Şehit devrim liderinin tarihî cenaze töreni, yeni bir dönemin başlangıcı niteliğinde
Hamaney’in kanı kaynıyor
Son bir hafta içinde şehit liderin cenaze töreninde sergilenen ve birçok kişiyi hayrete düşüren şey, pasif bir yas ve üzüntü hâlinden çok daha önce ve öncelikli olarak, İran ve Irak’ta İslami uyanış hareketinin ve bu hareketin planının ilerlemeye ve derinleşmeye devam ettiğinin bir göstergesiydi.
Her ne kadar bu olay coğrafi açıdan iki ülkede gerçekleşmiş olsa da, İslam dünyasının önemli kesimlerine de yayılma potansiyeline sahiptir. Milyonlarca İranlının, Iraklı Şiilerin ve İslam Devrimi’ne gönül verenlerin yaşadığı acı, yas ve üzüntü; onları şaşkınlığa sürükleyip geçmişte donup kalmalarına neden olmamıştır.
Her ne kadar onlar, Büyük Humeyni’nin vefatından sonra yaşadıklarına benzer, hatta o dönemi hatırlatan ağır ve olağanüstü bir acıyla karşı karşıya kalmış olsalar da, bu durum onların ortak yas içinde kalarak edilgenlik denizinde boğulmalarına yol açmamıştır. Bu yas, onları pasifleştirmek bir yana, tam tersine bu cinayetlerin emrini verenlere ve uygulayanlara karşı büyük bir öfke ve başkaldırı dalgası oluşturmuştur. Söz konusu kişiler, bölgede işlenen suçların ve sömürgeci projelerin başlıca sorumluları ve failleri olmakla suçlanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Aziz Hamaney’in (Allah’ın rahmeti üzerine olsun) şehadetinden doğan üzüntü, bölgenin özgürlükçü, emperyalizm ve sömürgecilik karşıtı duygularının damarlarına yeni bir kan sağlamıştır.
Bu doğrultuda, Amerika ve Siyonist rejime karşı yükselen bilinç, coşku ve sloganlar; Tahran, Kum, Necef, Kerbela ve Meşhed’deki şehit Hamaney için düzenlenen anma merasimlerinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bu durum yalnızca Amerika ve İsrail karşıtı cephenin damarlarına yeni bir kan vermekle kalmamış, aynı zamanda bu atmosferden daha uzak duran başka kesimleri de uyandırmış ve Amerika ile İsrail karşıtı özgürlük yanlıları cephesinin insan gücünü ve imkânlarını artırmıştır. Bu, şehidin kanının hayat taşıdığı ve hayat verdiği düşüncesinin açık ve net bir örneğidir.
Şehit Hamaney’in kaybı, milyonlarca İranlı, bölgedeki ve dünyadaki Şiiler için büyük bir üzüntüye yol açmış olsa da, Tahran, Kum, Necef, Kerbela ve Meşhed sokaklarında yaşananlar şu gerçeği kanıtlamıştır: Bu büyük kayıp, onun sevenlerini ve destekçilerini edilgen hâle getirmemiş, onları geçmişte bırakmamış, hareketlerini durdurmamış ve durgunluğa sürüklememiştir. Aksine, onların önceki hareketlerini hızlandırmış ve başka kesimleri de bu topluluğa katmıştır. Bu büyük acı ve yas, hayat verici ve harekete geçirici özelliğiyle bir destana dönüşmüştür; sonuçlarının hayırlı olması beklenen bir destan ki, bu henüz sabahın ilk ışıklarından ibarettir.