Baver-2 Uçan Botu, İran’ın Yer Etkili Hava Araçları Alanındaki İlk Adımı
Parstoday – İran İslam Devrimi Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri , son yıllarda özellikle Fars Körfezi’ndeki deniz savaşları alanında etkili olan çeşitli ekipman ve silah sistemleriyle donatılması yönünde önemli adımlar atmıştır.
Parstoday’in haberine göre, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri yüzlerce sürat teknesini, füze taşıyan hücumbotları, lojistik gemileri ve helikopterler ile insansız hava araçları da dâhil olmak üzere çeşitli hava araçlarını hizmete almıştır. Bununla birlikte en dikkat çekici ve özgün unsurlarından biri “Baver-2” uçan botudur. Baver-2, kıyı savunması ile uzun menzilli ve yüksek hızlı devriyeler için, 1.500 kilometreden fazla güney kıyı şeridine sahip olan İran açısından son derece uygun bir platform olarak değerlendirilmektedir.
Baver serisi uçan botlar, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin önemli unsurlarından biri olup denizde çeşitli görevleri yerine getirebilmektedir. Bu araçlar, görev icrası, manevra ve askerî operasyonlar bakımından kendilerine özgü özelliklere sahip olduklarından yüksek operasyonel esneklik sunmaktadır.
Temel amaçları yüksek irtifada uçmak değildir. Çünkü yer etkisi (ground effect) sayesinde düşük irtifada uçarken performans avantajı elde etmektedirler. Uçan botlar veya yer etkili araçlar, hem suya inip kalkabilen hem de özel tasarımları sayesinde yer etkisinden yararlanarak operasyonel kabiliyetlerini artıran amfibi hava-deniz araçları olarak kabul edilmektedir.
Tanıtımı
Baver-2 uçan botu, İran Savunma ve Silahlı Kuvvetler Destek Bakanlığı tarafından üretilmiş olup bakanlığa bağlı Hava ve Deniz Sanayileri Kuruluşları ile Malik Eşter Teknoloji Üniversitesi tarafından tasarlanmıştır.İran yapımı Baver-2’nin varlığı ilk kez Nisan 2006’da (Ferverdin 1385) gerçekleştirilen “Büyük Peygamber” tatbikatının beşinci gününde duyuruldu. Bu açıklama o dönemde İran’ın böyle bir aracı geliştirme kapasitesine sahip olması nedeniyle büyük ilgi ve şaşkınlık uyandırmıştı. Ancak Ekim 2010’da (Mehr 1389) eğitimli pilotların kullanımına verilen 12 adet Baver-2’nin teslim edilmesiyle birlikte sistemin tamamen operasyonel hâle geldiği ve İran’ın bu tür deniz-hava araçlarını üretme konusunda tam bir yetkinliğe sahip olduğu ortaya çıktı.Daha sonra Baver-4 adı verilen ve Baver-2’ye kıyasla daha gelişmiş kabiliyetlere sahip yeni bir model de geliştirilmiştir.
Teknik Özellikler
Baver-2’nin hızı saatte 185 ila 190 kilometrenin üzerindedir. Normal uçuş irtifası 1 ila 5 metre arasında olup gerektiğinde birkaç on metre yüksekliğe kadar çıkabilmektedir. Motoru, suyla temas etmemesi için pilot kabininin arkasına ve gövdenin üst kısmına yerleştirilmiştir. Üç kanatlı pistonlu pervaneli motor, ufka göre pozitif açıyla monte edilmiştir. Böylece sürekli olarak yukarı yönlü bir kuvvet bileşeni oluşturarak kaldırma kuvvetine katkıda bulunur. Bu durum aracın su yüzeyinden daha kolay kalkmasını sağladığı gibi düşük irtifada uçuş sırasında güvenliği de artırmaktadır. Baver-2’nin iki kişilik versiyonu da üretilmiş ve hizmete alınmıştır. Bu model esas olarak eğitim amaçlı kullanılmaktadır. Tek kişilik versiyonda ikinci pilotun ağırlığı ile koltuğu, kokpit göstergeleri ve kontrol sistemleri gibi çıkarılan ekipmanların yerine daha fazla faydalı yük taşınabilmektedir. Bu ek taşıma kapasitesinin yaklaşık 90 ila 110 kilogram arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bu nedenle Baver-2’nin en az bir adet Kosar gemisavar füzesini taşıyabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtilmektedir.
Silah ve Donanım
Baver-2’nin gündüz ve gece görüş sağlayan çeşitli kameralarla donatıldığı, elde edilen bilgileri anlık olarak aktarabildiği ve makineli tüfek taşıdığı açıklanmıştır. Ayrıca yakın gelecekte bu uçan bota roketler ve gemisavar füzelerinin de entegre edileceği ifade edilmiştir.
Tasarım Özellikleri
Baver-2, gövdenin üst kısmına yerleştirilmiş kanatlara sahip bir hava aracıdır. Kanatlar geniş yüzey alanına sahip ters delta şeklinde tasarlanmıştır. Kanatlarda yüksek derecede aşağı eğim (anhedral), kavisli alt yüzey ve kuyruğa kadar uzanan geniş kök yapısı bulunmaktadır. Kalın kanat yapısı düşük hızlardaki uçuş karakteristiğine uygun olarak geliştirilmiştir. Ayrıca daha fazla yakıt taşınmasına da imkân vermektedir. Kuyruk bölümü T şeklinde tasarlanmıştır. Dikey kuyruğun hareketli kısmı olan dümen (rudder), araç su üzerinde yüzerken suya temas ederek tekne dümeni görevini üstlenmektedir. Su ile temas eden gövde alt bölümü ise sürat teknelerinde kullanılan tasarıma sahiptir ve bu durum aracın yüzeydeki hareket kabiliyetini artırmaktadır. Kanat uçlarında hareketli yüzeyler bulunan küçük kanatçıklar yer almaktadır. Bu yüzeyler dümen gibi çalışarak ek kontrol yüzeyi görevi görmekte ve aracın manevra kabiliyetini artırmaktadır. Kanat uçlarının dışa doğru açılı olması nedeniyle araç önden bakıldığında “W” harfine benzer bir görünüm sergilemektedir. Bu tasarım, bazı yabancı küçük ve büyük ekranoplanlarda da kullanılan yaygın bir konfigürasyondur. Kanat uçlarının 90 derecelik dik bir yapı yerine eğimli tasarlanması, özellikle yan açılardan radar yansımalarının azaltılmasına yardımcı olmaktadır. Bu kanatçıkların altında “kayak” veya yardımcı yüzdürücü olarak adlandırılan büyük parçalar bulunmaktadır. Su ile temas eden eğimli yüzeyleri sayesinde yüzebilirliği artırmakta, dengeyi korumakta ve suya inişi kolaylaştırmaktadır.Her ne kadar yardımcı yüzdürücüler hidrodinamik bir unsur olsa da aerodinamik açıdan da olumlu etkiye sahiptir. Çünkü kanat altındaki yüksek basınçlı havanın üst tarafa kaçışını sınırlandırarak yer etkisinin güçlenmesine katkıda bulunmaktadır.
Gelecek Perspektifi
Deniz ortamında görev yapabilen hafif ve amfibi bir hava aracı olarak uçan botların sahip olduğu yüksek kabiliyetler dikkate alındığında, Baver-2 üzerinde yapılacak bazı geliştirmelerin gelecekte etkinliğini daha da artırabileceği değerlendirilmektedir.Bunların başında daha önce de vaat edildiği gibi gemisavar füzelerle donatılması gelmektedir. Ayrıca Baver-2’ye omuzdan atılan sınıftaki havadan havaya füzelerin entegre edilmesi durumunda, düşmanın çok sayıdaki insansız hava aracına karşı mücadele edebilmesi de ona son derece önemli bir yetenek kazandıracaktır. Bu araçların diğer deniz ve hava unsurlarıyla ağ merkezli şekilde bağlantılı olarak çalışması ise modern savaş ortamlarında operasyonel etkilerini daha da artıracaktır.