dönümü olarak değil, aynı zamanda Amerikan suçlarının sürekliliğinin bir sembolü olarak da görebiliriz. Ve belki de tarihin en önemli özelliği budur: Bazen hiçbir açıklama yapmaksızın, kendi anlatısını kendisi tamamlaması.
• Bu yılın 12 Tir tarihi, sadece İran Air 655 sefer sayılı uçağının düşürülmesinin 38. yıl dönümüyle eş zamanlı olmamış, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nin 250. bağımsızlık yıl dönümünü kutladığı günlere denk gelmiştir. Ömrünün 233 yıldan fazlasını savaş, askeri müdahale veya diğer toprakların işgaliyle geçiren bir ülke; dünyanın çeşitli noktalarında milyonlarca ölü, yaralı, yerinden edilmiş insan ve geniş çaplı yıkımların bırakıldığı bir sicile sahiptir. Belki de bu nedenle, İran milleti de dahil olmak üzere birçok millet için Amerika’nın 250 yıllık anlatısı, sadece özgürlük ve insan hakları sloganlarıyla tanımlanmamakta, aynı zamanda savaş, müdahale ve suçlardan oluşan tarihsel bir hafıza ile de düğümlenmektedir.
• Ancak sahanın bu tarafında, bu vahşi ve suçlu mizaca karşı, şehit liderlerini örnek alarak yumruklarını sıkmış bir halde duran ve sonuna kadar da durmaya devam edecek olan insanlar vardır./